İbrahim'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdullah İbn Mes'ud'un öğrencileri Ebu'd-Oerda'nın bulunduğu şehre geldiler. Ebu'd-Oerda onları aradı ve buldu, sonra onlara "Hanginiz Abdullah İbn Mes'ud'un kıraatine göre okur?" diye sordu. [Hadisin ravilerinden Alkame de] "Hepimiz okuruz," diye cevap verdi. Bu defa o; "Hanginiz daha iyi okur?" diye sordu. Orada bulunanlar Alkame'yi gösterdiler. Bunun üzerine Ebu'd-Oerda ona; .........ve'l-leyli iza yağşa suresini nasılokurdu?" diye sordu. Alkame de sureyi okurken şu ayeti ..........ve'z-zekeri ve'l-ünsa şeklinde okudu. Bunun üzerine Ebu'dOerda şöyle dedi: Tanıklık ederim ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ayeti böyle okuduğunu işittim. Ancak bu insanlar, benim bu ayeti ...........vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde okumamı istiyorlar. Allah'a yemin ederim ki, onlara uymayacağım. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu rivayet bir öncekine göre şu bakımdan daha açıktır. Bir önceki rivayette "Ancak bu insanlar [Şam halkı] bu kıraati kabuletmeye yanaşmıyorlar," ifadesi yer alırken, bu rivayette "Ancak bu insanlar, benim bu ayeti ............ vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde okumamı istiyorlar," ifadesi bulunmaktadır. Bu kıraat, sadece bu rivayette bahsi geçen kimselerden nakledilmiştir. Diğer kıraat imamları ise bu ayeti .........vema halaka'z-zekera ve'l-unsa şeklinde okumuşlardır. Bu kıraatin Ebu'd-Derda ve bu rivayette bahsi geçen diğer kimselere isnadı sahih olsa da, bu ayetin okunuşu ..........vema halaka'z-zekera ve'l-ünsa şeklinde yerleşmiştir. Muhtemelen bu ayetin okunuşu neshedilmiş ve bu nesih olayı Ebu'd-Derda ve bu rivayette onunla birlikte bahsi geçen kimselere ulaşmamıştır. Kufeli kıraat alimlerinin bu kıraati Alkame ve İbn Mes'ud'dan nakledip sonra da hiçbirinin bu kıraate göre okumaması şaşırtıcıdır. Halbuki Kufe'de kıraat denince akla İbn Mes'ud ve Alkame gelir. Keza Şam halkı da Ebu'd-Derda'dan kıraati öğrenmişlerdir. Ancak hiçbiri bu ayeti bu şekilde okumamıştır. İşte bütün bunlar bu tilavetin neshedildiği görüşünü güçlendirmektedir
Hadis 4945 — Sahih al Bukhari 65:467
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا قُعُودًا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ الْحَدِيثَ.
AIi radiyallahu anh'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. .. [Daha sonra Hz. Ali] yukarıdaki olayı anlatmıştır
Ali r.a.'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir cenaze'ye katılmıştı. Bu esnada eline bir değnek aldı, onunla toprağa vurup çizgiler çizdi ve: "Sizin her birinizin Cehennem veya Cennetteki yeri yazılmıştır," buyurdu. Orada bulunanlar; "Öyleyse bu yazıya itimad etmeyelim mi?" diye sordular. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çalışın! Her şey kolay kılınmıştır." Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, [biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız)"(LeyI)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. Derken o; "Sizin her birinizin Cennette oturacağı yer ile Cehennemde oturacağı yer yazılmıştır," buyurdu. Biz: "Ey Allah'ın Resulü Öyleyse bu yazıya itim ad etmeyelim mi?" diye sorduk. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çalışın! Her şey kolay kılınmıştır." Ardından şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız). Kim de cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlanz. " (LeyI)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Baki'ı'l-gargad mezarlığında bir cenazeye katılmıştık. Bu esnada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi ve oturdu! Biz de onun etrafında oturduk. Onun elinde bir değnek vardı, başını eğdi ve değneği ile yere vurmaya başladı, sonra da şöyle buyurdu: "Sizin her birinizin, kendisine can verilmiş her varlığın Cennet ve Cehennemdeki yeri yazı/mıştır. Yine kimin bedbaht, kimin de mutlu olacağı yazılmıştır." Bir adam: "Ey Allah'ın elçisi! Öyleyse bizim için yazılana itimat edip çalışmayı bırakalım mı? Zira bizden mutlu olacak kimseler, mutlu olacak insanların amelini işleyecek; bedbaht olacak kimseler de bedbaht olacak insanların amelini işleyeek," dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Mutlu olacak insanlara, mutlu olacak insan/ann yapacaklan işler; bedbaht olacak insanlara da bedbaht olacak insan/ann yapacakları işler kolaylaştırılacak," buyurdu. Sonra şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse ... "(LeyI)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir cenazeye katılmıştı. Bu esnada bir şey alıp onunla yere bir şeyler çizmeye başladı ve şöyle buyurdu: "Sizin her birinizin ateşte oturacağı ve Cennette oturacağı yer yazılmıştır." Orada bulunanlar: "Ey Allah'ın Resulü! Öyleyse bizim için yazılana itimat edip çalışmayı bırakalım mı" dediler. Bunun üzerine Allah Resu!ü Sallallahu Aleyhi ve Sellem; "Çalışın. Her şey yaratıldığı şey için kolaylaştınlmıştır. Kim mutlu olacak insanlardansa, mutlu olacak insanların işini yapmak ona kolay olur; kim de bedbaht olacak insanlardan alacaksa, bedbaht olacak insanların işleri ona kolayolur," buyurdu ve şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse ... "(LeyI)
Hadis 4950 — Sahih al Bukhari 65:472
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ جُنْدُبَ بْنَ سُفْيَانَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ اشْتَكَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَقُمْ لَيْلَتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، فَجَاءَتِ امْرَأَةٌ فَقَالَتْ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ يَكُونَ شَيْطَانُكَ قَدْ تَرَكَكَ، لَمْ أَرَهُ قَرِبَكَ مُنْذُ لَيْلَتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا. فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {وَالضُّحَى * وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَى * مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَى}
Cündüb İbn Süfyan'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem rahatsızlandı, iki veya üç gece ibadete kalkamad!. Bu sırada bir kadın gelip: "Ey Muhammed! Şeytanının seni terk ettiğini umuyorum. İki veya üç gecedir yanına gelmediğini görüyorum," dedi. Bunun üzerine Allah Teala; "Kuşluk vaktine ve sükuna erdiğinde geceye yemin ederim ki, Ey Resulüm! Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da, "(Duha 1-3) ayetlerini indirdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu ayetlerin sebeb-i nüzalü olarak Cündüb'den nakledilen rivayeti verdi. Bu rivayete göre, bu ayetlerin inmesinin nedeni Hz. Nebi'in rahatsızlığıdır. Salatu'l-leyVGece Namazı başlığı altında ifade edildiği gibi Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu rahatsızlığının ne olduğu bize nakledilmemiştir. Onun rahatsızlığını parmağının kanaması olarak açıklayanlar ise yanılmışlardır. Daha yenilerde bu ayetin nüzül sebebi olarak Taberani'nin "Mu'cem"inde senedinde bilinmeyen bir ravinin bulunduğu bir rivayet gördüm. Bu rivayete göre ayetin iniş nedeni Hz. Nebi'in yatağının altında eniğin bulunmasıdır. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu eniği fark etmemiştir. Bundan dolayı Cebrail kendisine gelmemiştir. Cebrail'in, yatağın altında enik bulunması sebebiyle gecikmesi hikayesi meşhurdur. Ancak bu olayın ayetin sebebi nüzı1lü olması garib, hatta şazdır, Buhari'deki bu rivayet ile reddedilir
Cündüb el-Beceli'den rivayet edildiğine göre, bir kadın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e; "Ey Allah'ın elçisi! Oyle tahmin ediyorum ki arkadaşın sana uğramakta gecikti" demiş. Bunun üzerine de: "Ey Resulüm! Rabbin seni terk etmedi, sana danlmad! da, "(Duha 3) ayeti inmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Öyle tahmin ediyorum ki arkadaşın sana uğramakta gecikti" sözünü Hz. Hatice söylemiş olabilir. Bir önceki rivayette ise böyle bir ihtimal yoktur. Çünkü şu üç nedenden dolayı bu söz, Cehenneme odun taşıyacak kadının sözü olabilir: a) Şeytan lafzını kullanması. b) Terk ifadesini kullanması. c) Hz. Nebi'e "Muhammed" diye seslenmesi. Bir öncekinin tersine bu rivayette ise kadın şu tabirieri kullanmıştır: a) Arkadaşın. b) Gecikti. c) Ey Allah'ın elçisi! Kirmaml bu iki rivayetteki sıga değişikliğinin ravilerin bir tasarrufu olacağını belirtmiştir. Bu iddianın bir dayanağı vardır. Çünkü her iki rivayet de aynı kaynaktan gelmektedir. .......Ebtaeke "okumada seni yavaşlattı" anlamına gelir. Meleğin Hz. Nebi'e vahiy okumada gecikmesi, onun da gelen vahyi okumada gecikmesini gerektirir .. Ahmed İbn Hanbel'in Muhammed İbn Ca'fer kanalıyla Şu'be'den naklettiği rivayette bu ifade ........ebtae anke'' sana gecikti" şeklinde geçmektedir
Hadis 4952 — Sahih al Bukhari 65:474
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَدِيٌّ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي سَفَرٍ فَقَرَأَ فِي الْعِشَاءِ فِي إِحْدَى الرَّكْعَتَيْنِ بِالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ. {تَقْوِيمٍ} الْخَلْقِ.
Bera' radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferde iken yatsı namazının iki rekatının birinde Tin Suresi'ni okumuştur. تقويم takvim(Tin 4) "yaratma" anlamına gelir. Fethu’l-Bari Açıklaması: Firyabi والتين والزيتون ve't-tini ve'z-zeyuun ayeti hakkında Mücahid'in şöyle dediğini senediyle naKletmiştir: Bunlar, insanların yediği meyvedir. Ebu Nuaym'ın rivayetinde ........takvim (Tin 4) "yaratma" olarak açıklanmıştır. Firyabi, Mücahid'in ...........fi ahseni takvim ifadesini: 'en güzel bir şekilde yaratma" olarak açıkladığını senediyle birlikte nakletmiştir. İbnu'l-Münzir hasen bir senede İbn Abbas'ın bu ifadeyi "en doğru yaratma" şeklinde açıkladığını nakletmiştir
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ilk gelen [vahiy] uykuda gördüğü sadık rüya şeklinde idi. O'nun gördüğü bütün rüyalar sabahın aydınlığı gibi gerçek olurdu. Derken ona yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasına gidip ailesinin yanına dönüp tekrar bunun için azık almadan önce sayıları belli geceler boyu orada ibadet ederdi.-[Ravi Zührl] .u.l/tehannüs kelimesinin ibadet etmek anlamına geldiğini söylemiştir.- Sonra Hz. Hatice'nin yanına döner ve yine aynı süre için azık alırdı. Sonunda hiç beklemediği bir anda hak ile karşılaştı. O esanda Hira mağarasında idi. Birden melek kendisine geldi ve "Oku!" dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ben okuma nedir bilmem!" diye karşılık verdi. [Olayın bundan sonraki kısmını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlattı:] Melek beni tutup takatim kesilene kadar sıktı, sonra serbest bıraktı ve "Oku!" dedi. Ben yine "Ben okuma nedir bilmem!" diye karşılık verdim. Sonra ikinci kez takatim kesilinceye kadar beni sıktı, sonra serbest bıraktı ve "Oku!" dedi. Ben "Ben okuma nedir bilmem!" diye karşılık verdim. Üçüncü kez beni tuttu ve takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra serbest bıraktı ve ..........Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı 6ir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Insana bilmediklerini öğreten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir, (Alak 1-5) dedi. [Aişe r.anha şöyle devam etti:] Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ayetler ile birlikte korkudan omuzunun üst tarafındaki etleri titrer bir halde döndü, nihayet Hz. Hatice'nin yanına vardı ve ona "Beni örtün! Beni örtün! Beni örtün!" dedi. En sonunda korkusu gitti ve Hz. Hatice'ye; "Ey Hatice! Bana ne oldu? Kendimden endişe ettim," dedi ve ona olanları anlattı. Hz. Hatice "Hayır, endişeye gerek yok! Sevin! Allah'a yemin ederim ki, Allah Teala asla seni utandırmaz. Çünkü sen, Allah'a yemin ederim ki, akrabalık bağlarını gözetir, doğru söz söyler, işini görmekten aciz olanların yükünü üstlenir, hiçbir şeyi olmayanlara/veya iflas etmiş kimselere yardımcı olur, misafiri ağırlar ve musibete uğrayanların yanında yer alırsın" dedi. Sonra Hz. Hatice onu götürdü. Nihayet Varaka İbn Nevfel'e vardılar. Varaka, Hz. Hatice'nin amcasının oğlu idi, Cahiliyye döneminde Hıristiyanlığı benimsemiş biriydi, Arapça yazar ve Allah'ın dilediği kadarıyla İncil'in bazı bölümlerini Arapça olarak yazardı. Varaka'nın yaşı ilerlemiş ve gözleri görmez olmuştu. Hz. Hatice "Ey Amcamın oğlu! Yeğenini dinle!" dedi. Varaka "Yeğenim! Ne görüyorsun?" diye sordu. Bunun üzerine Nebi s.a.v. gördüklerini anlattı. Varaka: "Bu, Musa'ya inen Namus'tur. Keşke senin çağrını insanlara ulaştıracağın günlerde delikanlı olaydım. Keşke o günlerde hayatta olsam!" dedi ve bir cümle daha kullandı. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Selem: "Onlar beni yurdumdan çıkaracaklar mı?" diye sordu. Varaka: "Evet, senin getirdiğin mesajı insanlara ulaştıran herkes işkenceye maruz kaldı. Şayet o günlerde hayatta olursam elbette sana çok yardım ederim," dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü. Vahiy de bir müddet kesildi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok üzüldü