Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Adam'ın kendi evinde kıldığı namaz, bir namaz olarak hesaplanır. Kabileler (mahalleller) mescidinde kıldığı namaz yirmibeş namaz'a bedeldir. İçinde Cum'a namazı kılınan mescidde kıldığı namaz beşyüz namaz'a bedeldir. Mescid-i Aksa da kıldığı namaz elli bin namaz'a denk olur. Mescid-i Haram da kıldığı namaz yüz bin namaz'a tekabul eder.» Nbt: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bunun senedi zayıftır. Çünkü Ebu'l-Hattab-i Dimeşki'nin hali bilinmiyor. Züreyk aleyhinde konuşulmuştur. Ebu Zür'a'dan hikaye edildiğine göre kendisi: Züreyk'in rivayetinde bir beis yok, demiştir. İbn-i Hibban da onu hem sikalar hem de zayıflar arasında zikrederek: Tek başına bazı şeyler rivayet eder. Sikaların hadislerine benzemezler. Sika zatların hadislerine uygun olmadıkça onun rivayetiyle delil gösterilmez, demıştir
Hadis 1414 — Sunan Ibn Majah 5:612
HasanHasanZayıf
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو الرَّقِّيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ الطُّفَيْلِ بْنِ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي إِلَى جِذْعٍ إِذْ كَانَ الْمَسْجِدُ عَرِيشًا وَكَانَ يَخْطُبُ إِلَى ذَلِكَ الْجِذْعِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ هَلْ لَكَ أَنْ نَجْعَلَ لَكَ شَيْئًا تَقُومُ عَلَيْهِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَرَاكَ النَّاسُ وَتُسْمِعَهُمْ خُطْبَتَكَ قَالَ " نَعَمْ " . فَصَنَعَ لَهُ ثَلاَثَ دَرَجَاتٍ فَهِيَ الَّتِي عَلَى الْمِنْبَرِ فَلَمَّا وُضِعَ الْمِنْبَرُ وَضَعُوهُ فِي مَوْضِعِهِ الَّذِي هُوَ فِيهِ فَلَمَّا أَرَادَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَقُومَ إِلَى الْمِنْبَرِ مَرَّ إِلَى الْجِذْعِ الَّذِي كَانَ يَخْطُبُ إِلَيْهِ فَلَمَّا جَاوَزَ الْجِذْعَ خَارَ حَتَّى تَصَدَّعَ وَانْشَقَّ فَنَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَمَّا سَمِعَ صَوْتَ الْجِذْعِ فَمَسَحَهُ بِيَدِهِ حَتَّى سَكَنَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى الْمِنْبَرِ فَكَانَ إِذَا صَلَّى صَلَّى إِلَيْهِ فَلَمَّا هُدِمَ الْمَسْجِدُ وَغُيِّرَ أَخَذَ ذَلِكَ الْجِذْعَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَكَانَ عِنْدَهُ فِي بَيْتِهِ حَتَّى بَلِيَ فَأَكَلَتْهُ الأَرَضَةُ وَعَادَ رُفَاتًا .
Ubeyy hin Kab (r.a.t)'den: şöyle demiştir: (Medine'deki) Mescid-i Nebevi çardak şeklinde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mescidin kıble tarafında bulunan) bir hurma kütüğüne doğru namaz kılıyor ve o kütüğe dayanarak hutbe okuyordu. Ashabından bir adam Nebi (Saliallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Cum'a günü üzerinde duracağın bir şey (minber) yapmamızı arzu eder misin? Ta ki, cemaat seni görebilsin ve hutbeni ona duyurabilesin.diye sordu. Efendimiz: «Evet,» buyurdu. Bunun üzerine adam onun için üç basamak yaptırdı. Minberin en yükseği odur. Minber konulmak istenince efendimizin (konuşurken) bulunduğu yere koydular. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minbere doğru kalkmak isteyince evvelce yaslanarak hutbe okuyageldiği kütüğün yanından geçti. Kütüğü geçince; kütük, yarıhncaya kadar feryat etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kütüğün sesini işitince minberden indi ve kütük sesini kesinceye kadar mübarek elini ona sürdü. Sonra minbere döndü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bundan sonra namaz kılmak istediği zaman kütüğe doğru namaz kılıyordu. Mescid yıkılıp değiştirilince Ubeyy bin Ka'b (r.a.) bu kütüğü alıp götürdü. Ve çürüyünceye kadar onun evinde yanında idi. Sonra ağaç kurdu kütüğü yedi ve dağılmış oldu. Diğer Tahric: Ahmed, İbn-i Sa'd, Darimi, Ebı Ya'la, Beğavi, Ebu Nuaym, İbn-i Asakir ve Beyhaki bunu rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1417’de
Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. O, minber ittihaz edilince minbere doğru gitti. Kütük feryad etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun yanına vararak Onu bağrına bastı. Bunun üzerine kütük durdu. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Eğer ben onu bağrıma basmasaydım kıyamet'e kadar inleyecekti. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir . Diğer tahric: Bu hadis Zevaid türündendir. Ahmed, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi, Beyhaki ve Ebu Nuaym da Enes (r.a.)'in hadisini rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1417’de
Ebu Hazım (Seleme bin Dinar) )(r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah s.a.v.'in mimberinin neden (hangi ağaçtan) yapılmış olduğu konusunda bir grup arasında ihtilaf oldu. Bunlar Sehl bin Sa'd (es-Saidi) r.a.'ın yanına vararak ona sordular. dediki: Minberin neden yapıldığını benden daha iyi bilen kimse kalmadı. O Gabe'nin Esl ağacındandır. Falanca kadının marangoz olan mevlası falanca adam yapıp getirdi. Minber (yerine) konunca Nebi s.a.v. Onun üzerinde ayakta dudrdu ve kıbleye döndü. Cemaat de onun arkasında ayakta (namaz'a) durdular. Nebi s.a.v. (tekbir aldı) ve kraate başladı sonra rüku' etti, sonra başını kaldırdı. Sonra (kıbleden yüzünü ayırmayıp) gerisin geriye giderek indi. Nihayet yere secde etti. Secde'den sonra tekrar minbere çıktı. Kraat etti. Sonra (yine) rüku' edip doğruldu. Sonra (daha önce yaptığı gibi) gerisin geriye gitti. Nihayet yere secde etti. Diğer tahric: Bu hadisi; Tirmizi hariç Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1417’de
Hadis 1417 — Sunan Ibn Majah 5:615
SahihSahihSahihSahih
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُومُ فِي أَصْلِ شَجَرَةٍ - أَوْ قَالَ إِلَى جِذْعٍ - ثُمَّ اتَّخَذَ مِنْبَرًا . قَالَ فَحَنَّ الْجِذْعُ - قَالَ جَابِرٌ - حَتَّى سَمِعَهُ أَهْلُ الْمَسْجِدِ حَتَّى أَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَمَسَحَهُ فَسَكَنَ . فَقَالَ بَعْضُهُمْ لَوْ لَمْ يَأْتِهِ لَحَنَّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ .
Cabir bin Abdillah r.a.'den şöyle demiştir: Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ağacın gövdesine (ravi demiştir ki: veya hurma kütüğüne) ayakta dayanırdı. Sonra bir minber edindi. Ravi demiştir ki: Bunun üzerine hurma kütüğü feryad etti. (Cabir r.a. demiştir ki:) Öyle (feryad etti) ki, Mesciddekiler onun feryadını işittiler. Nihayet Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem kütüğün yanına vararak elini sürdü de (öylece) sustu. Oradakilerin bazıları dediki: «Eğer efendimiz onun yanına varmasaydı kütü kıyamete kadar feryad edecekti.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. İbn-i Adiyy de sıkadır. Nesai bu hadisi Cabir (r.a.)'den başka bir senedIe rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1414, 1415, 1416, 1417): 1414. hadiste Nebi (s.a.v.)'in mescidi çardak şeklinde iken yani mescidin üstü hurma yaprakları ile örtülü ve bağlardaki çardak gibi iken Nebi (s.a.v.)'in bir hurma kütüğüne doğru namaz kılageldiği ve hutbe okurken ona dayandığı bildiriliyor. Mescid-i Nebevi'nin yapılışı ve sonradan yapılan ilaveler hakkında genel bilgi 742 nolu hadisin izahıda var. Minber yapımı için Nebi (s.a.v.)'in arzusunu soran sahabi'nin ismi burada açıklanmamıştır. Ebu Davud'un İbn-i Ömer (r.a.)'den olan bir rivayetinde bu teklifi yapan sahabi'nin Temim-i Dari olduğu belirtilmiştir. Oradaki rivayette iki basamaklı bir minber yapıldığı bildirilmiş ise de üzerinde Nebi (s.a.v.)'in oturduğu üçüncü basamak hesaba katılmamıştır. Burada üç basamak denilirken son basamak hesaba katılmıştır. Böylece rivayetler arasında ihtilM yoktur. Bu hadisin zahirine göre teklifi yapan ve Temim-i Dari olduğu Ebu Davud'un rivayetinden anlaşılan sahabi, minberi yapmıştır. Halbuki 1416 nolu hadisin açıklamasında belirtildiği gibi minberi yaptıran Ensar'dan bir kadındır. Yapan da onun mevlası olan bir marangozdur. Sindi: Rivayetler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü minber için ilk teklifi yapanın Temim olması ve sonradan kadının yaptırması mümkündür. Hatta Temim'in konuyu kadına intikal ettirmesi ve böylece müşterek çalışma neticesinde minberin yapılmış olması umulur, demiştir. Hurma Kütüğünün Feryad. Etmesi: Bu olay, bir Cuma günü Mescid-i Nebevi'de ve Cuma namazına katılan mescid dolusu sahabilerin huzurunda cereyan etmiş bir mucizedir. Bu konuda rivayet olunan sahih rivayetlerde bu kütüğün Efendimizin hutbe için minbere çıkmakla ayrılığından dolayı elem ve üzüntü ile feryadlar çıkardığı belirtilmektedir. Bu olayı bu babta rivayet edilen üç hadiste belirtildiği gibi Buhari'nin Cabir (r.a.) ve İbn-i Ömer (r.a.)'den; Ahmed bin Hanbel ile Tirmizi, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi. Beyhaki ve Nuayın'ın Enes'ten; Ahmed, Ebu Sa'd, Ebu Nuayın, Taberani ve Beyhaki'nin İbn-i Abbas'dan; Ahmed, İbn-i Sa'd, Darimi, Ebu Ya'la, Beğavi ve Müellifin Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisler ve başka hadisler de bu olayı belirtirler. Beyhaki, Subki, Kadı iyaz ve İbn-i Hacer: Hurma kütüğünün feryadı olayını belirten hadis, mütevatirdir, demişlerdir. İbn-i Ebi Hatim'in dediğine göre Şafii: ''Allah Nebiimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e verdiğini hiç bir Nebie vermemiştir.'' demiştir. İsa{Aleyhisselam)'a ölüleri diriltme mucizesinin verildiğini anlatan Ömer bin Sevade: . Muhammed {s.a.v.) Efendimiz'e hurma kütüğünün feryadı mucizesi verildi. Bu feryadı herkes duydu. Bu mucize ölüleri diriltmekten daha büyüktür', diye Şafii'ye cevap vermiştir. Enes (r.a.)'ın hadisi Zevaid türündendir. Ahmed, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi, Beyhaki ve Ebu Nuaym da Enes (r.a.)'in hadisini rivayet etmişlerdir. Sehl (r.a.)'ın hadisini Tirmizi hariç Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Nebi (s.a.v.)'in minberinin hangi ağaçtan yapıldığı hususunda bir grup arasında münakaşa yapıldığı belirtiliyor. İhtilaf eden cemaattaki zatların isimleri bildirilmemiştir. Bunlar Sehl bin Sa'd (r.a.)'a başvurarak durumu öğrenmek istemişler, O da: Bunu benden daha iyi bilen kimse kalmadı demekle vereceği bilginin kesin ve inandırııcı olduğunu belirtmek istemiş ve minberin Cabe'nin Esl ağacından yapıldığını bildirmiştir. Cabe; Şam istikametinden Medine'ye dokuz mıl mesafede ağaçlık bir yerin adıdır. Minber bu ormancığın Esl ağacından yapılmıştır. Kamus'un tercemesi Okyanus'ta şu bilgi vardır: Tarfa', bir ağaç ismidir. Ki, dört sınıfı olur. Bir sınıfı Esl dedikleridir. Bu ağaç ilgın ağacıdır. Esl, acı ilgın ağacıdır ki, büyüğü, küçüğü, meyvelisi, meyvesizi vardır. Minberi yaptıran kadının Ensar'dan olduğu. Buhari'nin bir rivayetinde belirtilmiş. Fakat ismi verilmemiştir. Adının Fukeyhe bint Ubeyd bin Deylem olduğu söylenmiş, bazıları: Adı Aişe'dir demişlerdir. Kadın'ın hizmetçisi olup minberi yapan marangozun adına gelince; adının Kubeysa el-Mahzumi olduğu söylendiği gibi, Bakum'dur diyenler ve Meymun'dur, diyenler de vardır. Hafız, son kavli seçmiştir. Buhari'nin Cabir (r.a.)'den olan bir rivayetine göre kadın minber yaptırmak için Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müsaadesini istemiştir. Ebu Davud'un Nebi'den olan rivayetinde Nebi (s.a.v.) minber yaptırma işi için kadına haber göndermiştir. Muhtemelen önce kadın, Nebi (s.a.v.)'e teklifte bulunmuş, bilahare Nebi (s.a.v.) ona müsbet cevap vermiştir. Kadın'ın hizmetçisi olan marangoz, minberi yapıp getirmiş ve yerine yerleştirmiştir. EI-Menhel yazarının dediğine göre minberin yüksekliği ve kıble yönünden kuzey yönüne olan uzunluğu ikişer arşın, genişliği de bir arşın idi. İlk iki basamağın yüksekliği yarımşar arşın ve üstünde Nebi (s.a.v.)'in oturduğu son ve üçüncü basamağın yüksekliği bir arşın idi. Son basamağın üst yüzü bir arşın kadar idi. Minberin etrafı beş sırıkla çevrili idi. Bunların birer tanesi minberin sağ ve sol yanlarına çakılı idi. Üç tanesi de minberin kıble tarafına çakılı idi. Nebi (s.a.v.) minber üstünde o üç sırığa dayanırdı. Minberin ilk basamağının iki tarafına ayrıca dikey olarak iki sırık çakılı idi. Minberin yanlarına çakılan sırıklar, dikey sırıklarla bağlantılı idi. Minberin etrafında yedi penceremsi açık yer vardı. Medine valisi Mervan zamanına kadar minber bu vaziyette idi. Muaviye (r.a.) halife iken Nebi (s.a.v.)'in minberının Şam'a gönderilmesi için Mervan'a talimat yazmış, Mervan da minberi yerinden sökmüş ve Muaviye (r.a.)'e göndermek istemiş. Fakat aynı gün güneş tutulmuş. Medine karanlığa boğulmuş, yıldızlar görülmüş ve şiddetli fırtına kopmuş, bunun üzerine Mervan, Medine halkına şöyle bir hitabede bulunmuş: 'Ey Medine halkı! Siz halife'nin Nebi (s.a.v.)'in minberini Şam'a göndermem için emir verdiğini sanıyorsunuz. Halife bunun sakıncalı olduğunu bizden daha iyi bilir. Halife minberi büyütüp yükseltmemi emretmiştir. Mervan bunun üzerine bir marangoz çağırtarak minbere altı basamak ilave etmiştir. Minber, bu şekli ile devam etmiş, nihayet hicretin 654. yılı Mescidin yanması dolayısıyla minber de yanmıştır.' Hadise göre minbel' yerine konduktan sonra Nebi (s.a.v.) minbere çıkarak orada cemaata namaz kıldırmış, kıyam ve rüku'u minberin üstünde yapmış, minber secde etmeye müsait olmadığı için, Nebi (s.a.v.) yüzünü kıbleden döndürmeden gerisin geriye giderek yere inmiş ve secdeyi yerde yapmıştır. Nebi (s.a.v.)'in o gün minber üstünde namaz kıldırmasının hikmeti, tatbikatlı olarak namazın kılınışını cemaata öğretmek olabilir Cabir (r.a.)'in hadisini Buhari ve Nesai de rivayet etmiştir. Bu hadis de Nebi (s.a.v.)'in ilk zamanlarda hurma kütüğüne doğru namaz kıldığı ve hutbede ona dayandığı, sonra minbel' yapılınca mesciddeki cemaatın duyabileceği bir sesle kütüğün feryad ettiği, Nebi (s.a.v.)'in onun yanına giderek elini sürdüğü, böylece kütüğün iniltisinin kesildiği belirtiliyor. Ve bazı sahabilerin: "Eğer Nebi (s.a.v.) ona varmasaydı kıyamete kadar kütük feryad edecekti." dedikleri belirtiliyor
Hadis 1418 — Sunan Ibn Majah 5:616
SahihSahihSahihSahih - Bukhari And Muslim
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، وَسُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ صَلَّيْتُ ذَاتَ لَيْلَةٍ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمْ يَزَلْ قَائِمًا حَتَّى هَمَمْتُ بِأَمْرِ سَوْءٍ . قُلْتُ وَمَا ذَاكَ الأَمْرُ قَالَ هَمَمْتُ أَنْ أَجْلِسَ وَأَتْرُكَهُ .
Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den şöyle demiştir: Bir gece Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber namaz kıldım. O, ayakta o kadar durdu ki ben fena bir şey işlemeye niyetlendim. (ravisi ebu vaid demiştir ki:) Ben: Nedir o fena iş ? diye sordum. İbn-i Mes'ud (r.a.): Onu ayakta bırakıp oturmak istedim. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Tirmizi de bunu rivayet etmişlerdir
Hadis 1419 — Sunan Ibn Majah 5:617
SahihSahihSahihSahih - Bukhari And Muslim
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، سَمِعَ الْمُغِيرَةَ، يَقُولُ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَتَّى تَوَرَّمَتْ قَدَمَاهُ . فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ . قَالَ " أَفَلاَ أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا " .
El-Muğire (bin Şu'be) (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece namazında ayakta o kadar durdu ki iki ayağı (veya iki baldırı) şişti. Kendisine (Aişe (r.anha) tarafından) : Ya Resulallah! Allah senin geçmiş ve gelecekteki günahlarını mağfiret etmiştir. (İbadet hususunda niçin bu derece güçlüğe katlanıyorsun?) denildi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şükreder bir kul olmıyayım mı?» diye cevap buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir. Buhari gece namazı bahsinde Nebi (s.a.v.)'in ayaklarının namazda uzun süre ayakta durmasından dolayı şiştiğine dair açtığı babta bunu rivayet etmiştir
Hadis 1420 — Sunan Ibn Majah 5:618
SahihSahihSahih
حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَمَانٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي حَتَّى تَوَرَّمَتْ قَدَمَاهُ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ اللَّهَ قَدْ غَفَرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ . قَالَ " أَفَلاَ أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakları (veya baldırları) şişene kadar (geceleyin) namaz kılardı. Kendisine: Şüphesiz Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını mağfiret eylemiştir. denilmiş- kendisi: «Ben çok şükreden bir kul olmayayım mı?» diye cevap vermiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisinin senedi kuvvetlidir. Müslim, bu senedin bütün ravilerini hüccet saymıştır. Ebu Davud hariç Kütüb•i Sitte sahipIeri bu hadisi Muğire (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. Tirmizi de Cabir (r.a.)'den rivayet etmiştir
Hadis 1421 — Sunan Ibn Majah 5:619
SahihSahihSahihSahih Muslim
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَىُّ الصَّلاَةِ أَفْضَلُ قَالَ " طُولُ الْقُنُوتِ " .
Cabır bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellern)'e: Hangi namaz efdaldir? diye sorulmuş; kendisi: «Kunutu (kıyamı) uzun olan» buyurmuştur." Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ahmed de bunu rivayet etmişlerdir
Ebu Fatime (r.anha)'den; şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah! Üzerine dosdoğru durup işliyeceğim bir ameli bana haber ver dedim. Buyurdu ki: «Secdeye sarıl. Çünkü şüphesiz sen Allah Teala'ya bir secde etmezsin ki, Allah onunla seni bir derece yükseltmesin. Ve senden bir hatayı onunla düşürmesin.» Ebu Fatime (r.a.)'in hadisini başka rivayet edene rastlamadım