Zübeyr b. Adiy şöyle anlatmıştır: Enes b. Malik r.a.'e gelip, hacıların Haccac'dan gördüğü zulümden şikayette bulunduk. Bize "Sabrediniz! Çünkü bundan sonra gelecek zamanın bir sonrası bundan daha kötü olacaktır ve bu Rabbinize kavuşuncaya kadar böyle sürüp gidecektir. Ben bunu Nebiinizden işittim" dedi
Hadis 7069 — Sahih al Bukhari 92:20
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي عَتِيقٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ هِنْدٍ بِنْتِ الْحَارِثِ الْفِرَاسِيَّةِ، أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتِ اسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً فَزِعًا يَقُولُ " سُبْحَانَ اللَّهِ مَاذَا أَنْزَلَ اللَّهُ مِنَ الْخَزَائِنِ وَمَاذَا أُنْزِلَ مِنَ الْفِتَنِ، مَنْ يُوقِظُ صَوَاحِبَ الْحُجُرَاتِ ـ يُرِيدُ أَزْوَاجَهُ ـ لِكَىْ يُصَلِّينَ، رُبَّ كَاسِيَةٍ فِي الدُّنْيَا، عَارِيَةٍ فِي الآخِرَةِ ".
Hind binti el-Haris el-Firasiyye'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Ümmü Seleme şöyle anlatmıştır: Bir gece Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dehşetle uyandı. Şöyle diyordu: "Subhanallah! Allah bu gece ne hazineler indirdi! Ve ne fitneler indirdi! Namaz kılmaları için hücrelerdeki hanımları -eşlerini- kim uyandırır? Dünyada nice giyinik kadınlar vardır ki ahirette çıplaktıdar." Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen Haccac, meşhur vali Haccac b. Yusuf es-Sakafl'dir. İnsanların Enes b. Malik'e gelip şikayet etmeleri, onun kendilerine yaptığı zulüm ve haddi aşmadır. ez-ZUbeyr Muvaffakiyat'ta MÜc2ıhid vasıtasıyla Şabl'nin şu sözüne yer verir: "Hz. Ömer ve ondan sonra gelenler, bir isyankarı yakaladıklcmnda insanların karşısına dikerler, başından sarığını çıkarırlardı. Ziyad iktidara gelince, işlenen suçları kamçıyla vurarak cezalandırmaya başladı. Sonra Mus'ab b. ZUbeyr sakal kesme cezası ilave etti. Bişr b. Mervan vali olunca suç işleyen kimsenin avucuna çivi çaktı. Haccac vali olunca bunların tamamı oyundan ibarettir diyerek suçluyu kılıçla öldürdü. "Nebiinizden işittim ... " İbn Battal şöyle der: Bu haber, Nebilik alametlerindendir. Zira Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem durumun kötüye gideceğini haber vermiştir. Bu, akıl yürütülerek bilinecek gaybı bir haber değildir. Bu ancak vahiyle bilinir. Bazı zamanların geçmişinden daha az kötü olması dolayısıyla sözkonusu mutlak ifade problemli görülmüştür. Bu konuda hiçbir örnek olmasa Ömer b. Abdulaziz zamanı buna örnektir. Ömer b. Abdulaziz, Haccac'dan kısa bir süre sonra halife olmuştur. Ömer b. Abdülaziz'in zamanındaki iyilik meşhurdur. Onun zamanının, -bir öncesinden daha kötü olması şöyle dursun- bu zamanda kötülük yavaş yavaş silinip yok oldu dense, gerçeğe uzak bir söz söylenmiş olmaz. Hasan-ı Basrl, bir sonraki zamanın bir öncekinden daha kötü olmasını genellikle ve çoğunlukla şeklinde açıklamıştır. Kendisine Haccac' dan sonra Ömer b. Abdulaziz'in gelmesi sorulunca "İnsanların rahatlaması şarttır" demiştir. Bazıları "üstünlük"ten maksat, bir asrın tamamının, diğer asrın tamamına olan üstünlüğüdür diye cevap vermişlerdir. Çünkü Haccac'ın asrında birçok sahabe hayattaydı. Ömer b. Abdulaziz zamanında ise vefat etmişlerdi. Sahabenin yaşadığı zaman onlardan sonraki zamandan daha hayırlıdır. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Asırlann en hayırlısı içinde bulunduğum asırdır" buyurmuştur.(Müslim, Fedailu's-sahabe) Bu hadis, Buhari ve Müslim' de yer almaktadır. Bu konudaki bir başka hadis şöyledir: "Sahabilerim ümmetimin güvencesidir. Onlar hayattan çekildiklerinde ümmetimin başına tehdit edilen gelir."(Müs!im, Fedailü'sahabe) Bundan sonra Abdullah b. Mesud'un hadisten maksadın ne olduğuna dair açık ifadesine rastladım. Bu, uyulmaya daha elverişlidir. Yakub b. Şeybe'nin elHaris b. Hasıra vasıtasıyla nakline göre Zeyd b. Vehb şöyle demiştir: Abdullah b. Mesud'un şeyle dediğini duydum: "Kıyamet kopuncaya kadar üzerinize hiçbir gün gelmez ki bir sonrası ondan daha kötü olmasın. Hayatta elde edilen refahı veya istifade edilen malı kastetmiyorum. Fakat üzerinize hiçbir gün gelmeyecektir ki o ilim açısından geçen günden daha geride olmasın. Alimler hayattan çekilince, insanlar birbiriyle eşit hale gelecek, birbirlerine iyiliği emretmeyip, kötülüğü yasaklamayacaklardır. İşte o durumda helak olup gideceklerdir." "Allah bu gece ne hazineler indirdi! Ve ne fitneler indirdi!" "Hazineler ve onunla zikredilen şeyler" den maksadın ne olduğu İlim bölümünde daha önce geçmişti. "Giyinik ve çıplak kadınlar" kelimesinden maksadın ne olduğu konusunda ihtilaf edilmiştir. Bir görüşe göre bu kadınlar dünyada zengin olmaları dolayısıyla giyinik, dünyada amel etmemeleri dolayısıyla ahirette sevaptan arı olacaklardır. İkinci bir görüşe göre elbise ile giyiniktirler, fakat elbiseleri şeffaf olup, avret yerlerini örtmeyecektir. Dolayısıyla ahirette bunun karşılığı olarak çıplak kalmakla cezalandırılacaklardır. Bir üçüncü görüşe göre onlar Allah'ın nimetlerinden giyinik, semeresi ahirette sevapla ortaya çıkan şükürden çıplaktırlar. Dördüncü görüşe göre vücutları giyiniktir, fakat başörtülerini arkalarından örttüklerinden göğüsleri ortaya çıkar ve çıplak hale gelirler. Dolayısıyla ahirette bunun cezasını göreceklerdir. Beşinci görüşe göre bunlar salih bir erkekle evlenme elbisesi bakımından giyinik, ancak ahirette amelden çıplaktırlar. Kocalarının salih olması bunlara fayda vermez. Nitekim Yüce Allah bu konuda "Sura üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır" uyurmaktadır.(Mu'minun 101) Bu son açıklamayı TIbl yapmış ve bu konuya ve hadisin lafzına uygun düştüğü için tercih etmiştir. Hadis her ne kadar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in eşleri hakkında varid olmuş ise de itibar sözün genelinedir. Bunun bir benzerini Davudı şöyle nakletmişti: "Onlar dünyada şerefli kesimden oldukları için şeref elbisesini giyin ik ancak kıyamet günü çıplaktırlar." Hadis-i şerif, fitne baş gösterdiğinde onun ortadan kalkması veya dua edenle, dua ettiği kimsenin ondan salim olması için özellikle duaların kabul vakti olduğu umulan gece vakti Yüce Allah'a dua etme ve yakarma çağrısında bulunmaktadır
Hadis 7070 — Sahih al Bukhari 92:21
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا ".
Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kim bize silah çekerse, bizden değildir" buyurmuştur
Hadis 7071 — Sahih al Bukhari 92:22
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلاَحَ فَلَيْسَ مِنَّا ".
Ebu Musa'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kim bize silah çekerse, bizden değildir" buyurmuştur
Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sakın biriniz silahını din kardeşine doğrultmasın! Çünkü silahı doğrultan bilmez. Belki şeytan elini dürtüp de (din kardeşini vurur) ve bu sebeple cehennemden bir çukura yuvarlanır
Hadis 7073 — Sahih al Bukhari 92:24
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ قُلْتُ لِعَمْرٍو يَا أَبَا مُحَمَّدٍ سَمِعْتَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ مَرَّ رَجُلٌ بِسِهَامٍ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمْسِكْ بِنِصَالِهَا ". قَالَ نَعَمْ.
Cabir b. Abdullah şöyle demiştir: Bir adam, yanında okları olduğu halde mescidden geçti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Temreninden tut!"" buyurdu. Adam "peki" dedi
Cabir'in nakline göre adamın biri yanında temrenleri meydana çıkmış birçok ok olduğu halde mescidden geçti. Okların herhangi bir Müslümana dokunup da yaralamaması için temreninden tutması emrediidi
Hadis 7075 — Sahih al Bukhari 92:26
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا مَرَّ أَحَدُكُمْ فِي مَسْجِدِنَا أَوْ فِي سُوقِنَا وَمَعَهُ نَبْلٌ فَلْيُمْسِكْ عَلَى نِصَالِهَا ـ أَوْ قَالَ فَلْيَقْبِضْ بِكَفِّهِ ـ أَنْ يُصِيبَ أَحَدًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ مِنْهَا شَىْءٌ ".
Ebu Musa'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Herhangi biriniz mescidimizden veya çarşımızdan yanında aklar varken geçecek olursa herhangi bir Müslümana bir zarar vermemek için onları temrenlerinden tutsun -veya- onu avucunun içine alsın." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kim bize silah çekerse ... " Hadisin manası şudur: Kim haksız yere çarpışmak için Müslümanlara silah çekerse bizden değildir. Çünkü bu onları korkutmak ve kalplerine korku vermek anlamına gelir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "silah taşıma" fiilini kinaye yoluyla çarpışma veya öldürme anlamında kullanmıştır. Çünkü genellikle silah taşımakla adam öldürmek ve çarpışmak birlikte bulunur. "Fe leyse minna" yani kim bize silah çekerse bizim yolumuzda değildir veya bizim yolumuza uyan kimse değildir. Çünkü bir Müslümanın diğer Müslüman üzerindeki hakkı, onunla çarpışmak veya katletmek için kendisine silah çekerek yüreğine korku salmak değil, ona yardım etmek ve uğruna çarpışmaktır. "Bizi aldatan bizden değildir",(Müs/im, "İman) "Yanaklara vurup, ya ka yırtan bizden değildir"(Müs/im, "İman) gibi hadisler, bu hadisin benzeridir. Bu, sözkonusu fiilleri helal saymayan kimseler hakkındadır. Çünkü kişi sırf silah taşımak suretiyle değil, şart cümlesinde haram kılınmış olan fiili helal saymak suretiyle kafir olur. Selef bilginlerinin çoğuna göre en uygun olanı -sakındırmada daha etkin olması için- teviline değinmeksizin haberin lafzını mutlak olarak almaktır. Süfyan b. Uyeyne bu haberi zahirindeki manadan çevirene tepki gösteriyor ve "Hadisin manası bizim yolumuz üzere değildir" diyordu. O zikrettiğimiz nedenlerden dolayı hadisi tevil etmemeyi daha uygun görüyordu. Hadiste zikredilen tehdit hak üzere olup, bağllerle çarpışanları kapsamamaktadır. Dolayısıyla bu bağılere ve haksız yere savaşmaya başlayanlara yöneliktir. "Çünkü silahı doğrultan bilmez. Belki şeytan elini dürtüp de (din kardeşini vurur) ve bu sebeple cehennemden bir çukura yuvarlanır." Cümlenin anlamı şudur: Belki şeytan biri diğerini silahı ile vursun ve o kişiye darbesini gerçekleştirsin diye onları kışkırtır. "Bu sebeple cehennemden bir çukura yuvarlanır." Bu ifade kişinin cehenneme girmesine yol açacak günaha düşmesinin kinayeli anlatımıdır. İbn Battal şöyle der: İfadenin manası şeytan böylece tehdidi onun üzerinde gerçekleştirir demektir. Hadis sakıncalı bir duruma yol açacak şeyi yasaklamaktadır. Sakınca durumu -ister ciddi olarak, ister şaka şeklinde olsun- kesin olmasa bile hüküm böyledir. "Kad beda" Hadiste geçen "en-nusul" "en- nasl" kelimesinin çoğulu olup, kelime "nisal" şeklinde çoğul yapılır. "Nasıı> okun temreni demektir. "Bir Müslümana bir zarar vermemek için." Bu cümle oku temreninden tutma emrinin gerekçesini teşkil etmektedir. Hadiste geçen "hadş" yaranın başlangıç kısmı demektir
Hadis 7076 — Sahih al Bukhari 92:27
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا شَقِيقٌ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ، وَقِتَالُهُ كُفْرٌ ".
Şeki'k'in, Abdullah b. Mesud' dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Müslümana sövmek fısk, onunla çarpışmak küfürdür" buyurmuştur
Hadis 7077 — Sahih al Bukhari 92:28
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي وَاقِدٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ".
İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kdfirlere dönmeyiniz" buyurmuştur