حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، فِي هَذِهِ الْقِصَّةِ قَالَتْ فَقَالَ تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم " يَا عَائِشَةُ إِنَّ مِنْ شِرَارِ النَّاسِ الَّذِينَ يُكْرَمُونَ اتِّقَاءَ أَلْسِنَتِهِمْ " .
Şu (bir önceki 4792. hadiste anlatılan) olay hakkında Hz. Aişe'den (gelen bir rivayete göre) Nebi (s.a.v.): "Ey Aişe! Dilin (in şerrin) den korunmak için kendilerine ikram edilen kimseler, şüphesiz insanların en şerlılerindendir."buyurmuştur. İzah 4792 de idi
Hz. Enes'den demiştir ki: (Gizlice bir derdini açmak üzere) ağzmı Nebi (s.a.v.)'in kulağına yaklaştıran hiçbir adam görmedim ki o adam başını (Hz. Nebi'den) uzaklaştırmadıkça (Rasûlullah) başını (ondan) uzaklaştırmış olsun. Yine (Hz. Nebi'in) elini tutan hiç bir adam görmedim ki o adam (Hz. Nebiin) elini bırakmadıkça (Hz. Nebi onun) elini bırakmış olsun
Hadis 4795 — Sunan Abu Dawud 43:23
SahihSahihSahihSahih Bukhari (24) Sahih Muslim (36)
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ عَلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَهُوَ يَعِظُ أَخَاهُ فِي الْحَيَاءِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعْهُ فَإِنَّ الْحَيَاءَ مِنَ الإِيمَانِ " .
(Abdullah) b. Ömer'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) kardeşine (fazla) utanma(ması) hakkında öğüt vermekte olan ensardan bir zat'ın yanına uğramış da: "Onu bırak! Çünkü utanmak imandandır" buyurmuştur
Ebu Katede'den demiştir ki: Biz, İmran b. Husayn ile birlikte idik. Orada Buşeyr İbn Ka'b da vardı. (Bir ara) İmran İbn Husayn (söze başlayıp), Rasûlullah'ın (s.a.v.): "Utanma tamamiyle hayırdır" dediğini ya da "utanma(nın) hepsi de hayırdır" buyurduğunu söyledi. Bunun üzerine Büşeyr İbn Ka'b'ın: "Biz bazı kitaplarda bazı hayaların vakar (ağırlık), bazısının sekînet (iç huzuru), bazısının da zayıflık (kaynağı) olduğuna rastladık" dedi. İmran hadisi tekrar rivayet etti. Büşeyr de sözü(nü) tekrarladı; (haya'nın bir takım zaafların kaynağı olduğunu ifade eden Büşeyr'in bu sözlerini ikinci kez işiten) İmran öfkelenip gözleri kıpkırmızı oldu ve (Büşeyr'e hitaben): Görüyorum ki, ben sana Rasûlullah (s.a.v.)'den söz ediyorum, sen de bana kitaplarından bahsediyorsun, dedi. (Biz bu durumu görünce İmran'ın daha fazla kızmasını önlemek için kendisine): Ey Ebu Nüceyd, (artık bu kadarı) yeter! dedik
Ebu'd Derdâ (r.a.)'den (rivayet edildiğine göre) Nebi (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Terazide güzel huydan daha ağır basacak olan bir şey yoktur." (Bu hadisin ravilerinden) Ebul Velid (et-Tayâlisî, bu hadisi el Kasım b: Ebi Bezze'den) sema' yoluyla, yani ben, Ata el Keyharanî'yi (şöyle şöyle derken) işittim, (şeklinde) rivayet etti. (Diğer râvi Hafs b. Ömer ise el-Kasım'dan an'ane tarikiyle rivayet etti.) Ebu Dâvud der ki: (Sözü geçen) o (Ata el Keyharhanf den maksat) Ata İbn Yakub'dur ve ibrahim Ibn Nafi'nin dayısıdır. Keyharânî ve Gevharâ-nî (nisbeileriyle) anılır. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Birr; Ahmed b. Hanbel, VI
Ebû Umame'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.; 'şöyle) buyurmuştur: "Ben, haklıyken bile çekişmeye girmekten kaçınan kimse için cennetin kenarından; şakadan da olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimse için cennetin ortasından, huyunu güzelleştiren kimse için de cennetin en yükseğinden bir "köşk (verilmesin)e kefilim." Tahric edenler: Tirmizî, birr; Nesâî, cihad; İbn Mâce, mukaddime
Hârise İbn Vehb'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle) buyurmuştur: "Çok şişman olup böbürlenerek yürüyen, kibirli, cimri ve hilekâr kimse cennete girmez, kendini beğenmiş katı kalpli insan da giremez
Hz. Enes'den (rivayet edilmiştir) dedi ki: (Nebi (s.a.v.)'in) "el-adbâ" (isimli devesi)nin (yarışlarda) hiç önüne geçilmezdi. (Bir gün) bir bedevî kendisine ait bir yük devesinin üzerinde geldi ve Adbâ ile yarışa girip onu geçti. Bu geçiş Rasûlullah (s.a.v.)'in sahabilerine ağır gelir gibi oldu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): "Dünyada her yükselen şeyi (oradan tekrar) aşağı indirmek Allah'ın kanunudur" buyurdu. Tahric edenler: Buhari, cihad; rikâk, Nesâî hayl