حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَى الْمِنْبَرِ {وَنَادَوْا يَا مَالِكُ}. قَالَ سُفْيَانُ فِي قِرَاءَةِ عَبْدِ اللَّهِ وَنَادَوْا يَا مَالِ.
Safvan İbn Ya'la'dan nakledildiğine göre, babası Ya'la İbn Ümeyye r.a. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberde [ez-Zuhruf 77. ayetini ونادوا يا مالك ( "Cehennem bekçisine şöyle feryad ederler: " Malik Ne olur, tükendik artık! Rabbin canımızı alsın, bitirsin işimizi!'' O da: "Ölüp kurtulmak yok, ebedi kalacaksınız burada'' der." ....) diye okuduğunu işitmiştir. Süfyan İbn Uyeyne şöyle demiştir: "Bu ayet Abdullah İbn Mes'ud'un kıraatinde ونادوا يا مال şeklindedir," Tekrar:
Aişe radiyallahu anha naklediyor: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: 'Uhud savaşında yaşadıklarından daha kötü ve sıkıntılı günlerin oldu mu hiç?' diye sorduğumda bana şunları anlattı: "Ne çile çektiysem senin bu kavminden çektim! Onlardan gördüğüm en büyük çile ise Akabe biatında oldu. Ben de sığınma talebiyle (Taif liderlerinden) İbn Abdi Yaleyl İbn Abdi Külal'e gittim. Fakat beni geri çevirdi, isteğimi kabul etmedi. Ben de bütün ümitlerim sönmüş bir şekilde geri döndüm. Karnü's-sealib'e varana kadar da kendime gelemedim. Bu sırada başımı göğe kaldırdığımda beni gölgeleyen bir bulut gördüm. Buluta baktığımda içinde Cebrail'in olduğunu fark ettim. Bana seslenerek şöyle dedi: 'Allah, senin kavminden olanların sana ne söylediklerini ve seni nasıl reddettiklerini işitti. İşte Rabbin sana dağlarla sorumlu meleği gönderdi. Kavmine ne yapılmasını istiyorsan bu meleğe emredebilirsin!' Bu sırada dağlarla sorumlu olan melek bana selam verdikten sonra şöyle dedi: 'Ey Muhammed, bu senin istemene bağlı. İstersen şu iki dağı birleştirip onları arada sıkıştırarak ezebilirim!' Ben ise: 'Hayır, ben Allah'ın onların nesillerinden sadece Allah'a kulluk eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan insanlar çıkarmasını dilerim!' diye karşılık verdim
Ebu İshak eş-Şeybanı anlatıyor: "Bir defasında Zir İbn Hubeyş'e "Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı. O da kuluna vahyetmek istediği her şeyi vahyetti" [Necm 8-10] ayetlerini sordum. Bana Abdullah İbn Mes'ud'un şu sözlerini aktardı: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail'i altı yüz kanadıyla gördü." Tekrar:
Abdullah İbn Mes'ud'un, "Vallahi gördü, hem de Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü!" ayetiyle ilgili olarak: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem göğün ufkunu kaplayan yeşil bir رفرفا Refref gördü" dediği nakledilmiştir. Diğer tahric: Tirmizi Tefsirul Kur’an; Müslim, İman
Aişe radiyallahu anha'nın şöyle dediği nakledilmiştir: "Kim Muhammed'in, Rabbini gördüğünü ileri sürüyorsa şüphesiz çok aşırı bir düşünceye saplanmıştır. Ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail'i bütün bir ufku kaplamış şekilde kendi aslı suretinde ve yaratılışında görmüştür." Tekrar:
Şa'bi'den nakledildiğine göre Mesruk, Hz. Aişe'ye: "Peki "Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı" [Necm 8-10] ayetleri hakkında ne diyeceksiniz?" diye sormuş, Hz. Aişe de şu cevabı vermiştir: "O Cebrail idi. Cebrail, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e insan şeklinde gelirdi. Fakat bu sefer gerçek şeklinde göründü ve bütün bir ufku kapladı
Hadis 3236 — Sahih al Bukhari 59:47
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " رَأَيْتُ اللَّيْلَةَ رَجُلَيْنِ أَتَيَانِي قَالاَ الَّذِي يُوقِدُ النَّارَ مَالِكٌ خَازِنُ النَّارِ، وَأَنَا جِبْرِيلُ، وَهَذَا مِيكَائِيلُ ".
Semure'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bu gece yanıma iki kişi gelip şöyle dediler: "Ateşi yakan melek, cehennem'den sorumlu olan Malik'tir. Ben Cebrail'im, bu ise Mikail'dir
Hadis 3237 — Sahih al Bukhari 59:48
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَعَا الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ إِلَى فِرَاشِهِ فَأَبَتْ، فَبَاتَ غَضْبَانَ عَلَيْهَا، لَعَنَتْهَا الْمَلاَئِكَةُ حَتَّى تُصْبِحَ ". تَابَعَهُ شُعْبَةُ وَأَبُو حَمْزَةَ وَابْنُ دَاوُدَ وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse karısını yatağına çağırdığı halde kadın buna yanaşmazsa ve kocası da bu yüzden ona kızgın olarak yatarsa, melekler sabaha kadar o kadına la'net ederler. " Tekrar:
Cabir İbn Abdullah r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Sonra bir süre bana vahiy gelmesi kesildi (fetret). Fakat bir gün ben yürürken gökten bir ses işittim. Bakışlarımı gökyüzüne çevirdiğimde Hira mağarasında bana gelen meleği gördüm; gök ile yeryüzü arasını kuşatan bir taht (kürsi) üzerine kurulmuştu. Ondan öylesine korkmuştum ki yere düştüm. Sonra ailemin yanına geldim ve: 'Beni örtün, beni örtün!' dedim. İşte Allah Teala "Ey örtüye bürünen! Ayağa kalk ve insanları uyar! Rabbinin büyüklüğünü an! Elbiseni tertemiz tut, maddı manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her şeyden kaçın!" [Müddessir 1-5] ayetlerini bu sırada vahyetti." Ebu Seleme: "Burada geçen الرجز (er-rucz) kelimesi putlar anlamına gelir' demiştir
Hadis 3239 — Sahih al Bukhari 59:50
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ،. وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَمِّ، نَبِيِّكُمْ يَعْنِي ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رَأَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي مُوسَى رَجُلاً آدَمَ طُوَالاً جَعْدًا، كَأَنَّهُ مِنْ رِجَالِ شَنُوءَةَ، وَرَأَيْتُ عِيسَى رَجُلاً مَرْبُوعًا مَرْبُوعَ الْخَلْقِ إِلَى الْحُمْرَةِ وَالْبَيَاضِ، سَبْطَ الرَّأْسِ، وَرَأَيْتُ مَالِكًا خَازِنَ النَّارِ ". وَالدَّجَّالَ فِي آيَاتٍ أَرَاهُنَّ اللَّهُ إِيَّاهُ، فَلاَ تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ. قَالَ أَنَسٌ وَأَبُو بَكْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " تَحْرُسُ الْمَلاَئِكَةُ الْمَدِينَةَ مِنَ الدَّجَّالِ ".
Abdullah İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Gece yolculuğuna çıkarıldığım İsra gecesi Musa Nebiyi gördüm. Esmer, uzun boylu ve topluca bir adamdı. Bu özellikleriyle tıpkı Şenue kabilesine mensup insanlara benziyordu. İsa Nebii de gördüm. Orta boylu idi ve kızıl ile beyaz arası bir ten rengi vardı. Saçları da düz ve uzundu. O gece cehennemin bekçisi Malik'i ve Allah'ın bana gösterdiği özellikleriyle Deccal'i de gördüm. Onunla bir gün muhakkak karşı karşıya geleceğin konusunda asla kuşkuya kapılma!" Enes İbn Malik ile Ebu Bekre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Melekler Medine'yi Deccal'den koruyacaklardır" buyurduğunu nakletmişlerdir