Ubeydullah İbn Abdullah'tan rivayete göre "Abdullah İbn Abbas kendisine şunu haber vermiştir: Ebu Süfyan da kendisine bildirdiğine göre: Hirakl (Heraklieus) kendisine elçi göndererek: O neyi emrediyor diye sordurmuştu. Bununla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kastediyordu. Ebu Süfyan: O, bize namazı, sadaka vermeyi, iffetli olmayı, akrabalık bağını gözetmeyi emrediyor, demiştL" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kocası bulunan kadının annesinin haklarını gözetmesL" Buhari bu başlık altında iki hadis zikretmektedir. Bunlardan birisi Ebu Süfyan'ın Heraklieus kıssası ile ilgili hadisidir. Bu hadisin yeteri kadar açıklaması Sahih'in baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde bu hadisten çıkartılan sonuçların birçoğunu Ali İmran suresinin tefsirinde zikretmiş bulunuyoruz. Burada hadisten maksat, akrabalık bağının gözetilmesidir. Dolayısı ile başlığın hükmü, bu akrabalık bağını gözetmenin geneloluşundan alınmaktadır. Diğer hadis ise Ebu Bekir'in kızı Esma'nın rivayet ettiği hadistir. İbn Battal dedi ki: Başlığın fıkhı inceliği Esma'nın rivayet ettiği hadisten çıkarılmıştır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Esma'ya annesinin hakkını gözetmesini mubah görmüş ve bu hususta kendi kocası ile danışmasını şart koşmamıştır
Abdullah İbn Dinar'dan, dedi ki: "Ben İbn Ömer r.a.'ı şöyle derken dinledim: Ömer ipekten birtakım elbisenin satılmakta olduğunu gördü. Bunun üzerine: Ey Allah'ın Rasulü, bunu satın al da Cuma günü heyetler senin huzuruna geldiği vakit giyersin, dedi. Allah Rasulü: Bunu ancak (ahirette) hiçbir payı olmayan kimseler giyer, buyurdu. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e O türden çok sayıda takım elbise geldi. Birtakım elbiseyi Ömer'e gönderdi. Bu sefer Ömer: Bu gibi elbiseler hakkında o sözlerini söylemişken bunu nasıl giyebilirim, dedi. Allah Rasulü: Ben onu sana sen giyinesin diye vermedim, ama satasın yahut (ipek giyinmesi helal olan) başkalarına giydiresin diye gönderdim, dedi. Bunun üzerine Ömer o elbiseyi Mekke halkı arasında bulunan ve henüz Müslüman olmamış bir kardeşine gönderdi
حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، وَأَبُوهُ، عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّهُمَا سَمِعَا مُوسَى بْنَ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَجُلاً قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ. فَقَالَ الْقَوْمُ مَالَهُ مَالَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرَبٌ مَالَهُ ". فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " تَعْبُدُ اللَّهَ لاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصِلُ الرَّحِمَ، ذَرْهَا ". قَالَ كَأَنَّهُ كَانَ عَلَى رَاحِلَتِهِ.
Ebu Eyyub el-Ensarı r.a.'dan rivayete göre bir adam: "Ey Allah'ın Rasulü! Bana benim cennete girmemi sağlayacak bir amel bildir, dedi. Hazır bulunanlar: Buna ne oluyor, bunun istediği nedir, dediler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Onun bir ihtiyacı vardır, başka ne olacak, buyurdu. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'a, ona hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet edersin, namazı dosdoğru kılarsın, zekatı verirsin, akrabalık bağını da gözetirsin. Artık onu (bineğini) bırak, (seni hedefine götürür)." Ravi dedi ki: Sanki o adam binek devesi üzerinde imiş gibi idi (de ona böyle hitap etti). 5983 NUMARA OLARAK YOK ANCAK HADİSLER’DE EKSİKLİK YOK SIRA’DA SORUN YOK. SADECE NUMARALANDIRMA HATASI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM –MAHİR- !!! Fethu'l-Bari Açıklaması: "Akrabalık bağını gözetmenin fazileti". Akrabalık bağı (diye anlam verilen) "er-rahm", akrabalar hakkında kullanılır. Bunlar da aralarında nesep bağı bulunan kimselerdir. Ona ister mirasçı olunsun, ister olunmasın; ister mahrem olsun, ister olmasın. Buhari bu başlMa Ebu Eyyub el-Ensari'nin rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Buna dair yeterli açıklamalar daha önce Zekat bölümünde geçmiş bulunmaktadır
Hadis 5984 — Sahih al Bukhari 78:15
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، قَالَ إِنَّ جُبَيْرَ بْنَ مُطْعِمٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعٌ ".
Cubeyr İbn Mut'im'den rivayete göre o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: "Cennete akrabalık bağını koparan hiçbir kimse giremez" diye buyururken dinlemiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cennete akrabalık bağını koparan hiçbir kimse girmeyecektir." Ebu Davud, Ebu Bekire'den merfu olarak şu hadisi zikretmiştir: "Hiçbir günah yüce Allah'ın o günahı işleyen kimseye ahirette sakladığı azap ile birlikte, dünyadaki cezasını da acilen vermeye, haddi aşmak ve azgınlık etmek ile akrabalık bağını gözetmekten daha layık değildir." Musannıf (Buhari)'nin de el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde Ebu Hureyre'nin Nebie merfu olarak rivayet ettiği şu hadisi kaydetmektedir: "Şüphesiz Adem oğullarının amelleri her perşembe akşamını cumaya bağlayan gece arz edilir, ama akrabalık bağını kesen hiçbir kimsenin ameli kabul edilmez." Taberani de İbn Mesud'dan şu hadisi rivayet etmektedir: "Şüphesiz semanın kapıları, akrabalık bağını kopartan kimselerin yüzüne kapalıdır." Yine musannıf Buhari'nin el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde İbn Ebi Evfa'nın Nebie merfu olarak rivayet ettiği şu hadis bulunmaktadır: "Şüphesiz rahmet, aralarında akrabalık bağını kopartan birisinin bulunduğu bir topluluğun üzerine inmez." et-Ti'bi"nin de naklettiğine göre burada "topluluk" ile muhtemelen akrabalık bağını koparmak hususunda o kimseye destek verip onun bu yaptığını red ve inkar etmeyen kimseler kastedilmiş olabilir. "Rahmet" ile de yağmurun kastedilmesi ve akrabalık bağını koparmanın uğursuzluğu sebebiyle genelolarak insanlara yağmur yağdınlmamasının kastedilme ihtimali vardır
Hadis 5985 — Sahih al Bukhari 78:16
حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْنٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ سَرَّهُ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَأَنْ يُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ ".
Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Kim rızkının lehine genişletilmesine, ecelinin de geciktirilmesine memnun oluyorsa, o da akrabalık bağını gözetsin
Hadis 5986 — Sahih al Bukhari 78:17
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ، وَيُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ، فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ ".
Enes İbn Malik r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim rızkının lehine genişletilmesini, ecelinin de lehine geciktirilmesini seviyor ise akrabalık bağını gözetsin." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Akrabalık bağını gözetmesi sebebiyle rızıkta lehine genişlik verilen kimse." Yani akrabalık bağını gözettiği için buna mazhar olan kimse. "Kim rızkında lehine genişlik verilmesine sevinirse ... " Enes'in rivayet ettiği hadiste ise "kim severse" şeklindedir. Tirmizi de hasen olduğunu belirterek bir başka yoldan, Ebu Hureyre'den şunu rivayet etmektedir: "Şüphesiz akrabalık bağını gözetmek, akrabalar arasında bir sevgi, malda bir bolluk, ecelde bir ertelenmediL" Ahmed de ravileri sika olan bir sened ile Aişe'den Nebie merfu olarak şu hadisi rivayet etmektedir: "Akrabalık bağını gözetmek, güzel komşuluk ve güzel ahlak yurtları mamur eder, ömürleri artırır." Müellif Buhari de el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde İbn Ömer'den şu lafızIa bir hadis rivayet etmektedir: "Kim Rabbine karşı takvalı olur, akrabalık bağını gözetirse onun ömrü, lehine olmak üzere uzatılır, malı bollaştırılır, akrabaları da onu sever" İbnu't-Tın der ki: Hadisin zahir anlamı yüce Allah'ın: "Artık ecelleri geldiği zaman ne bir saat geciktirilirler ve ne de öne geçebilirler. "(Nahl, 61) buyruğu ile çatışma halindedir. Her ikisini şu iki şekilde telif etmek mümkündür: 1- Böyle bir fazlalık itaate muvaffakiyetin verilmesi ve vaktini ahirette kendisine faydalı olacak şeyler ile değerlendirip başka işlerde onu zayi olmaktan koruması sebebiyle ömürde bereket ihsan edileceğinden bir kinayedir. 2- Artış hakikat anlamı iledir. Bu da ömür ile görevli olan meleğin ilmine nispetle böyledir. Ayet-i kerimenin delalet ettiği birinci ecel ise yüce Allah'ın ilmine nispetle böyledir. Mesela meleğe: Filan kişinin ömrü eğer akrabalık bağını gözetirse yüz yıl, eğer koparırsa altmış yıldır denilir. Yüce Allah'ın ezeli ilminde ise onun akrabalık bağını gözeteceği ya da koparacağı bilinen bir husustur. Allah'ın ilminde sabit olan ecel ne öne alınır, ne de geriye bırakılır. Fakat meleğin bilgisinde olan, artması ve eksilmesi mümkün olan eceldir. İşte yüce Allah'ın: "Aııah dilediğini siler ve bırakır. Ana Kitap ise onun nezdindedir. (Ra'd, 39) buyruğu ile buna işaret edilmektedir. O halde silmek ve sabit bırakmak meleğin ilmindeki bilgiye nispetledir. Ana Kitap'ta bulunan ise yüce Allah'ın ilminde sabit alandır. Bunda kesinlikle silme sözkonusu olamaz. Buna "mübrem kaza" adı verilir, birincisine de "muallak kaza" denilir. Ama birinci açıklama şekli başlıkta yer alan hadisin lafzına daha uygundur
Ebu Hureyre'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, mahlukatı yarattı. Nihayet mahlukatını yaratmayı bitirince, rahim (akrabalık bağı): Benim bu duruşum, koparılmaktan dolayı sana sığınan bir kimsenin duruşudur, dedi. Allah: Evet, seni gözetip bitiştireni benim de gözetip bitiştirmeme, seni kopartıp gözetmeyeni, benim de kopartıp gözetmememe razı olmaz mısın, buyurdu. Rahim: Razıyım Rabbim, dedi. Allah: Bu sana verildi, buyurdu. ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Dilerseniz: "Sizden beklenen yönetimi ele alırsanız yeryüzünde fesad çıkartmak ve akrabalık bağlarınızı paramparça etmek değil midir ki?" (Muhammed, 22) buyruğunu okuyunuz
Hadis 5988 — Sahih al Bukhari 78:19
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الرَّحِمَ سُجْنَةٌ مِنَ الرَّحْمَنِ، فَقَالَ اللَّهُ مَنْ وَصَلَكِ وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَكِ قَطَعْتُهُ ".
Ebu Hureyre r.a.'dan riva.yete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki rahm bir ağacın birbirine girmiş kökleri gibi, Rahman isminden gelir. Bu sebeple Allah: Seni koruyup gözeteni ben de korur, gözetirim. Seni kopartıp gözetmeyeni ben de kopartıp atarım, buyurdu
Hadis 5989 — Sahih al Bukhari 78:20
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ أَبِي مُزَرِّدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الرَّحِمُ شِجْنَةٌ، فَمَنْ وَصَلَهَا وَصَلْتُهُ، وَمَنْ قَطَعَهَا قَطَعْتُهُ ".
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan riva.yete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Rahim, bir ağacın birbirine girmiş kökleridir. Onu koruyup gözeteni ben de koruyup gözetirim. Onun bağını kopartanı ben de kopartmm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Akrabalık bağını gözeteni" yani sıla-i rahim yapanı "Allah da gözetir." "Rahim ayağa kalkarak dedi ki ... " İbn Ebi Cemra der ki: Bunun hal dili ile olması ihtimali olduğu gibi, söz söyleyip konuşan dil ile söylenmiş olması ihtimali de vardır. Bunlar bu husustaki meşhur iki görüş olup ikincisi daha tercih edilir. Derim ki: Kıtal suresinin tefsirinde lyad'ın bunu mecaza göre yorumladığı ve bunun bir çeşit örneklendirme (darb-ı mesel) kabilinden olduğunu söylediği geçmiş bulunmaktadır. Aynı şekilde onun şöyle dediği de geçmişti: Sözün kendisine nispet edildiği varlığın, rahim diliyle konuşan bir melek olması da mümkündür. İbn Abbas'ın, Taberani tarafından rivayet edilen hadisinde: "Rahim, Rahman'ın eteğinden yakalamıştır" denilmektedir. Hocamız, Tirmizi Şerhi'nde burada geçen "hucze (etek)"den kasıt, Arş'ın bacağıdır, demektedir. O bunu Müslim'in rivayet ettiği Aişe radıyall2.hu anh2.'dan gelen şu hadisi ile de desteklemektedir: "Rahim, Arş'ın bacaklarından birisini yakaladı ... " "Seni koruyup gözeten i gözetmeme, seni kopartanı da kopartmama razı olmaz mısın?" İbn Ebi Cemra dedi ki: Allah'ın vaslı (bitiştirmesi, koruyup gözetmesi), onun pek büyük ihsanından kinayedir. İnsanlara anlayabilecekleri bir üslupla hitap etmiş bulunmaktadır. Sevilenin kendisini sevene verebileceği en büyük şey, visal denilen ona yakınlaşmak ve onu razı ve hoşnut edecek şekilde ona yardımcı olup istediği şeyleri vermek olduğu için, bunun hakikat anlamı da yüce Allah hakkında imkansız olduğundan, buradaki bu tabirin, onun kuluna pek büyük ihsanından bir kinaye olduğu anlaşılmaktadır. İbn Ebi Cemra devamla der ki: Koparmak ile ilgili açıklama da bu şekildedir. Bu da ihsandan mahrum bırakmaktan bir kinayedir. "Rahim bir şicnedir (bir ağacın birbirine girmiş kökleri gibidir)." Şicne lafzı asıl anlamıyla, ağacın birbirine girmiş kökleri demektir. Yani o rahmetin eserlerinden onunla iç içe girmiş bir etki, bir eserdir. Bu sebeple akrabalık bağını kopartan bir kimsenin de Allah'ın rahmeti ile ilişkisi koparılmış olur. el-İsmaill dedi ki: Hadisin anlamı şudur: Rahim ismi, Rahman isminden türetilmiştir. Bu sebeple onun Rahman ismiyle bir ilişkisi vardır. Yoksa Allah'ın zatındandır, anlamında değildir. Şanı yüce Allah bundan münezzehtir. Kurtubi dedi ki: İlişkisi gözetilip korunan rahim, genel ve özelolmak üzere iki kısma ayrılır. Genelolan din rahimi (akrabalığı) dır. Bunun karşılıklı sevgi, karşılıklı ve samimi olarak öğüt vermek, adalet, insaf, farz ve müstehap haklarır yerine getirilmesi sureti ile gözetilmesi gerekir. Özel rahim ise bundan ayrı olarak yakın akrabaya infak, onların hallerini kollayıp gözetmek ve hatalarını görmezlikten gelmeyi de kapsar. İbn Ebi Cemra dedi ki: Akrabalık bağını gözetmek, mal ile ihtiyacın görülmesi için yardımcı olmak, zararı önlemek, güler yüz gostermek ve dua etmek ile gerçekleştirilir. Bütün bunların anlam itibariyle ortak paydası, mümkün olan her bir hayrı ona ulaştırmak ve güç ve imkanlar çerçevesinde mümkün olan şerleri, kötülükleri def etmektir. Bu hal, akrabalık bağı olan kimseler istikamet ehli oldukları sürece devam eder, gider. Eğer bunlar kMir yahut facir (günahkar) kimseler iseler Allah için onlarla alakayı koparmak, onların akrabalık bağını gözetmek demektir. Ancak bunun için onlara öğüt vermek hususunda bütün çaba ve gayreti göstermiş olmak da şarttır. Diğer taraftan, eğer halleri üzere ısrar edecek olurlarsa, onlara bunun sebebinin haktan geri kalmaları olduğunu da bildirmek gerekir. Bununla birlikte gıyaplarında en güzel yola dönmeleri için dua etmek suretiyle onları gözetmek hakları da hiçbir zaman düşmez