Qurani·قرآني
Türkçe

Yeminler ve Adaklar

87 hadis · #6621–6707

Hadis 6641 — Sahih al Bukhari 83:20
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ إِنَّ هِنْدَ بِنْتَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا كَانَ مِمَّا عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَهْلُ أَخْبَاءٍ ـ أَوْ خِبَاءٍ ـ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ يَذِلُّوا مِنْ أَهْلِ أَخْبَائِكَ ـ أَوْ خِبَائِكَ، شَكَّ يَحْيَى ـ ثُمَّ مَا أَصْبَحَ الْيَوْمَ أَهْلُ أَخْبَاءٍ ـ أَوْ خِبَاءٍ ـ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ يَعِزُّوا مِنْ أَهْلِ أَخْبَائِكَ أَوْ خِبَائِكَ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَأَيْضًا وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ مِسِّيكٌ، فَهَلْ عَلَىَّ حَرَجٌ أَنْ أُطْعِمَ مِنَ الَّذِي لَهُ قَالَ ‏"‏ لاَ إِلاَّ بِالْمَعْرُوفِ ‏"‏‏.‏
Aişe r.anha şöyle demiştir: Utbe İbn Rebia'nın kızı Hind Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle dedi: "Ey Allah'ın elçisi bir zamanlar senin hane halkın kadar yeryüzünde zelil olmasını istediğim hiçbir hane yoktu. Oysa şimdi senin hane halkın kadar aziz olmasını istediğim hiçbir hane yoktur. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki dediğin doğrudur." Hind: "Ey Allah'ın elçisi, Ebu Süfyan tutumlu bir adamdır. Onun malından alıp ikramda bulunmamda bir mahzur var mıdır?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Makul ölçüde olduğu sürece bir mahzur yoktur" dedi
Hadis 6642 — Sahih al Bukhari 83:21
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُضِيفٌ ظَهْرَهُ إِلَى قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ يَمَانٍ إِذْ قَالَ لأَصْحَابِهِ ‏"‏ أَتَرْضَوْنَ أَنْ تَكُونُوا رُبُعَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَلَمْ تَرْضَوْا أَنْ تَكُونُوا ثُلُثَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونُوا نِصْفَ أَهْلِ الْجَنَّةِ ‏"‏‏.‏
Abdullah İbn Mesud r.a. şöyle buyurmuştur: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sırtını deriden yapılmış yemen işi bir direğe yaslamıştı. Ashabına şöyle dedi: "Cennet ehlinin dörtte biri olmayı ister misiniz?" Onlar da: "Evet" dediler. "Peki, üçte biri olmayı ister misiniz?" dedi. Onlar yine "Evet" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki ben sizin cennet ehlinin yarısı olmanızı ümit ediyorum
Hadis 6643 — Sahih al Bukhari 83:22
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَمِعَ رَجُلاً، يَقْرَأُ ‏{‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ‏}‏ يُرَدِّدُهَا، فَلَمَّا أَصْبَحَ جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ، وَكَأَنَّ الرَّجُلَ يَتَقَالُّهَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهَا لَتَعْدِلُ ثُلُثَ الْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏
Ebu Said el-Hudri şöyle rivayet etmiştir. Bir adam birinin İhlas suresini tekrar tekrar okuduğunu duymuştu. Sanki adam bunu az buluyor gibiydi. Sabah olunca durumu Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki bu süre Kur'an'ın üçte birine denktir
Hadis 6644 — Sahih al Bukhari 83:23
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ، فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَرَاكُمْ مِنْ بَعْدِ ظَهْرِي إِذَا مَا رَكَعْتُمْ وَإِذَا مَا سَجَدْتُمْ ‏"‏‏.‏
Enes İbn Malik Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Rüku ve secdeyi tam yapınız. Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki ben sırtımın arkasından sizin rüku ve secdenizi görüyorum
Hadis 6645 — Sahih al Bukhari 83:24
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنَ الأَنْصَارِ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَعَهَا أَوْلاَدٌ لَهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّكُمْ لأَحَبُّ النَّاسِ إِلَىَّ ‏"‏‏.‏ قَالَهَا ثَلاَثَ مِرَارٍ‏.‏
Enes İbn Malik şöyle rivayet etmiştir. Ensardan bir kadın çocukları ile beraber Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üç kez şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki siz benim en sevdiğim kimselersiniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: Nebi s.a.v. nasıl yemin ederdi?: Devamlı ettiği yemin nasıldı? Ya da en çok nasıl yemin ederdi? Bu bölümde dört yemin lafzından söz edilmiştir. Bunlardan biri "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim" lafzıdır. "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim" lafzı da bununla aynıdır. Bu lafzın başında bazen bazen L..i bazen e r-:i getirilmiştir. İkinci lafız "Hayır, kalpleri değiştirene yemin ederim» lafzıdır. Uçüncüsü "Allah'a yemin ederim» lafzıdır. Dördüncüsü "Kabe'nin Rabbine yemin ederim» lafzıdır. i! .uıl lafzının yemin anlamı taşıması lafzından değil, yemin edilmesinden kaynaklanır. Bu lafızların ilki hadislerde en çok varit alandır. İkincisi ile ilgili rivayette bu lafzın da çok kullanıldığına değinilmiştir. İbn Hazm Allah'ın, Kur'an ve sahih sünnette yer alan isimleri ve sıfatları ile yemin edilmiş olacağını, buna muhalefetin kefaret gerektireceğini belirtmişlerdir. Malikilerin ve Hanefilerin görüşü de budur. Bu görüş Şafilerden garip olarak nakledilmiştir. Şafiilerin meşhur görüşüne ve Hanbelilere göre üç çeşit yemin vardır: Bunlardan biri er-Rahman, alemlerin rabbi, mahlukatın yaratıcısı gibi Allah'a has isim ve sıfatlarla edilen yemindir. Bu lafızlar ister tek başına söylensin ister Allah kastedilerek söylensin bunlarla edilen yemin gerçekleşmiş sayılır, bağlayıcıdır. İkincisi Allah hakkında kullanıldığı gibi başka varlıklar için de sınırlı olarak kullanılan rab, hak gibi isim ve sıfatlarla edilen yeminlerdir. Bunlar Allah kastedilerek söylendiğinde bunlarla yemin gerçekleşmiş olur aksi takdirde gerçekleşmez. Üçüncüsü el-hayy, el-mümin, el-mevcut gibi başka varlıklar için de kullanılan isim ve sıfatlarla edilen yeminlerdir. Allah dışında bir varlık kastedilmişse ya da mutlak olarak kullanılmışlarsa bunlarla edilen yemin gerçekleşmiş sayılmaz. Ancak Allah adına yemin etmek kastedilerek bu lafızlarla yemin edilmişse sahih olan görüşe göre bu 'lafızlarla edilen yemin de bağlayıcıdır. Bu başlık altında toplam yirmi hadis naklediimiştir. Birinci hadis (Sa'd dedi ki) Sa'd İbn Ebi Vakkas'tır. Bu hadis Ömer'in menkıbeleri arasında yer almıştır. Orada yeterince şerh edilmiştir. (3683. hadis) (Hayır! Kalpleri evirip çevirene yemin ederim ........ İbn Mace bu hadisi Zühri'den naklen bir başka tarikle ve şu lafızia rivayet etmiştir: "Nebi s.a.v.'in en çok kullandığı yemin 'Hayır, kalpleri bir halden bir hale evirip çevirene yemin ederim!" ........ lafzıdır.'' Nebi s.a.v.'in bu lafzın başında "Hayıri ... demesi önceki sözü nefyetmek içindir. ........... lafzı yemin lafzıdır. Kalpleri çevirmekten kasıt özelliklerinin ve durumunun değişmesidir. Bizzat kalbin değişmesi değildir. Hadis kalbin isteme, sebep oluşturma ve diğer özellikleriyle amellerinin Allah'ın yaratmasıyla gerçekleşeceğine delalet etmektedir. Hadiste Allah'ın Kur'an ve sünnette sabit olan sıfatları ile ona layık bir şekilde besmele çekmenin caiz olduğu hükmü yer almaktadır. Bu hadiste Allah'ın sıfatlarından biri ile yemin edip daha sonra yemininden dönen kimseye kefaret gerekeceği de belirtilmiştir. Bu meselenin temelinde bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf hangi sıfatlarla yemin gerçekleşeceği ile ilgilidir. Doğru olan kalpleri "bir halden bir hale evirip çeviren" sıfatı gibi Allah'a has olup başkası hakkında kullanılmayan sıfatlarla yemin edileceğidir. Dördüncü ve beşinci hadisler (Cabir İbn Semüre ve Ebu Hureyre rivayetleri) Kisra helak olduktan sonra da başka kisra yoktur: Bu hadis Nebilik alametleri bölümünün sonunda geçmiştj,(3618. hadis) Burada yeniden ele alınma nedeni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemin etmesidir. Hayır, nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, beni kendinden de daha çok sevmelisin: En üstün dereceye ulaşmak için senin söylediğin yeterli değildir. Buna benim söylediğim hususu da eklemelisin. Bazı zahitler bu hadisin "helak olacağını bilsen dahi benim rızamı kendi arzularından öne geçirme dikçe beni sevdiğini iddia edemezsin" anlamına geldiğini söylemişlerdir. Bu yorum İman kitabının başlarında da yer almıştl.(15. hadis) Ömer radıyallahu anh: "Evet, Allah'a yemin ederim ki, şimdi seni kendimden de daha çok seviyorum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şimdi oldu, ey Ömer" dedi: Ed-Davudi şöyle demiştir: Ömer'in bu mertebeye ulaştığına emin olamadığından Allah adına yalan yere yemin etmemek için önce durup kendini istisna etmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona olması gerekeni söyleyince kendini bir kez daha yoklamış ve Nebii kendi nefsinden de daha çok sevdiğine kesin kanaat getirmiş ve yemin etmiştir. El-Hattabi şöyle demiştir: İnsanın kendisini sevmesi doğaldır. Bir başkasını sevmesi ise sebeplere bağlı ve ihtiyaridir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem in-' san doğasını değiştirmek ve çevirmek imkansız olduğu halde, ihtiyari bir sevgi istemiştir. Bu değerlendirmeye şöyle bir cevap verilebilir: Ömer'in ilk verdiği cevap tabiata uygundu. Daha sonra düşünmüş, bir takım delillerden hareketle Hz. Nebii kendinden de daha çok sevdiğini anlamıştı. Kendisinin dünyada ve ahirette helakten kurtulmasına vesile olan ve tercih edilmesi gerekeni haber veren Hz. Nebidi. Ömer bunu anlayıp da gerekeni söyleyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Şimdioldu, .ey Ömer" demiştir. Sekizinci ve dokuzuncu hadisler Ebu Hureyre ve Zeyd İbn Halid'den nakledilen işçi kıssasının şerh i Hudud bölümünde genişçe ele alınacaktır. (6842. hadis) Ne dersiniz, Eslem, Gıfar, Müzeyne ve Cüheyne kabileleri: Bu hadiste yer alan i) kelimesi ........ anlamındadır. Eslem ve diğerlerinden kasıt meşhur kabilelerdir. Bu hadis Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönderilişi ile ilgili hadislerin baş tarafında yer almıştır. Burada ele alınma amacı hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemin ederek hayırlı olanı açıklamasıdır. Hayırlı olmanın anlamı çoğunluğun (genelin) çoğunlukla kıyas edilmesi ile olur. Diğer tarafta hayırlı olan kabiledeki bir fertten daha hayırlı bir fert bulunabilmesi mümkündür. On birinci hadis Bir memur görevlendirdi: Bu hadis Allah'ın izniyle Ahkam bölümünde genişçe şerh edilecektir. On beşinci hadis Sa'd İbn Muaz'ın mendilleri ile ilgili el-Bera İbn Azib'in rivayetidir. Bu hadis Menakıp ve Libasta şerh edilmiştir. Bu hadislerde Allah adına yemin etmenin caiz olduğu hükmü yer almaktadır. Bazıları ''Allah'ı yeminlerinizle, iyilik etmenize, takva sahibi olmanıza ve insanların arasını bulmaya engel yapmayın."(Bakara, 224) ayetinden hareketle yemin etmeyi mekruh kabul ederler. Zira kişi çoğu kere yeminine bağlı kalmakta aciz olabilir. Burada varit olanlardan hareketle şu netice elde edilir: İtaat konusunda, bir ihtiyaç gereği olarak bir şeyi vurgulamak ya da tazim edilmeyi hak edene tazimde bulunmak için veya bir davada doğru sözlü ise hakim huzurunda yemin etmek caizdir
Hadis 6646 — Sahih al Bukhari 83:25
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَدْرَكَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ وَهْوَ يَسِيرُ فِي رَكْبٍ يَحْلِفُ بِأَبِيهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ، مَنْ كَانَ حَالِفًا فَلْيَحْلِفْ بِاللَّهِ، أَوْ لِيَصْمُتْ ‏"‏‏.‏
Abdullah İbn Ömer r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kervanda yol alırken Ömer İbn e\-Hattab'ın babası adına yemin ettiğini işitti ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin, Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyar. Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun
Hadis 6647 — Sahih al Bukhari 83:26
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ سَالِمٌ قَالَ ابْنُ عُمَرَ سَمِعْتُ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهَا مُنْذُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا‏.‏ قَالَ مُجَاهِدٌ ‏{‏أَوْ أَثَرَةٍ مِنْ عِلْمٍ‏}‏ يَأْثُرُ عِلْمًا‏.‏ تَابَعَهُ عُقَيْلٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَإِسْحَاقُ الْكَلْبِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ وَمَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عُمَرَ‏.‏
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Babam Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine "Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyar" dediğini anlattı. Ömer şöyle demiştir: "Allah'a yemin ederim ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözünü duyduktan sonra ister kasten ister başkasından naklederek olsun asla böyle yemin etmedim
Hadis 6648 — Sahih al Bukhari 83:27
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهُ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ ‏"‏‏.‏
Abdullah İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Atalarınız adına yemin etmeyin" buyurmuştur
Hadis 6649 — Sahih al Bukhari 83:28
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، وَالْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ كَانَ بَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ وَبَيْنَ الأَشْعَرِيِّينَ وُدٌّ وَإِخَاءٌ، فَكُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، فَقُرِّبَ إِلَيْهِ طَعَامٌ فِيهِ لَحْمُ دَجَاجٍ وَعِنْدَهُ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مِنَ الْمَوَالِي، فَدَعَاهُ إِلَى الطَّعَامِ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ آكُلَهُ‏.‏ فَقَالَ قُمْ فَلأُحَدِّثَنَّكَ عَنْ ذَاكَ، إِنِّي أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَفَرٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ ‏"‏ وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ‏"‏‏.‏ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ فَسَأَلَ عَنَّا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ النَّفَرُ الأَشْعَرِيُّونَ ‏"‏‏.‏ فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قُلْنَا مَا صَنَعْنَا حَلَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَحْمِلُنَا وَمَا عِنْدَهُ مَا يَحْمِلُنَا ثُمَّ حَمَلَنَا، تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا، فَرَجَعْنَا إِلَيْهِ فَقُلْنَا لَهُ إِنَّا أَتَيْنَاكَ لِتَحْمِلَنَا فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا، وَمَا عِنْدَكَ مَا تَحْمِلُنَا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي لَسْتُ أَنَا حَمَلْتُكُمْ، وَلَكِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ، وَاللَّهِ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا ‏"‏‏.‏
Zehdem İbn el-Haris şöyle rivayet etmiştir: Bu kabile ile Eşariler arasında sevgi ve kardeşlik vardı. Bir gün biz Ebu Musa el-Eş'arl'nin yanındaydık. Ona içinde tavuk eti bulunan bir yemek ikram edildi. Ebu Musa'nın yanında Teymullah kabilesinden kızıl bir adam vardı. Sanki mevaliden biriydi. Ebu Musa onu da yerr.eğe davet etti. Adam: Ben tavuğu n bir şey yediğini gördüm, bu nedenle tiksindim ve bir daha tavuk eti yememeye yemin ettim" dedi. Ebu Musa adama şöyle dedi: "Bak sana bu konuda ne anlatacağım. Ben Eş'arilerden bir topluluk içinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Ondan binek istemiştik. O da bize: "Vallahi size binek vermeyeceğim, yanımda binek hayvanı yok" dedi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eganimet malı olarak deve getirildi. O da bizi sorarak: "Eşariler nerede?" dedi. Bize beş tane beyaz alınlı deve verilmesini emretti. Develeri alıp yola çıkınca: "Biz ne yaptık, Nebi s.a.v. bize yanında binek olmadığını söyledi ve binek vermeyeceğine yemin etmişti. Daha sonra da binek verdi. Biz ona yeminini unutturduk. Vallahi asla felah bulamayız" dedik. Hemen Nebi s.a.v.'in yanına döndük ve ona şöyle dedik: "Biz binek istemek üzere sana gelmiştik. Ancak sen bineğin olmadığını söylemiş ve bize vermeyeceğine yemin etmiştin." Nebi s.a.v. şöyle buyurdu: Size bineği ben vermedim. Allah verdi. Allah'a yemin ederim ki bir konuda yemin ettikten sonra bir başka şeyin daha hayırlı olduğunu görsem hayırlı olanı yapar ve kefaret veririm. Fethu'l-Bari Açıklaması: Dikkat edin, Allah atalarınız adına yemin etmenizi yasaklıyar: Bu rivayet İbn Ebi Şeybe'nin Musannefinde İkrime tarikiyle nakledilmiştir. Bu rivayete göre Ömer radıyalIahu anh şöyle demiştir: "Bir grupla konuşmuş ve onlara "Hayır, babam adına yemin ederim ki" demiştim. O esnada arkadan birinin "Atalarınız adına yemin etmeyin" dediğini duydum. Dönüp baktım ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle diyordu: " Mesih sizin atalarınızdan hayırlı olduğu halde, Mesih adına yemin eden helak olmuştur. " Bu hadis şahitlerle güçlenen mürsel bir rivayettir. Tirmizi bir başka senetle şöyle nakletmiştir: İbn Ömer, bir adamın Ka'be adına yemin ettiğini duymuş ve ona şöyle demiştir: "Allah'tan başkası adına yemin etme. Ben Nebi s.a.v.'in şöyle buyurduğunu duydum: "Kim Allah'tan başkası adına yemin ederse küfre düşmüştür ya da müşrik olmuştur." Tirmizi bu hadisin hasen, el-Hakim ise sahih olduğunu söylemiştir. Hadiste zikredilen " küfre düşmüştür ya da müşrik olmuştur" ifadesi azarlama ve kınamada mübalağa amacıyladır. Allah'tan başkası adına yemin etmenin haram olduğunu söyleyenler bu rivayete dayanmışlardır. Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun: Alimler Allah'tan başkası adına yemin etmenin yasaklanmasındaki hikmeti şöyle açıklamışlardır: Bir şeyadına yemin etmek ona tazimde bulunmaktır. 'Oysa hakiki anlamda azamet yalnızca Allah'a mahsustur. Hadis zahiren sadece Allah adına yemin etmekle sınırlı olsa da fakihler Allah adına ve Allah'ın zatı ve yüce sıfatları üzerine yemin edileceğinde ittifak etmişlerdir. Ancak daha önce de anlattığımız üzere, bazı sıfatları üzerine edilen yeminin bağlayıcılığı hususunda ihtilafa düşmüşlerclir. "Allah'a yemin ederim" ifadesinde kasıt Allah lafzı değil Allah'ın zatı" dır. Bir başka şey üzerine yemin yasaklanmıştır. Peki, bu yasaklama haram kılma anlamında mıdır? Malikilerin bu konuda iki görüşü vardır: İbn Dakiki'l-ıd bu yasaklamanın haram kılma anlamına geldiğini belirtmiştir. Malikilerden nakledilen meşhur görüş ise bu yasaklamanın kerahet anlamında olmasıdır. Hanbeliler arasında da bu konuda ihtilaf vardır. Ancak onlar arasındaki meşhur görüş bu yasağın haram kılma anlamında olmasıdır. Zahiriler de bu yasağın haram kılma anlamında olduğunu kesin olarak belirtmişlerdir. İbn Abdilberr, Allah'tan başkası adına yemin etmenin icmaen caiz olmadığını söylemiştir. İbn Abdilberr cevazı nefyederek tahrim ve tenzihten daha geniş anlamı olan keraheti kastetmiştir. Bir başka konuda şöyle demiştir: "Alimler Allah'tan başkası adına edilen yeminin mekruh olduğu, yasaklandığı, hiç kimsenin bu şekilde yemin etmesinin caiz olmadığı konusunda icma etmişlerdir." İmam Şafinin "Allah'tan başkası adına yemin etmenin masiyet olmasından korkarım" deyip tereddüt göstermesinden dolayı bu konuda Şafiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Şafinin talebelerinin çoğunluğu bunun tenzihen mekruh olduğu kanaatindedir. EI-Maverdi şöyle demiştir: Hiç kimsenin boşamada, köle azat etmede, adakta Allah'tan başkası adına yemin etmesi caiz değildir. Bir hakim herhangi birini Allah'tan başka bir şeyadına yemin etmeye zorlarsa cehaletinden ötürü o hakimin görevden alınması gerekir. (.......) Kasıtlı olarak yapmak anlamındadır. (......) Başkasından nakletmek anlamındadır. Yani Ömer ister kasıtlı olarak ister başkasından naklederek olsun asla Allah'tan başkası adına yemin etmemiştir. Hadisten çıkarılan sonuçlar Allah'tan başkası adına yemin etmek kınanmıştır. Ömer radıyallahu anh hadisinde her ne kadar sadece atalar adına yemin etmek yasaklanmışsa da, bu, hadisin böyle bir sebepten dolayı varit olmasından kaynaklanmıştır. Ya da atalar adına yemin etmenin yaygın olmasından dolayı özellikle bu tarz yemin yasaklanmıştır. Nitekim bir başka rivayette Kureyş kabilesinin ataları adına yemin ettikleri nakledilmiştir. "Kim yemin edecekse ya Allah adına yemin etsin ya da sussun" hadisi de bu genel yasağa delalet etmektedir. Kur'an'da Allah'tan başkası adına edilen yeminlere gelince, bunlarla ilgili iki cevap bulunmaktadır: Birinci cevap: Bu yeminlerde hazif bulunmakta olup "güneşin rabbi" ve benzeri anlamlarda takdir edilirler. İkinci cevap: Bu şekilde yemin etmek Allah'a mahsustur. O yarattığı varlıklardan birini yüceltmek isteyince onun adına yemin eder. Bu durum Allah'tan başkası için geçerli değildir. Bu rivayete muhalif olan şöyle bir rivayet de vardır: Nebi s.a.v. bir bedeviye: "Babası adına yemin ederim ki eğer doğru söylediyse kurtuluşa erer" demiştir. Bu rivayet, bu şerhin baş kısmında, İman kitabının, 'zekat vermenin İslamıdan kaynaklandığına dair' bölümünde yer almıştı. Bazı hadisçiler bu hadisin metninde yer alan söz konusu ifadenin sahih olmadığı kanaatindedir. İbn Abdilben, bu lafzın gayr-ı mahfuz (şazz) olduğunu, hadisin ravilerinden İsmail İbn Cafer tarafından "Vallahi" lafzının nakledildiğini belirtmiş ve şöyle demiştir: "İsmail İbn Cafer rivayeti, içinde baba adına yeminin bulunduğu diğer rivayete kıyasla tercihe şayandır. Çünkü diğer rivayette sahih hadislerde reddedilen münker bir lafız bulunmaktadır. Üstelik bu lafız İmam Malik'in asıl rivayetinde bulunmamaktadır. Kimisi de bu hadiste bazı ravilerin ..ılı lafzını tashif ile ",,:: :ij okuduklarını ileri sürmüşlerdir. Böyle bir tashifin varlığı muhtemel olmakla birlikte bu gibi durumlar ihtimalden hareketle tespit edilemez. Benzer bir kullanım Ebu Bekir es-Sıddık'ın, kızının (Esmainın) takılarını çalan hırsız hakkında "Babana yemin olsun, senin gecelerin hiç de bir hırsızın gecesine benzemiyor» ifadesinde de yer almaktadır. Bu kıssa Malik'in Muvatta'ında yer almıştır. Es-Süheyli şöyle demektedir: Benzer bir lafız başka bir merfu hadiste daha yer almıştır. Müslim'de yer alan bu rivayette Nebi s.a.v., hangi sadakanın daha faziletli olduğunu soran kişiye "Babana and olsun, sana bu sorunun cevabı verilecektir" demiştir. Bu lafızların hadislerde sabit olması şöyle açıklanabilir: Birincisi: Bu lafızları yemin kastı olmadan söylüyorlardı. Yasaklama yemin kastederek bu lafızların kullanılması hakkındadır. EI-Beyhaki bu kanaattedir. EnNevevi de bu açıklamanın güzelolduğunu söylemiştir. İkincisi: Bu lafızlar iki amaçla kullanılıyordu. Talzim ve telkit. Yasaklama, ta'zim amacıyla kullanılması hakkındadır. Üçüncü cevap: Maverdi ve Beyhaki'ye göre, bu şekilde yemin etmek önceleri caizdi, daha sonra bu cevaz nesh edildi. Es-Sübkı, şarihlerin çoğunluğunun bu kanaatte olduklarını söylemiştir. Dördüncü cevap: Bu yeminin cevabı hazfedilmiştir. Babasının rabbine and olsun, doğru söylediyse kurtuluşa erdi, anlamındadır. Et-Taberi şöyle demektedir: Ömer radıyallahu anh hadisi -bu bö!ümün hadisi kastedilmektedir- sadece Allah adına edilen yeminin bağlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Kabe üzerine, Adem aleyhisselam üzerine ya da Cebrail üzerine yemin eden kimsenin bu sözüyle yemin sabit olmaz. Yasaklanmış bir amel işlediğinden ötürü bu kişinin tevbe etmesi gerekir ancak kefaret vermesi gerekmez. Kur'an'da yaratılmışlar üzerine edilen yeminler hakkında eş-Şa'bi şöyle demiştir: Yaratan yarattıklarından istediği şey üzerine. yemin eder. Fakat yaratılmışlar ancak yaratan adına yemin edebilirler. Allah'a yemin edip yeminden dönmek, başkası adına yemin edip yemini tutmaktan daha iyidir. Bu rivayet aynı zamanda İbn Mesud, İbn Abbas ve İbn Ömer'den de naklediImiştir. Mutarrif, Abdullah'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah mahlukatın dikkatini yemin ettiği şeylere çekmek, bunların yaratıcıya delalet etmeleri ve yaratan katındaki kıymetlerini öğretmek için bu şekilde yemin etmiştir. Alimler başkasının üzerindeki bir hakkından dolayı yemin etmesi gereken kimsenin yalnızca Allah adına yemin edebileceği konusunda icma etmişlerdir. Eğer Allah dışında bir varlık adına yemin etmesi istenir de, yemin etmesi istenen varlığın Rabbi adına yemin ederse bu yemin sayılmaz. İbn Hübeyre, K.itabu'l-icma'da şöyle demiştir: Alimler Allah adına ve Allah'ın isimleri, izzet, celal, ilim, kuvvet ve kudret gibi sıfatları üzerine edilen yeminin geçerli olacağı konusunda icma etmişlerdir. Ebu Hanife ilim ve hak sıfatlarını istisna etmiş, bunlar üzerine edilen yeminleri geçerli kabul etmemiştir. Alimler Allah dışında, Nebi s.a.v. gibi yüce bir varlık adına yemin edilemeyeceği konusunda da ittifak etmişlerdir. Bir rivayete göre Ahmed İbn Hanbel bu konuda tek başına kalarak, bu şekilde de yemin edilebileceğini söylemiştir. Kadı lyaz şöyle demiştir: Allah'ın isim ve sıfatları üzerine edilen yeminin bağlayıcı olduğu konusunda İmam Şafii haricinde, hiçbir bölge alimi arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. İmam Şafii sıfatlar üzerine yemin edilecekse niyetin şart olduğunu, niyet edilmemişse kefaret gerekmeyeceğini söylemiştir. Şafii Allah'a ve Allah'tan başkasına izafe edilebilecek sıfatlarla yemin ederken niyetin gerekli olduğunu belirtmiş, niyet etmemeyi tenkit etmiştir. Ancak kalpleri değiştiren, mahlukatı yaratan, her canlıya rızık veren, alemlerin rabbi, taneyi yaran, rüzgarı yaratan gibi şer'i anlamda yüceitme (tazim) içeren ve sadece Allah'a izafe edilmesi caiz olan sıfatlarla edilen yemin geçerlidir ve bozulması halinde kefaret gerekir. Bu tip yeminler 'vallahi' lafzı gibidir. Şafiilerden nakledilen bir görüşe göre ise sari h olan tek yemin, Allah lafzıdır
Hadis 6650 — Sahih al Bukhari 83:29
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ حَلَفَ فَقَالَ فِي حَلِفِهِ بِاللاَّتِ وَالْعُزَّى‏.‏ فَلْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ‏.‏ وَمَنْ قَالَ لِصَاحِبِهِ تَعَالَ أُقَامِرْكَ‏.‏ فَلْيَتَصَدَّقْ ‏"‏‏.‏
{Ebu Hureyre'den naklen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kim Lat ve Uzza adına yemin ederse, hemen Allah'tan başka bir ilah olmadığını söylesin. Kim arkadaşına: "Gel kumar oynayalım" derse, hemen sadaka versin." Fethu'l-Bari Açıklaması: Lat, Uzza ve Tağutlar Adına Yemin Edilmez: Lat ve Uzza adına yemin etmek ile ilgili bu bölümde rivayet edilen hadis, en-Necm Süresi tefsirinde açıklanmıştı. Tağutlar adına yemin etme ile ilgili rivayet ise Müslim, Nesai ve İbn Mace'de Abdurrahman İbn Semüre'den merfu olarak nakledilmiştir: "Tağutlar ve atalarınız adına yemin etmeyin." Müslim ve İbn Mace rivayetlerinde 41}O yerine "Putlar adına yemin etmeyin» anlamında I}O denilmiştir. I}O kelimesi kelimesinin çoğulu olup put anlamındadır. Kafirlerin puta tapırıarak azgınlığa (tuğyana) düşmelerinden ötürü putlar böyle adlandırılmıştır. Yüceltmede veya bir başka hususta haddi aşan herkes tuğyana düşmüştür. Nitekim "Şüphesiz ki, (tufanda) su haddini aştığı sirada sizleri gemide Biz taşıdık'' (Hakka, 11) ayetinde de suyun taşması tuğyan kelimesi ile anlatılmıştır. 41}O ise tağut kelimesinin çoğuludur. Bu kelimenin anlamı en-Nisa süresinin tefsirinde açıklanmıştı. Alimlerin çoğunluğu Lat, Uzza ve diğer putlar adına yemin eden ya da "Şunu yaparsam Yahudi olayım veya Hıristiyan olayım ya da İslam'dan yahut Nebiden uzak olayım» diyen kimsenin yemini geçerlidir. Allah'tan bağışlanma dilemelidir. Ancak kefaret vermesi gerekmez. Bu tür sözler sarf ettikten sonra "La ilahe illailah» demesi müstehaptır. Hanefilere göre bu ifadelerle yemin eden kimsenin de kefaret ödemesi gerekir. Ancak "Nebiden uzak olayım ya da bidatçi olayım» demişse bu tarz bir yemin kefaret gerektirmez. Hanefiler bu konuda, Allah Teala'nın buyurduğu üzere, zıhar çirkin ve yalan bir söz olduğu halde (Mücadele, 2) zıhar yapanın kefaret vereceği hükmünden hareket etmişlerdir. Bu gibi şeyler üzerine yemin etmek de çirkindir. Bu rivayette bu şekilde yemin eden kimsenin sadece "La ilah e iHaliah» demesi belirtilmiş, kefaretten söz edilmemiştir. Nitekim gerekliliğine dair bir delilolmadığı sürece kefaret gerekmez. Bu konuda zıharla kıyas yapmaları doğru değildir. Çünkü bu gibi lafızlarla yeminden dolayı vacip gördükleri kefaret zıhar kefareti değildir. Ayrıca kefareti gerekli görmedikleri bazı çirkin sözleri de istisna etmişlerdir. Tüm bunlar yapılan kıyasın sahih olmadığını göstermektedir. Nevevi el-Ezkar'da şöyle demiştir: Bu sözlerle yemin etmek haramdır, te vbe gerektirir. Maverdi ve bir başkası da daha önce aynı görüşü ileri sürmüştür. Ancak haberde belirtildiği şekilde "La ilahe illailah" demek gerektiği üzerinde durmamışlardır. İbn Diryas el-Mühezzeb Şerhinde bunu kesin olarak belirtmiştir. Begavi Şerhu's-Sünne'de Hattabi'ye tabi olarak şöyle demiştir: Bu hadiste İslam'a uygun olmayan bir tarzda yemin eden kimsenin günahkar olacağını ancak kefaret vermesi gerekmediğini, tevbe etmesi gerektiğini belirtilmiştir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kelime-i tevhidi söylemesini emretmiştir. Çünkü Lat ve Uzza adına yemin etmek kefaret gerektiren bir duruma benzer, bu kefaret de kelime-i tevhit ile karşılanır. Et-Tibi şöyle demiştir: Lat ve Uzza adına yemin etmenin ardından kumardan bahsedilmesinde şöyle bir hikmet vardır: Lat ve Uzza adına yemin etmek yemin konusunda kafirlerle aynı şeyi yapmaktır. Bu kimseye tevhit emredilmiştir. Kumar oynamaya davet eden kimse de oyunları konusunda kafirlere benzemektir. Bunun kefareti de sadaka vermektir. Hadiste kumar oynamaya çağıran kimsenin kefaret olarak sadaka vermesi emredilmişse kumar oynayan kişinin de sadaka vermesi gereklidir
← Önceki Koleksiyona dön Sonraki →

Sadece Sahih ve Hasan derecesindeki hadisler gösterilir.