Sehl b. Sa'd es-Saidî (r.a.)'den; demiştir ki: Bir gün biz Kur'an-i Kerim okurken Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkageldi (ve bizi bu halde görünce); "Allah'a hamdolsun, her ne kadar sizin içinizde kırmızısı, beyazı ve siyahı bulunuyorsa da, Allah'ın Kitabı birdir. Onu ok gibi dosdoğru okuyup (fakat) ecrini dünyada alacak ve ahirete bırakmayacak kavimler gelmeden o'nu (işte böyle) okuyunuz" buyurdu. Diğer tahric: Ahmed b. Hanbel, III, 146, 153, 357, 397; V
Abdullah b. Ebî Evfa (r.a.)'dan; demiştir ki: Bir adam Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek; Benim Kur'an'dan (kafama) bir şey almaya gücüm yetmiyor. Bana (namazda) yetecek kadar Kur'an'dan birşeyler öğret dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "Sen; Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih ve o'na hamd ederim. Allah'dan başka ilah yoktur. Allah çok büyüktür. Kuvvet ve kudret ancak [yüce ve büyük olan] Allah iledir., (duasını) oku" buyurdu. Adam: [Sübhanallah el-Hamdu lillah vela İlahe İllallahu Vallahu Ekber Ve La havle Ve la kuvvete illa Billah] Ey Allah'ın Resulu, bu Allah içindir. Kendim için ne (okuyayım?) dedi, (Resul-i Ekrem'de:) Ey Allah'ım, bana acı, beni rızıklandır, bana afiyet ver ve hidayete erdir, diye dua et." buyurdu. (Adam) ayağa kalkınca (yumduğu) eliyle (işaret ederek:) İşte böyle, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Muhakkak ki onun eli hayırla doldu" buyurdu. Diğer tahric: Nesaî, iftitah
Cabir b. Abdillah'dan; demiştir ki: Biz (Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sağlığında) ayakta ve otururken dua ederek rüku ve secdede iken de, tesbih ederek nafile namaz kılardık
Musa b. İsmail'in naklettiğine göre (bir önceki (833.) hadisin) bir benzerini de Hammad, Humeyd'den rivayet etmiş, (ancak) "nafile" (kelimesini) söylememiştir. (Humeyd) dedi ki: "el-Hasen öğle ve ikindide, imam iken de imamın arkasında iken de Fatiha'yı okurdu ve (birinci rekatta) Kaf ve (ikinci rekatta) ez-Zariyat (suresine denk olacak) kadar tesbih, tekbir ve tehlilde bulunurdu
Mutarrif den; demiştir ki: Ben îmran b. Huseyn ile birlikte Ali b. Ebî Talib'in arkasında namaz kıldım. Ali secdeye ve rüku'a vardığı zaman ve iki rek'at (kıldık)tan sonra kalkarken tekbir alırdı. Namazdan çıktığımız vakit İmran elimden tuttu ve; "Vallahi şu (zat-i muhterem) demin Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldı" veya "bize kıldırdı" dedi. Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim, salat; Nesaî, iftıtah, tekbîr
Ebu Bekr b. Abdurrahman ile Ebu Seleme'nin naklettiklerine göre, Ebu Hureyre (r.a.) farz ve diğer namazlarda tekbir alırdı. Namaz'a dururken tekbir alırdı. Sonra secdeye gitmeden önce derdi. Sonra ruku'a varırken de tekbir alırdı. Sonra (rüku'dan başını doğrulturken) "Semiallahu limen hamideh" derdi. Sonra secdeye gitmeden önce "Rabbena ve leke'I-hamd", secdeye inerken ve (secdeden) başını kaldırırken de, "Allahu Ekber" derdi. Sonra (ikinci defa) secde ederken, (secdeden başını) kaldırırken ve iki rekatin sonundaki oturuştan kalkarken de tekbir alırdı. Bunu her rekatta namazı bitirinceye kadar (böyle) yapardı. (Namazdan) çıkınca da; "Varlığım (kudret) elinde olan Allah'a yemin olsun ki (içinizde namaz kılmak bakımından) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namazına en çok benzeyeniniz benim. Dünyayı terkedînceye kadar onun namazı işte budur" derdi. Ebu Davud dedi ki: Şu son cümleyi Malik (b. Enes) ez-Zübeydî ve bunların dışında bazı kimseler, ez-Zühri vasıtasıyle Ali b. Hüseyn'den rivayet ettiler. (Bu sözü) Ma'mer'den nakleden Abdul'a'la da (aynen bizim gibi) Şu'ayb b. Ebî Hamza'ya uyarak ez-Zührî vasıtasıyle (Ebu Bekr b. Abdirrahman ile Ebu Seleme'den Ebu Hureyre'nin sözü olarak) nakletmiştir. Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim salat; Nesaî, tatbik; Darimî, salat; Ahmed b. Hanbel, II
Abdirrahman b. Ebza'dan; oğlunun rivayet ettiğine göre, (Abdurrahman) Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kılarmış ve Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tekbiri tamamlamazmış. Ebu Davud dediki: "Tekbiri tamamlamazdı" sözünün manası, "başını rüku'dan kaldırıp da secdeye varacağında ve bir de secdeden, başını kaldırdığında tekbir almazdı" demektir
Abdulcebbar'ın babası Vail Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namazını anlatmış ve (şöyle) demiştir: "(Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem) secdeye vardığı zaman ellerinden önce dizleri yere inerdi." Hemmam dedi ki; Ve Şakîk bize Asim b. Küleyb (ve) onun babası (Kuleyb) vasıtasıyla Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bu hadisin bir benzerini nakletti: (îbn Cuhade ile Şakîk'in) ikisinden birinin hadisinde -büyük bir ihtimalle- Muhammed b. Cuhade'nin hadisinde (şu söz vardı:"Secdeden ayağa) kalkarken dizlerinin üzerinde ve uyluğunun üzerine dayanarak kalkardı
Ebu Hureyre (r.a.)'den; demiştir ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "Biriniz secdeye vardığında deve gibi çökmesin, dizlerinden önce ellerini (yere) koysun" buyurdu. Diğer tahric: Tirmizî, salat; Nesaî, tatbik; Darimî, salat; Ahmed b. Hanbel, II