Qurani·قرآني
Türkçe

Kur'ân-ı Kerîm'in Peygamberî Tefsiri

504 hadis · #4474–4977

Hadis 4784 — Sahih al Bukhari 65:306
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي خَارِجَةُ بْنُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ، قَالَ لَمَّا نَسَخْنَا الصُّحُفَ فِي الْمَصَاحِفِ فَقَدْتُ آيَةً مِنْ سُورَةِ الأَحْزَابِ، كُنْتُ أَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْرَؤُهَا، لَمْ أَجِدْهَا مَعَ أَحَدٍ إِلاَّ مَعَ خُزَيْمَةَ الأَنْصَارِيِّ، الَّذِي جَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَهَادَتَهُ شَهَادَةَ رَجُلَيْنِ ‏{‏مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ‏}‏
Zeyd İbn Sabit'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Mushafı çoğaltınca, Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem çok sık okuduğunu işittiğim Ahzab suresinden bir ayeti, Ensar'dan Huzeyme'nin dışında hiç kimsenin yanında bulamadım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun şahitliğini iki kişinin şahitliğine denk tutmuştu. Bahsi geçen ayet şuydu: "Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. "(Ahzab 23) Fethu'l-Bari Açıklaması: Ebu Ubeyde bu ayetin [Ahzab 33/23J tefsiri hakkında şöyle demiştir: .......Nahbehu kelimesi "adak" anlamına gelir. Buna göre ayet "kimileri adağını yerine getirmiştir," manası taşır. Ayrıca bu kelime, "can tehlikesi" ve "tehlike" manalarına da gelir. Başka bir müfessir ise şöyle demiştir: .....Nahbe kelimesi asıl itibariyle "adak" anlamına gelir. Ancak daha sonraları herşeyin sonu hakkında kullanılmaya başlanmıştır. Abdurrezzak İbn Hemmam, Ma'mer kanalıyla Hasan-ı Basri'nin ".......kada nahbehu" ayetini 'imanına ve ahdine vefa gösterip canını verenler,' şeklinde tefsır ettiğini rivayet etmiştir. Bu yorum, diğer müfessirlerin yorumlarına aykırıdır. Hatta Hz. Aişe'den buna aykırı olarak şu rivayet nakledilmiştir: "Talha, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona .........ente ya Talha, min men akada nahbehu ('Sen ey Talha! Ahdini yerine getirenlerdensin') buyurdu." Bu rivayeti, İbn Mace ve Hakim' tahriç etmiştir. Ancak Hz. Aişe'den nakledilen hadisi mecaı ile izah edebiliriz. Buna göre geçmiş zaman kipinde olan ......kada fiili, geniş zaman" kipinde olan ........yakdi fiili manasına kullanılmıştır. İbn Ebı Hatim'in tefsirinde Ammar ıbn Yasir; Yahya ıbn Sellam'ın tefsirinde de Hamza ve arkadaşları ah de vefa gösterenler arasında sayılmıştır. Nitekim daha önce Enes İbn Nadr'ın olayı anlatılırken Enes İbn Malik'in onun hakkında söyledikleri aktarılmıştı. Enes İbn Nadr da bu grup içinde yer alır. Hakim'in Ebu Hureyre'den naklettiği hadise göre, Mus'ab İbn Umeyr de bu gruba dahildir. ........Fitnetu le atevha fitne çıkarırlar anlamına gelir. İmam Buhari kelime açıklamasını yaptıktan sonra, daha önce "Kitabu'l-cihad" bölümünün başlarında ayrıntılı biçimde açıkladığımız Enes İbn Nadir olayıyla ilgili olarak Enes İbn Malik'in sözünü nakletti. Hz. Nebi'in çok sık okuduğunu işittiğim Ahzab suresinden bir ayeti, Ensar'dan Huzeyme'nin dışında hiç kimsenin yanında bulamadım. Bu rivayet Zeyd'in Kur'an'ı toplarken sadece kendi bilgisine güvenmediğini, sadece kendi ezberi ile yetinmediğini gösterir. Ancak yine de, bu konuda problem olabilecek bir husus vardır. Şöyle ki; bu hadisin zahiri, Zeyd'in söz konusu ayeti Kur'an'dan kabul ederken sadece Huzeyme ile yetindiğini gösterir. Halbuki bir sözün Kur'an olduğu, ancak tevatür yoluyla sabit olur. Bu itiraza en güzel şu şekilde cevap verilir: Zeyd bu sözü ile bu ayetin yazılı olduğu materyali bulamadığım ifade etmek istemiştir. Yoksa onun ezberlerde de olmadığını kastetmemiştir. Zira hem kendisi, hem de başkaları bu ayeti ezbere bilmekteydi. Nitekim "Kur'an'ın Cem'i" bahsinde gelecek hadiste geçen "Kur'an'ı deri parçalarından ve hurma dallarından araştırmaya başladım," sözü de bunu destekler niteliktedir. Bu hadis, "Fezailu'lKur'an" bölümünde ayrıntılı biçimde ele alınacaktır. Ayrıca yine onun Huzeyme hakkındaki "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun şahitliğini iki kişinin şahitliğine denk tutmuştu," sözü de bunu destekler. Rivayette adı geçen Huzeyme, Huzeyme İbn Sabit'tir. Onun şehadeti ile ilgili hadis, Ebu Davo.d ve Nesaı tarafından şu şekilde tahriç edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bedevinin birinden bir at satın aldı. Bedeviden atın parasını alması için kendisini takip etmesini istedi. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hızlı, bedevi ise yavaş yürüyerek yola koyuldu. Yolda bazı insanlar bedevinin önünü kesip atın fiyatı konusunda pazarlığa başladılar. [Ancak Hz. Nebi'in atı aldığından haberleri yoktu. Bedevi, onlar alıcı olunca Hz. Nebi'e 'Bu atı alıyor musun? Yoksa onu satacağım,' diye seslendi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun sözünü işitir işitmez, 'Ben bunu senden satın almadım mı?' diye çıkıştı. Bedevi, 'Ne münasebet, Allah'a yemin ederim ki, ben atımı sana satmadım,' dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi 'Tam tersine! Ben onu senden satın aldım,' dedi.poBo Bu defa Bedevi, 'O halde bu atı sana sattığıma dair bir şahit getir,' demeye başladı. Onun yanına gelen Müslümanlar, 'Yazıklar olsun sana! Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem hiç doğrudan başka bir şey söyler mi?' diyerek tepkilerini gösteriyorIardı. Nihayet Huzeyme İbn Sabit geldi. Bir müddet konuşulanları dinledi. Sonra 'Ben, senin bu atı ona sattığına şahidim,' dedi. Bunun üzerine Allah Resulü ona 'Ne ile şahitlik edersin?' diye sordu. O da, 'Seni tasdik ederek' diye cevap verdi. Böylece Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huzeyme'nin şahitliğini iki kişinin şahitliğine denk saydı." Hattabı şöyle demiştir: "Birçok kimse bu hadisi yanlış yorumlamıştır. Bid'at ehli bazı çevreler, bu hadisi kullanarak, doğrulukla tanıdıkları kimselerin iddia ettikleri her şeye şahitlik etmelerinin meşru olduğunu ileri sürmüşlerdir. Halbuki Hz. Nebi bedevinin aleyhine hüküm verirken kendi bilgisine dayanmıştır. Huzeyme'nin şahitliği onun sözünü destekler mahiyettedir ve tartıştığı kimseye karşı ona destek olma niteliğindedir. Böylece bu olay, diğer mahkemelik durumlar açısından bakılınca iki kişinin şahiHiği takdirinde olur." Bu olayda kıvrak zekalı olmanın kazandırdığı üstünlük ortaya çıkmıştır. Kıvrak zekaya sahip olmak, kişinin derecesini yükseltir. Çünkü burada Huzeyme'nin ileri sürdüğü gerekçe, diğer sahabiler tarafından da biliniyordu. Son derece açık olmasına rağmen sadece o, kıvrak zekasıyla bunu ileri sürmüş ve bundan dolayı ödüllendirilmişti. Artık bu olaydan sonra Huzeyme kimin lehine veya aleyhine şahimk ederse, bu, o kimse hakkında yeterli olacaktı]
Hadis 4785 — Sahih al Bukhari 65:307
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ، رضى الله عنها زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَهَا حِينَ أَمَرَ اللَّهُ أَنْ يُخَيِّرَ أَزْوَاجَهُ، فَبَدَأَ بِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ تَسْتَعْجِلِي حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ ‏"‏، وَقَدْ عَلِمَ أَنَّ أَبَوَىَّ لَمْ يَكُونَا يَأْمُرَانِي بِفِرَاقِهِ، قَالَتْ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ قَالَ ‏{‏يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ‏}‏ ‏"‏‏.‏ إِلَى تَمَامِ الآيَتَيْنِ فَقُلْتُ لَهُ فَفِي أَىِّ هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ فَإِنِّي أُرِيدُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ‏.‏
Nebi s.a.v.'in eşi Aişe r.anha validemizden rivayet edildiğine göre, Allah Teala Hz. Nebi'e, eşlerine dünya ve ahiret arasında seçimde bulunmalarını teklif etmeyi emrettiği sırada, Hz. Nebi onun yanına gelmiştir. [Olayın bundan sonraki kısmını Hz. Aişe şöyle anlatır:] ilk olarak Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim yanıma geldi. Bana "Sana bir şey söyleyeceğim. Acele etmene gerek yok. Hatta anne-babanın görüşüne müracaat edebilirsin," dedi. Halbuki anne-babamın ondan ayrılmama razı olmayacağını çok iyi biliyordu. Sonra sözlerini "Allah Teala şöyle buyurdu: Ey Nebi! Eşlerine. söyle ... " diyerek sürdürdü ve iki ayeti de tamamen okudu. Ben de ona, 'Bunun neyini anne-babama danışacağım ki! Elbette Allah'ı, 'Nebii'ni ve ahiret yurdunu istiyorum,' dedim." Hadisin geçtiği diğer yer: 4786. Fethu'l-Bari Açıklaması: تبرج teberruc "kadının güzelliklerini göstermesi" anlamına gelir. İbn Ebi Hatim, Şeyban kanalıyla bu kelimenin izahı hakkında Katade'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "Kadınların, kırıta kırıta, işve yapa yapa yürüme şekilleri vardır. Evden dışarı çıktıklarında, işte bu şekilde yürümeleri yasaklandı." İkrime kanalıyla İbn Abbas'tan şöyle nakledilmiştir: "Hz. Ömer 'Ancak, bir Cahiliyye vardır,' dedi." İbn Abbas ona, "Sen, bir şeyin ilki varsa arkası da vardır, sözünü işitmedin mi?" diye karşı çıktı. Başka bir kanalla İbn Abbas'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Başka bir Cahiliyye daha olacaktır." Bir başka kanalla ise şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "İlk Cahiliyye dönemi bin yıl sürdü. Bu dönem, Nuh Nebi ile İdris Nebi zamanları arasında yaşanmıştır." Bu rivayetin senedi kuwetlidir
Hadis 4786 — Sahih al Bukhari 65:308
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ لَمَّا أُمِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِتَخْيِيرِ أَزْوَاجِهِ بَدَأَ بِي فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ لاَ تَعْجَلِي حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ وَقَدْ عَلِمَ أَنَّ أَبَوَىَّ لَمْ يَكُونَا يَأْمُرَانِي بِفِرَاقِهِ، قَالَتْ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ جَلَّ ثَنَاؤُهُ قَالَ ‏{‏يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا‏}‏ إِلَى ‏{‏أَجْرًا عَظِيمًا‏}‏ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ فَفِي أَىِّ هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ فَإِنِّي أُرِيدُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ، قَالَتْ ثُمَّ فَعَلَ أَزْوَاجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ مَا فَعَلْتُ‏.‏ تَابَعَهُ مُوسَى بْنُ أَعْيَنَ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ وَأَبُو سُفْيَانَ الْمَعْمَرِيُّ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ‏.‏
Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerine tahyırde bulunmakla emredildiği zaman buna, ilk önce benimle başladı. Bana, 'Sana bir şey söyleyeceğim. Acele etmene gerek yok. Hatta anne-babanın görüşüne müracaat edebilirsin.' dedi. Halbuki anne-babamın bana, ondan ayrılmarnı emretmeyeceğini gayet iyi biliyordu." Hz. Aişe olayı anlatmaya şöyle devam etti: "Sonra bana, Allah Teala 'Ey Nebi! Eşlerine söyle: Eğer dünya ve dünya süsünü istiyorsanız [gelin size boşama bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıveriyim. Eğer Allah'ı, Nebiini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için] büyük mükCi!Cit [hazırlamıştır,)' buyuruyor, dedi. Ben de dedim ki: Bunun neyini anne-babama danışacağım ki! Elbette Allah'ı, Nebii'ni ve ahiret yurdunu istiyorum." Sonra Hz. Aişe şöyle dedi: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğer hanımları da benim gibi yaptı." Fethu'l-Bari Açıklaması: Hz. Nebi'in, eşlerine tahyırde bulunmakla emredildiği zaman, neden bu şekilde tahyırde bulunduğu hakkında İmam Müslim, Cabir'den şu rivayeti nakletmiştir: "Hz. Nebi'in huzuruna çıkmak için izin isternek üzere Ebu Bekir geldi. [İnsanların Hz. Nebi'in kapısında beklediğini, onlardan hiçbirine içeri girme konusunda izin verilmediğini fark etti. Ancak Hz. Ebu Bekir'e izin verildi ve o içeri girdi. Daha sonra Hz. Ömer geldi ve içeri girmek için izin istedi. Ona da izin verildi. Hz. Nebi'in oturduğunu fark etti. Etrafında üzüntüden dudakları kımıidamayan hanımları vardı. Derken Ebu Bekir 'Bir şey söyleyeceğim ve Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e güldüreceğim,' dedi. Sonra (eşini kastederek) 'Ey Allah'ın Elçisi! Harice'nin kızı benden nafaka istedi, ben de kalkıp boynuna vurdum,' diye devam etti. Bunun üzerine Allah Resulü güldü ve], (eşlerini kastederek) gördüğün gibi onlar da benim baıma toplanmış nafaka isterler' buyurdu. [Bu söz üzerine Ebu Bekir kalkıp Hz. Aişe'nin yanına gelir ve onun boynuna vurur. Aynı şekilde Hz. Ömer de kalkıp Hafsa'nın yanına gider ve onun boynuna vurur. Her ikisi de vururken 'Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den imkanı olmayan bir şey istersiniz ha!' diyordu. Bu esnada Hz. Nebi'in eşleri 'Biz asla onun imkanı dışında bir şey istemiyoruz,' diye karşılık veriyorlardı. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ay ya da yirmi dokuz gün hanımlarından ayrı kaldı. Daha sonra "Ey Nebi! Eşlerine söyle ... " şeklinde başlayıp, "İçinizden güzel davrananlar için büyük mükafaat hazırlamıştır," şeklinde sona eren ayetler nazil oldu ... " Bundan sonra İmam Müslim, İmam Buharl'nin bu konuda zikrettiği hadise yakın bir rivayet nakletmiştir. Bu hadis "Kitabu'l-mezalim" bölümünde Ukayl kanalıyla geçmişti. "Kitabu'nnikah" bölümünde ise, Şuayb kanalıyla gelecektir. Her iki rivayet de, İbn Şihab, Ubeydullah İbn Abdillah İbn Ebi Sevr ve İbn Abbas kanalıyla Hz. Ömer'den nakledilmiştir. Söz konusu rivayet, Hz. Nebi'e karşı işbirliği yapan iki hanım i hakkındadır. Uzun olan bu rivayet in sonunda şöyle geçmektedir: "Hz. Aişe (Allah Resulü'nün sırrını) Hz. Hafsa'ya ifşa edince, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara çok kızdığı için 'Bir ay boyunca asla onların yanına gitmeyeceğim,' dedi. Hatta bu yüzden o, Allah tarafından uyarılmıştı. Aradan yirmi dokuz gün geçince ilk olarak Hz. Aişe'nin yanına gitti ve (eşleriyle konuşmaya) ondan başladı. Bu durum karşısında Hz. Aişe ona, 'Bir ay boyunca bizim yanımıza gelmernek üzere yemin etmemiş miydin? Bugün daha yirmi dokuzuncu gün. Her bir günü tek tek saydım,' dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Ay yirmi dokuz gündür,' buyurdu. O ay, yirmi dokuz gün çekmişti. Hz. Aişe dedi ki: Bunun üzerine tahyir ayeti indi. Allah Resulü ilk olarak benim yanima gelip evliliği sürdürmem ya da boşanmam arasında tercihte bulunmam için beni serbest bıraktı ve bana şöyle dedi: Sana bir şey diyeceğim. Ama karar vermek için acele etme! .. " Maverdi şöyle demiştir: "Tahyır'in dünya ile ahiret arasında mı, yoksa evliliği sürdürmek ile boşanmak arasında mı olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir. Söz konusu tahyirin evliliği sürdürmek ile boşanmak arasında serbest bırakma olduğu görüşü İmam Şafil'nin görüşüne daha yakındır. Doğru olan da budur." Kurtubi de şöyle demiştir: "Tahyırin evliliği sürdürmekle boşanmak arasında mı, yoksa dünya ile ahiret arasında mı olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir." Aslında daha doğru olan, bu iki görüşü uzlaştırmaktır. Çünkü bunlardan biri, diğerinin kaçınılmaz neticesidir. Öyle anlaşılıyor ki, Hz. Nebi'in hanımları dünyayı tercih edip Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerini boşaması ile ahireti tercih edip Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nikahı altında kalmaya devam etmek arasında serbest bırakılmışlardır. Bu yorum, ayetin siyakının bir gereğidir. Benim düşüncerne göre, bu iki görüşün açıklaması, Hz. Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem eşlerine boşama yetkisinin bırakılıp bırakılmamasıyla da alakalıdır. Bundan dolayı Ahmed İbn Hanbel Hz. Ali'den şu rivayet i nakletmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerini sadece dünya ile ahiret arasında bir seçim yapmak üzere serbest bırakmıştır. "Acele etmene gerek yok," ifadesi şu anlama g.elir: Acele etmeyip teenni ile hareket etmende bir sakınca yok Hatta anne-babana bile danışabilirsin. "Hatta anne-babanın görüşüne müracaat edebilirsin," ifadesi şu anlama gelir: Onlardan, bu konu hakkında sana düşüncelerini açıklamalarını iste. Cabir hadisinde bu ifade "Hatta anne-babanla istişare edebilirsin," şeklinde nakledilmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar: 1 - Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarına karşı son derece lütufkar ve nazik davranmıştır. Onların kıskanmalarına sebebiyet veren nazlarına ve buna benzer diğer davranışlarına karşı sabır göstermiştir. 2- Hz. Aişe'nin fazileti ortaya çıkmıştır. Çünkü Allah Resutü sallallahu aleyhi ve sellem ilk defa ondan başlamıştır. İmam Nevevı bu şekilde açıklamıştır. 3- Yaşın küçük olması, kişinin bir meseleyi iyice düşünemeyeceği zannını uyandırır. Hz. Nebi Hz. Aişe'ye, anne-babasına danışmasını emretmişti. Çünkü Hz. Aişe'nin, küçük olduğu için seçeneklerden diğerini seçmesinden endişe etmişti. Zira onun kendisine arız olan diğer seçeneği seçme düşüncesini reddetmesini sağlayacak yetenekten yoksun olması ihtimali vardı. Bu nedenle anne-babasıyla istişare etseydi, onlar kendisine tercihlerin birinde bulunan hayrı ve diğerinde bulunan şerri açıklardı. Bunu bildiği için Hz. Aişe, "Halbuki annebabamın bana, ondan ayrılmarnı emretmeyeceğini gayet iyi biliyordu," demiştir. 4- Hz. Aişe'nin büyük bir menkıbesi ortaya çıkmıştır. Ayrıca onun ne kadar kamil bir akla sahip olduğu, genç yaşta olmasına rağmen ne kadar isabetli düşündüğü belli olmuştur. 5- Kıskançlık, doğru düşünebilen ve akıl sahibi olan bir kadının, kendisine yakışmayan davranışlar sergilemesine neden olur. Çünkü Hz. Aişe Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendisinin yaptıklarını diğer eşlerine anlatmamasını istemişti. Ancak Hz. Nebi onun bu şekilde davranmasının, kumalarının bulunmasından değil de, kadınların fıtratında bulunan kıskançlık ve otorite kurma arzusundan kaynaklandığını öğrenince, onun bu talebine olumlu cevap vermedi
Hadis 4787 — Sahih al Bukhari 65:309
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ هَذِهِ، الآيَةَ ‏{‏وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ‏}‏ نَزَلَتْ فِي شَأْنِ زَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ وَزَيْدِ بْنِ حَارِثَةَ‏.‏
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun," ayeti Zeyneb bint Cahş ile Zeyd İbn Harise hakkında indi." Hadisin geçtiği diğer yer: 7420. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu ayet in Zeyd İbn Harise ile Zeyneb bint Cahş hakkında nazil olduğu husunda rivayetler ittifak halindedir. "Allah'ın ortaya çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun," ayeti Zeyneb bint Cahş ile Zeyd İbn Harise hakkında indi. Burada İmam Buhari olayın sadece bu kısmını anlatmakla yetindi. Fakat "Kitabu't-tevhid"de başka bir kanalla, Hammad İbn Zeyd ve Sabit vasıtasıyla Enes'ten onun şöyle söylediğini nakletmiştir: "Zeyd İbn Harise Hz. Nebi'e durumunu şikayet için geldi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona 'Allah'tan kork! Eşinle eu/iliğini sürdür!' diye öğüt verdi." Enes daha sonra şöyle dedi: "Eğer Hz. Nebi Kur'an'dan bir ayeti gizleyecek olsaydı, kuşkusuz bu ayeti gizlerdi. .. Hz. Zeynep, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğer eşlerine karşı böbürlenirdi ... " Bu olayı Ahmed İbn Hanbel şöyle nakletmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd İbn Harise'nin evine geldi. Zeyd onun yanına gelip hanımını ona şikayet etti. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Eşinle euliliğini sürdür ue Allah'tan kork!' dedi. Bu olay üzerine '[(Resulüm!) hani Allah'ın nimet uerdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut! Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde giz/iyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır. Zeyd o kadından ilişiğini kesince] biz onu sana nikahladık,'(Ahzab 37) ayeti nazil oldu. Burada "onu" lafzı ile Zeyneb bint Cahş kastedilmiştir." İbn Ebi Hatim, Süddi kanalıyla daha açık ve net lafızlarla bu kıssayı şu şekilde nakletmiştir: "Belağ yoluyla bana iletildiğine göre, bu ayet, Zeyneb bint Cahş hakkında inmiştir. Zeyneb, Rasulullah'ın sallallahu aleyhi ve selle m halasının kızı Ümeyye bint Abdilmuttalib'in kızıydl. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu, evlatlık edindiği Zeyd İbn Harise ile evlendirrnek istemişti. Ne var ki Zeyneb, buna rıza göstermedi. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığına razı oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onu Zeyd ile evlendirdi. Daha sonra Allah Teala, Nebii'ne Zeyneb'in, eşlerinden biri olacağını bildirdi. Ancak Hz. Nebi, Zeyd'e karısını boşamasını emretmekten utanıyordu. Bu esnada Zeyd ile Zeyneb arasında; diğer insanlar arasında görülen bir takım huzursuzluklar çıkmaya devam ediyordu. Bu durum karşısında Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd'e hanımıyla evli kalmasını ve Allah'tan korkmasını emrediyordu. İnsanların, 'Oğlunun hanımı ile evlendi,' diyerek kendisini ayıplamalarından çekiniyordu. Zira o, Zeyd'i evlatlık edinmişti. Özetle ifade edecek olursak; Hz. Nebi'in gizlediği, Allah Teala'nın kendisine, Zeyneb'in, hanımlarından biri olacağına dair verdiği haberdir. "Oğlunun eşiyle evlendi," şeklinde ileri geri konuşmalarından çekinmesi, bu haberi gizlemesine neden olmuştur. Allah Teala Cahiliyye dönemi insanlarının uydukları evlatlık hükümlerini en güçlü şekilde ortadan kaldırmak istemişti. Bu da ancak evlat olarak kabul edilen birinin hanımı ile evlenmekle olurdu. Bu olay, insanların daha kolay kabul etmesini sağlamak için Müslümanların Önderi vasıtasıyla gerçekleşmişti. Hz. Nebi'in neden çekindiğini yorumlayanlar ihtilaf eetmişlerdir. Ahmed İbn Hanbel, Müslim ve Nesaı, Süleyman İbn Mugıra ve Sabit kanalıyla Enes'ten şöyle rivayet etmişlerdir: "Zeyneb'in iddeti bitince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd'e 'Onu bana iste,' dedi. Olayın bundan sonrasını Zeyd şöyle anlattı: Zeyneb'in yanına gittim. Ona 'Ey Zeyneb! Gözün aydın. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni sana gönderdi. Niyeti seninle evlenmek,' dedim. O da 'Rabbim'e danışmadan bir şey yapacak değilim,' diye karşılık verdi. Sonra kalkıp secde ettiği yere gitti. Derken ayet indi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve izni olmadan onun yanına girdi." Bu, söz konusu adetin kaldırılması hakkında olabilecek en etkili yöntem di. Bu olayda Zeyneb'i Hz. Nebi'e (bizzat eski kocası) istemiştir. Böylece Hz. Nebi'in Zeyneb'le, Zeyd'in rızası olmadan, baskı yaparak evlendiği şeklinde meydana gelebilecek zanlara sed çekilmiştir. Aynı zamanda bu uygulamada, Hz. Nebi'in, Zeyd'in gönlünde Hz. Zeyneb'e karşı bir duygunun kalıp kalmadığını test etmesi de söz konusudur. Bu hadisten çıkarılan bir başka sonuç ise, kendisine talip çıkan kadının, cevap vermeden önce istihare yapmasının ve isteme sırasında dua etmesinin müstehap olduğudur. Her kim işini Allah'a havale ederse, Allah Teala dünya ve ahirette kendisi için daha yararlı ve güzel şeyleri onun için kolaylaştırır
Hadis 4788 — Sahih al Bukhari 65:310
حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ هِشَامٌ حَدَّثَنَا عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كُنْتُ أَغَارُ عَلَى اللاَّتِي وَهَبْنَ أَنْفُسَهُنَّ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَقُولُ أَتَهَبُ الْمَرْأَةُ نَفْسَهَا فَلَمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏تُرْجِئُ مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكَ‏}‏ قُلْتُ مَا أُرَى رَبَّكَ إِلاَّ يُسَارِعُ فِي هَوَاكَ‏.‏
Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Kendilerini Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hibe eden (mehirsiz olarak evlenme teklif eden) kadınlara kıskançlık beslerdim. Onları 'Bir kadın kendisini hibe eder mi?' diyerek (ayıplardım). Allah Teala 'Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrı/dığın hanım/arından arzu ettiğini tekrar yanına a/manda senin için bir günah yoktur, (Ahzab 51) ayetini indirince, [Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e], 'Bakıyorum da Rabbin her daim senin arzularını yerine getirmek için çabalıyor,' dedim. Hadisin geçtiği diğer yer:
Hadis 4789 — Sahih al Bukhari 65:311
حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ مُعَاذَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسْتَأْذِنُ فِي يَوْمِ الْمَرْأَةِ مِنَّا بَعْدَ أَنْ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏تُرْجِئُ مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكَ‏}‏‏.‏ فَقُلْتُ لَهَا مَا كُنْتِ تَقُولِينَ قَالَتْ كُنْتُ أَقُولُ لَهُ إِنْ كَانَ ذَاكَ إِلَىَّ فَإِنِّي لاَ أُرِيدُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ أُوثِرَ عَلَيْكَ أَحَدًا‏.‏ تَابَعَهُ عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ سَمِعَ عَاصِمًا‏.‏
Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, [o şöyle demiştir:] "On/ardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanım/arından arzu -etiğini tekrar yanına almanda senin için bir günah yoktur," ayeti nazil olduktan sonra Hz. Nebi, hanımlarının birinin sırasında diğer bir hanımına gitmek istediği zaman bizlerden izin isterdi. [Hadisin ravilerinden Muaze'den şöyle nakledilmiştir: Hz. Aişe'ye: 'Senden izin istediği zaman ne derdin?' diye sordum. O da şöyle dedi: Ona 'Ey Allah'ın Elçisi! Eğer bu mesele bana bırakılmışsa, sizi başka birine bırakmayı asla tercih etmem!' derdim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Vahidi, müfessirlerin bu ayetin [Ahzab 51] tahyir ayetinin akabinde nazil olduğu kanaatinde olduklarını nakletmiştir. Şöyle ki; tahyir olayı meydana gelince, Hz. Nebi'in hanımlarından bazıları Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendilerini boşayacağı endişesine kapılıp kasm meselesini ona hava le etmişti. Bunun üzerine "Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanma almanda senin için bir günah yoktur, "(Ahzab 51) ayeti nazil oldu. "Kendilerini Nebi'e hibe eden" ifadesine göre, kendisini Hz. Nebi'e hibe eden (mehirsiz olarak evlenme teklifinde bulunan) kadınlar birden fazladır. [Bunu gösteren rivayetleri de şu şekilde sıralayabiliriz:] 1- Nikah Bölümü'nde Sehl İbn Saldıdan nakledilen hadiste, "Bir kadın 'Ey Allah'ın Elçisi! Ben kendimi sana hibe ettim,' dedi. Yine aynı rivayette, kadına talip [olup fakat mehir olarak verecek bir şey bulamayan] adama Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: Demir bir yüzük dahi olsa, git bir şeyler ara! 2- Enes'ten nakledilen hadis ise şöyledir: "Bir kadın Nebi'e sallallahu aleyhi ve selle m gelip 'Benim bir kızım var,' dedi. Sonra kızının güzelliklerini sıraladı ve 'Onu sana verdim,' dedi. Allah Res(dü de 'Ben de onu kabul ettim,' diye karşılık verdi. Kadın kızını övmeye devam etti. Hatta 'Onun hiç başı ağrımadı. [Hiçbir şeyden şikayet etmez (Ahmed İbn Hanbel, Hadis no: 12120) bile dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Benim, kızına ihtiyacım yok,' şeklinde karşılık verdL" Ahmed İbn Hanbel'in naklettiği bu hadiste bahsi geçen kadın, kuşkusuz önceki hadisteki kadından farklıdır. 3- İbn Ebı Hatim, Hz. Aişe'den, onun şu sözünü nakletmiştir: "Rasulullah'a kendisini hibe eden kadın, Havle bint Hakım'dir." Nikah Bölümü'nde bu rivayet hakkında açıklama yapılacaktır. İmam Buhari bu rivayete ta'likan işarette bulunmuştur. 4- Şa'bı kanalıyla şöyle naklediimiştir: "Kendisini hibe eden kadınlardan biri de, Ümmü Şerlk'tir." 5- Nesaı'nin, Urve kanalıyla yaptığı rivayete ve Ebu Ubeyde Mamer İbnu'lMüsenna'nın tespitine göre, "Kendisini hibe eden kadınlardan biri de, Fatıma bint Şureyh'tir. 6- Leyla bint Hatım'in de kendisini Resulullah'a hibe eden kadınlardan olduğu ileri sürülmüştür. İkrime kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle dediği naklediimiştir: "Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla evlenmemiştir." Bu rivayet i Taberi tahriç etmiştir. Rivayetin senedi ise hasendir. Bundan maksat şudur: Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla birlikte olmamıştır. Halbuki böyle bir birliktelik onun için mübahtı. Çünkü Allah Tea.!a şöyle buyurmuştur: "Nebi kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Nebie hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana muhsus olmak üzere helal kıldık. " (Ahzab 50) Bu hadiste Hz. Aişe "Onlardan dilediğini geriye bırakır ... " ayetinin sebeb-i nüzulünü açıklamış ve bir önceki ayette geçen "kendisini Nebie hibe eden mümin kadın" ile "Kuşkusuz biz, hanımlan hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz, "(Ahzab 50) ifadelerine işaret etmiştir. İbn Merduye, İbn Ömer ve İbn Abbas'tan nakledilen hadislerde şu ifadeyi de rivayet etmiştir: "Nikah ancak bir veli ve iki şahit ile gerçekleşir." Hz. Aişe'nin "Bakıyorum da Rabbin her daim senin arzularını yerine getirmek için çabalıyor," sözü şu anlama gelir: "Bakıyorum da, allah Teala senin isteklerini geciktirmeden, hemen yerine getiriyor. Dilediğin ve tercih ettiğin hükümleri indiriyor." "Onlardan dilediğini geriye bırakır," ayeti şu anlama gelir: Kasma riayet etmeden onların sırasını ertelersin. Bu görüş çoğunluğa aittir. Bu görüşü İmam Taberi, İbn Abbas, Mücahid, Hasan-ı Basrı, Katade, Ebu Rezın ve daha bir çok kişiden nakletmiştir. Ayrıca Şa'bı'den bu ayet hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendisini Hz. Nebi'e hibe eden birçok kadın vardı. allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlardan bir kısmı ile evlendi, bir kısmı ile evlenmedi." Bu rivayet şazdır. Doğrusu şu ki, biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini hibe eden kadınlardan hiçbiriyle evlenmemiştir. 'Onlardan dilediğini geriye bırakır' ayeti hakkında şöyle bir yorum da yapılmıştır: Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarından bazılarını boşamaya yeltenmişti. Bunun üzerine onlar 'Tek bizi boşama da, dilediğin gibi kas m yap!' teklifinde bulundular. Bunun üzerine allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazıları arasında eşit kasm yaptı. İşte, ayette geçen "dilediğini de yanına alırsın" ifadesiyle bu hanımlar kastedilmiştir. Diğer eşlerine ise dilediği gibi kasm yaptı. İşte bunlar da, geriye bıraktıklarıdır. Özetle ifade edecek olursak, bu ayet hakkında ileri sürülen tefsirleri şu şekil- de sıralayahiliriz: 1- Dilediğini boşar, dilediğinle evliliğini sürdürürsün. 2- Boşamadan bazılarından uzaklaşır, diğerlerine kasm yaparsın. 3- Kendilerini sana hibe eden hanımlardan dilediğin le evlenir, dilediğini reddedersin. Bu bab da zikredilen hadis, bu görüşü ve bir öncekini destekler niteliktedir. Ayetin lafzı ise üç manayı da taşımaya müsaittir. Hz. Aişe'den nakledilen ve Hz. Nebi'in hanımlarından izin istediğini gösteren rivayetin zahiri, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hiçbir eşini kasrnın dışında bırakmadığını, yani onlardan uzaklaşmadığını gösterir. Bu görüş Zührı'ye aittir. O bu konuda şöyle demiştir: "Hz. Nebi'in hanımlarından birini geriye bıraktığını bilmiyorum." Bu rivayeti İbn Ebı Hatim nakletmiştir. Katade ise bu ayeti şöyle yorumlamıştır: "Allah Teala, Nebiini dilediği gibi kasrnda bulunması hususunda serbest bırakmıştır. Ancak o, hepsine eşit davranmıştır." Önemli Açıklama Bu ayetten (Ahzab 33/51) sonra gelen "Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan c.ariyeler hariç, güzellikleri hoşunagitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir, "(Ahzab 52) ayetinde neyin nefyedildiği konusunda ihtilaf vardır. Acaba Rasulullah'a daha önce belirtilen özelliklerden sonra bazı kadınlar helal, bazı kadınlar haram mı kılındı? Yoksa tahyır esnasında evli olduğu kadınlardan sonra, onun diğer kadınlarla evlenmesi mi haram kılındı? İşte bu hususlar tartışmalıdır. Übey İbn Ka'b ve onu takip edenler birinci görüşü benimsemişlerdir. Abdullah İbn Ahmed, Ziy6datu Müsned'de bu görüşü nakletmiştir. İbn Abbas ve ona tabi olanlara göre ise, Allah Resulü'nün hanımları, onu tercih etmelerinden dolayı (mlara verilmiş bir ödüldür.Gerçekten de Hz. Nebi bu olaydan sonra yeni bir evlilik yapmamıştır. Ancak bu durum, mevcut ihtilafı ortadan kaldırmaz. Nitekim Tirmizı ve Nesaı Hz. Aişe'den şöyle nakletmiştir: "RasuluIlah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği zaman, kadınlarla evlenmesi helaldL" İbn Ebı Hatim de, Ümmü Selerne validemizden buna benzer bir rivayet nakletmiştir)
Hadis 4790 — Sahih al Bukhari 65:312
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَدْخُلُ عَلَيْكَ الْبَرُّ وَالْفَاجِرُ، فَلَوْ أَمَرْتَ أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ بِالْحِجَابِ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَةَ الْحِجَابِ‏.‏
Enes'ten Hz. Ömer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e 'Yanına iyi ve kötü kimseler geliyor. Keşke mu'minlerin annelerine örtünmelerini emretsen ... " dedim. Bunun üzerine hicab ayeti nazil oldu
Hadis 4791 — Sahih al Bukhari 65:313
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ابْنَةَ جَحْشٍ دَعَا الْقَوْمَ، فَطَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ وَإِذَا هُوَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ، وَقَعَدَ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا، فَانْطَلَقْتُ فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا، فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ، فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ‏}‏ الآيَةَ
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile evlendiği zaman, insanları [ziyafete] davet etti. İnsanlar gelip yediler, sonra oturup konuştular. Allah Resu.ıü sallallahu aleyhi ve sellem kalkmaya hazırlanır gibi oldu, ama onlar kalkmadılar. Hz. Nebi onların bu halini görünce kendisi kalktı. Onun kalkmasıyla cemaatte kalktı. Ancak üç kişi oturmaya devam etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmek üzere geldi. Bir de ne görsün, adamlar hala orada oturuyorlar. Sonra adamlar kalktı. Hemen Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve ona insanların gittiğini haber verdim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve içeri girdi. Ben de içeri girmek için gittim. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onunla benim arama perde çekti. Bunun üzerine Allah Teala 'Ey iman edenler! Nebiin evlerine girmeyin! .. ' ayetini indirdi." Hadisin geçtiği diğer yerler:
Hadis 4792 — Sahih al Bukhari 65:314
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ أَنَا أَعْلَمُ النَّاسِ، بِهَذِهِ الآيَةِ آيَةِ الْحِجَابِ، لَمَّا أُهْدِيَتْ زَيْنَبُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ مَعَهُ فِي الْبَيْتِ، صَنَعَ طَعَامًا، وَدَعَا الْقَوْمَ، فَقَعَدُوا يَتَحَدَّثُونَ، فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَخْرُجُ، ثُمَّ يَرْجِعُ، وَهُمْ قُعُودٌ يَتَحَدَّثُونَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ‏}‏ فَضُرِبَ الْحِجَابُ، وَقَامَ الْقَوْمُ‏.‏
Ebu Kılabe, Enes İbn Malik'ten, onun şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Hicab ayetini en iyi ben bilirim. Hz. Zeyneb süslenip Rasulullah'a sallalla.hu aleyhi ve sellem getirildiği vakit, Hz. Nebi'le birlikte evde bulunuyordu. Allah Resulü [onunla evlenirken ziyafet olarak] yemek yaptırıp insanları davet etmişti. İnsanlar, konuşmak için oturup kaldılar. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem dışarı Çıkıyor, sonra tekrar dönüyordu. Çünkü insanlar oturmuş konuşuyorlardı. Bunun üzerine Allah Teala 'Ey iman edenler! Nebiin evlerine girmeyin! .. ' ayetini indirdi
Hadis 4793 — Sahih al Bukhari 65:315
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بُنِيَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِزَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ بِخُبْزٍ وَلَحْمٍ فَأُرْسِلْتُ عَلَى الطَّعَامِ دَاعِيًا فَيَجِيءُ قَوْمٌ فَيَأْكُلُونَ وَيَخْرُجُونَ، ثُمَّ يَجِيءُ قَوْمٌ فَيَأْكُلُونَ وَيَخْرُجُونَ، فَدَعَوْتُ حَتَّى مَا أَجِدُ أَحَدًا أَدْعُو فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَا أَجِدُ أَحَدًا أَدْعُوهُ قَالَ ارْفَعُوا طَعَامَكُمْ، وَبَقِيَ ثَلاَثَةُ رَهْطٍ يَتَحَدَّثُونَ فِي الْبَيْتِ، فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَانْطَلَقَ إِلَى حُجْرَةِ عَائِشَةَ فَقَالَ ‏ "‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الْبَيْتِ وَرَحْمَةُ اللَّهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ وَعَلَيْكَ السَّلاَمُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ، كَيْفَ وَجَدْتَ أَهْلَكَ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فَتَقَرَّى حُجَرَ نِسَائِهِ كُلِّهِنَّ، يَقُولُ لَهُنَّ كَمَا يَقُولُ لِعَائِشَةَ، وَيَقُلْنَ لَهُ كَمَا قَالَتْ عَائِشَةُ، ثُمَّ رَجَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَإِذَا ثَلاَثَةُ رَهْطٍ فِي الْبَيْتِ يَتَحَدَّثُونَ، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَدِيدَ الْحَيَاءِ، فَخَرَجَ مُنْطَلِقًا نَحْوَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ فَمَا أَدْرِي آخْبَرْتُهُ أَوْ أُخْبِرَ أَنَّ الْقَوْمَ خَرَجُوا، فَرَجَعَ حَتَّى إِذَا وَضَعَ رِجْلَهُ فِي أُسْكُفَّةِ الْبَابِ دَاخِلَةً وَأُخْرَى خَارِجَةً أَرْخَى السِّتْرَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، وَأُنْزِلَتْ آيَةُ الْحِجَابِ‏.‏
Enes İbn Malik'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Zeyneb bint Cahş ile evlendiği zaman, ekmek ve etten oluşan ziyafet sofrası kuruldu. Yemeğe davet etmek üzere haberci olarak ben gönderildim. Bir grup gelip yemek yiyor, sonra gidiyordu. Daha sonra başka bir grup gelip yemek yiyor ve gidiyordu. Bu şekilde davet edecek birini bulamayıncaya kadar herkesi yemeğe çağırdım. Sonra Hz. Nebi'e 'Ey Allah'ın Elçisi! Davet edecek kimseyi bulamıyorum,' dedim. O da 'Sofranızı kaldırın!' dedi. Bu esnada üç kiJ evde kalıp konuşmaya devam etti. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıktı ve Hz. Aişe'nin odasına gitti ve ona 'Allah'm selamı ve rahmeti üzerinize olsun ey hane halkd' diyerek selam verdi. Hz. Aişe de şöyle karşılık verdi: Allah'ın selamı ve rahmeti sizin de üzerinize olsun. [Yeni] eşini nasıl buldun? Allah mübarek etsin. Sonra Allah Resu!ü sallallahu a1eyhi ve selle m diğer bütün hanımlarının odalarını yokladı. Hz. Aişe'ye selam verdiği gibi onlara da selam verdi. Onlar da Hz. Aişe gibi karşılıkta bulundular. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döndü. Bir de baktı ki, o üç kişi hala evde konuşmaya devam ediyor. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem son derece hayalı idi. Hz. Aişe'nin odasına gitmek üzere çıktı. İnsanların gittiğini Hz. Aişe mi haber verdi, yoksa başka biri mi, bilemiyorum. Nihayet RasuluIlah sallallahu aleyhi ve sellem döndü ve bir ayağını eşikten içeri attı. Daha diğer ayağı dışarıda iken benimle kendisi arasına perdeyi indirdi ve hicab ayeti nazil oldu
← Önceki Koleksiyona dön Sonraki →

Sadece Sahih ve Hasan derecesindeki hadisler gösterilir.