Gazâlar (Peygamber Efendimizin Katıldığı Seferler)
525 hadis · #3949–4473
Hadis 4259 — Sahih al Bukhari 64:293
وَزَادَ ابْنُ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي نَجِيحٍ، وَأَبَانُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ عَطَاءٍ، وَمُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ تَزَوَّجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَيْمُونَةَ فِي عُمْرَةِ الْقَضَاءِ.
İbn Abbas dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Umretu'I-Kaza esnasında Meymune ile evlendi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Müşriklerin gılmanından ve müşriklerin kendilerinden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e eziyet etmesinler diye" ona eziyet verirler korkusuyla "setrettik." "Güçlerini korumalarını istemesidir." Yani bunun sebebi onlara karşı duyduğu şefkat ve merhamettir. "İhramlı olduğu halde Meymune ileevlendi." İleride Nikah bölümünde ('5114.hadiste) buna dair açıklamalar gelecektir
Nafi"den rivayete göre İbn Ömer kendisine şunu haber vermiştir: "O gün öldürülmüş olduğu halde Cafer'in yanı başında durdum. Mızrak ve kılıç darbesi olmak üzere onda elli yara saydım. Bunların hiçbirisi arkasında -yani sırtında- değildi. " Bu Hadis 4261 numara ile gelecektir
Hadis 4261 — Sahih al Bukhari 64:295
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَمَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ مُوتَةَ زَيْدَ بْنَ حَارِثَةَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ قُتِلَ زَيْدٌ فَجَعْفَرٌ، وَإِنْ قُتِلَ جَعْفَرٌ فَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ ". قَالَ عَبْدُ اللَّهِ كُنْتُ فِيهِمْ فِي تِلْكَ الْغَزْوَةِ فَالْتَمَسْنَا جَعْفَرَ بْنَ أَبِي طَالِبٍ، فَوَجَدْنَاهُ فِي الْقَتْلَى، وَوَجَدْنَا مَا فِي جَسَدِهِ بِضْعًا وَتِسْعِينَ مِنْ طَعْنَةٍ وَرَمْيَةٍ.
Nafi', Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayetle dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mute gazvesinde Zeyd b. Harise'yi emir (kumandan) tayin etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Zeyd öldürülürse Cafer, Cafer öldürülürse Abdullah b. Revaha (kumandan olsun). Abdullah: Ben de o gazvede bulunanlardan idim, dedi. Cafer b. Ebi Talib'i aradık da onu öldürülenler arasında bulduk. Vücudunda kılıç ve mızrak yarası olmak üzere doksan küsur yara bulduk
Hadis 4262 — Sahih al Bukhari 64:296
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَعَى زَيْدًا وَجَعْفَرًا وَابْنَ رَوَاحَةَ لِلنَّاسِ، قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَهُمْ خَبَرُهُمْ فَقَالَ " أَخَذَ الرَّايَةَ زَيْدٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَ جَعْفَرٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَ ابْنُ رَوَاحَةَ فَأُصِيبَ ـ وَعَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ ـ حَتَّى أَخَذَ الرَّايَةَ سَيْفٌ مِنْ سُيُوفِ اللَّهِ حَتَّى فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ ".
Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şehadet haberleri kendilerine gelmeden önce insanlara Zeyd'in, Cafer'in ve İbn Revaha"nın şehit düştükleri haberini vererek şöyle buyurdu: Sancağı Zeyd aldı o isabet aldı, sonra Cafer aldı o da isabet aldı, sonra İbn Revaha' aldı o da isabet aldı. -Bu arada gözlerinden yaş akıyordu.- Sonra sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı ve nihayet Allah onlara zafer nasip etti
Hadis 4263 — Sahih al Bukhari 64:297
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَمْرَةُ، قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ تَقُولُ لَمَّا جَاءَ قَتْلُ ابْنِ حَارِثَةَ وَجَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَوَاحَةَ ـ رضى الله عنهم ـ جَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْرَفُ فِيهِ الْحُزْنُ ـ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ وَأَنَا أَطَّلِعُ مِنْ صَائِرِ الْبَابِ ـ تَعْنِي مِنْ شَقِّ الْبَابِ ـ فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ نِسَاءَ جَعْفَرٍ قَالَ وَذَكَرَ بُكَاءَهُنَّ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَنْهَاهُنَّ قَالَ فَذَهَبَ الرَّجُلُ ثُمَّ أَتَى فَقَالَ قَدْ نَهَيْتُهُنَّ. وَذَكَرَ أَنَّهُ لَمْ يُطِعْنَهُ قَالَ فَأَمَرَ أَيْضًا فَذَهَبَ ثُمَّ أَتَى فَقَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ غَلَبْنَنَا. فَزَعَمَتْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَاحْثُ فِي أَفْوَاهِهِنَّ مِنَ التُّرَابِ " قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ أَرْغَمَ اللَّهُ أَنْفَكَ، فَوَاللَّهِ مَا أَنْتَ تَفْعَلُ، وَمَا تَرَكْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْعَنَاءِ.
Aişe r.anha dedi ki: "İbn Harise, Cafer b. Ebi Talib ve Abdullah b. Revaha' r.'ın ölüm (haber)leri gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem oturdu, üzüntülü olduğu belli oluyordu. Ben de kapı aralığından bakıyordum. Bir adam gelerek: Ey Allah'ın Resulü, Cafer'in hanımları ... diyerek ağladıklarını söyledi. Allah Resulü ona ağlamalarından vazgeçmelerini söylemesini emetti. Adam gidip geldikten sonra ben onlara yapmamalarını söyledim dedi ve hanımların kendisine itaat etmediğini anlattı. Allah Resulü yine aynı emri verdi, yine adam gidip geldikten sonra: Allah'a yemin ederim onlar daha baskın çıktılar, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Git) ağızlarına toprak doldur dedi. Aişe dedi ki: (Ben o adam için) Allah burnunu yere sürtsün. Allah'a yemin ederim sen üzerine düşeni yapmadığın gibi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i de yordun, dedim." Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Ölenin ölümünü haber vermek caizdir. Böyle bir şey de yasaklanmış ağıt türünden sayılmaz. Buna dair açıklamalar Cenazeler bölümünde geçmiş bulunmaktadır. 2- Emirliği (kumandanlığı) şarta bağlı olarak vermek caizdir. 3- Sıraları belirtilerek birden çok kumandan görevlendirmek caizdir. İkinci velayetin (kamu görevinin) derhal mi verilmiş olacağı yoksa olmayacağı hususu ise ihtilaflıdır. Göründüğü kadarıyla ikincisi de derhal tahakkuk eder. Fakat sıraya uymak da şarttır. Bir diğer görüşe göre emirlik (kumandanlık ve benzeri kamu görevi) muayyen olmamak üzere tek bir kişi için tahakkuk eder. İmamın da sırasını tayin ettiği kimse için kesinlik kazanır. Sadece birincisinin emirliği tahakkuk eder de denilmiştir. İkincisi ise seçmek yoluyla başa gelir. İmamın seçmesi ise başkasının seçmesinden önceliklidir. Çünkü o kamu masıahatını daha iyi bilir. 4- Savaşta yetkili kimse tarafından emir tayin edilmediği halde emirliği (kumandanlığı) almak caizdir. Tahavı der ki: Bu esastan hareketle, Müslümanların imamın (halifenin) gaib olması halinde onun yerine geçecek bir başka adamı geri gelinceye kadar öne geçirmeleri gerektiği hükmü de çıkartılır. 5- Nebi s.a.v.'in hayatında idihad etmek caizdi. 6- Bu hadiste nübüwetin oldukça açık bir alameti olduğu gibi, Halid b. elVelid'in ve sözü edilen ashab-ı kiramın açıkça görülen bir fazileti de vardır. 7- Nakil bilginleri Nebi efendimizin: "Nihayet Allah ona zafer nasip etti" buyruğunda maksadın, acaba o takdirde müşriklerin bozguna uğradığı bir savaş mı olmuştuki yksa fetihten (zaferden) maksat onun Müslümanları alıp sanmen geri dönmelerini sağlariıak mı, olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir "Kederli olduğu belli oluyordu." Çünkü Allah onun kalbine merhamet vermişti. Bu durum ilahı takdire rıza göstermeye aykırı değildir. Hadisten Çıkarılan Diğer Bazı Sonuçlar . 1- Herhangi bir musibet ile karşı karşıya kalan bir kimsenin üzüntüsünü belli etmesi, -kalbi mutmain olduğu takdirde- o kimseyi sabredici ve kadere razı olan birisi olmanın dışına çıkarmaz. Hatta şöyle dahi denilebilir: Musibetten dolayı üzülen ve kendisini rızaya ve sabra zorlayan bir kimsenin mertebesi, musibetin meydana gelişine hiçbir şekilde aldırmayandan daha yüksektir. Buna Taberi işaret etmiş ve bunu uzun uzadıya açıklamıştır. 2- Hadisten, bir münkeri ahkoymak durumunda olup da bu işi bir çeşit sürüncemede bırakan kimseye uygun bir şekilde sitem etmenin caiz olduğu anlaşılmaktadır .. Nevevi der ki: Aişe'nin sözlerinin anlamı şudur: Sen münkeri değiştirme emrini yerine getiremedin. O halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu durumunu haber vermen gerekirdi. Böylece o da senden başkasını gönderecek, sen de yorulmaktan kurtulacaktın. Yine Aişe'nin rivayet ettiği hadisten başka sonuçlar da çıkmaktadır: 3- Musibete uğrayan kimseye daha uygun olan durum açıklanır. 4-Uygun şekliyle yas tutmak meşrudur. Bununla birlikte vakarı ve sebatı elden bırakmamahdır. 5- Bir kimsenin beddua ettiği kişiye o bedduasının isabet etmesini kastetmediği bir lafızia mutlak olarak beddua yapılabilir. Çünkü Aişe: "Allah burnunu yere sürtsün" sözünü söylemiş olsa dahi hakikatini kastetmemiştir. Çünkü Araplar böyle bir sözü muhatap olan kimseye kızgınlık halinde kullanmayı adet edinmişlerdir. Ağlamanın ortaya çıktığı yer gözler olmakla birlikte, Allah Resulünün "ağızlarına toprak doldur" buyurmasının sebebi de bu yasaklamanın mücerred ağlama hakkında sözkonusu olmadığına işaret edilmesidir. Aksine yasak ağlamanın da ötesinde edilen feryatlara ya da ağıt yakmaya dairdi. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır
Kays b. Ebi Hazim dedi ki: "Halid b. Velid'i şöyle derken dinledim: Mute günü elimde dokuz kılıç parçalandı. Elimde Sadece Yemen'in enli bir kılıcı kalabildi. " Bu Hadis 4266 numara ile gelecektir
Kays dedi ki: "Halid b. Velid'i şöyle derken dinledim: Mute günü elimde dokuz kılıç paramparça oldu. Benim elimde Yemen işi kılıcım kalabiidi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Elimde paramparça oldu" ibaresini birinci rivayetteki: "Parçalandı" lafzı açıklamaktadır
Nu'man b. Beşir r.a. dedi ki: "Abdullah b. Revaha baygın düştü. Kızkardeşi Amra: Ey benim dağ gibi kardeşim, ey şöyle olan, ey böyle olan deyip onun için ağlayarak ağıt yakmaya başladı. Kendisine gelince: Sen ne dedinse mutlaka bana: Vay, sen böyle miymişsin denilmiştir, dedi." Bu Hadis 4268 numara ile gelecektir
Nu'man b. Beşir dedi ki: "Abdullah b. Revaha' bayıldı. .. " diye hadisi bu lafızlarla zikretti (devamında dedi ki): "Bu sebeple öldüğünde onun için ağlamadı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Abdullah b. Revaha"' b. Sa'leb b. İmriu'l-Kays el-Ensarı el-Hazred'dir. "Bay_ gın düştü." Ensardan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şairlerinden birisi olduğu gibi Akabe nakiblerinden ve Bedir'e katılanlardandır