حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، وَحَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الأَرْضُ كُلُّهَا مَسْجِدٌ إِلاَّ الْمَقْبَرَةَ وَالْحَمَّامَ " .
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine güre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu demiştir: «Kabristan ve hamamdan başka yer yüzünün hepsi mesciddir.» Diğer tahric: Ebu Davüd, Şafii, Ahmed, İbn-i Hibban, İbn-i Huzeyme ve Tirmizi
Hadis 746 — Sunan Ibn Majah 4:12
ZayıfZayıfVery DaifZayıf
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جَبِيرَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ الْحُصَيْنِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُصَلَّى فِي سَبْعِ مَوَاطِنَ فِي الْمَزْبَلَةِ وَالْمَجْزَرَةِ وَالْمَقْبَرَةِ وَقَارِعَةِ الطَّرِيقِ وَالْحَمَّامِ وَمَعَاطِنِ الإِبِلِ وَفَوْقَ الْكَعْبَةِ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) yedi yerde namaz kılmaktan nehiy buyurmuştur: «Çöplükte, mezbahada, kabristanda, yolun ortasında, hamamda, deve yataklarında ve Kabe (i Muazzama) damı üzerinde.»
Hadis 747 — Sunan Ibn Majah 4:13
ZayıfZayıfZayıfZayıf
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ دَاوُدَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحُسَيْنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " سَبْعُ مَوَاطِنَ لاَ تَجُوزُ فِيهَا الصَّلاَةُ ظَاهِرُ بَيْتِ اللَّهِ وَالْمَقْبَرَةُ وَالْمَزْبَلَةُ وَالْمَجْزَرَةُ وَالْحَمَّامُ وَعَطَنُ الإِبِلِ وَمَحَجَّةُ الطَّرِيقِ " .
Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den rivay«t edildiği» göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) buyurdular ki: «Yedi yer var. Oralarda namaz kılmak caiz değildir: Beytullahın üstü. kabristan, çöplük, mezbaha, hamam, deve yatağı ve cadde.» AÇIKLAMA : Bu iki hadiste kabristan ve hamamdan başka, namaz kılınmasının yasaklandığı beş yer daha zikredilmiştir. Bu yerlerden deve yataklarında namaz kılmakla ilgili şer'i hükmün özeti 497 nolu hadisin açıklamasında verilmişti. Mescidler kitabının 12. babında daha geniş izah yapılacaktır. İnşaallah! Sindi'in beyanına göre çöplükte ve mezbahada namaz kılmanın yasaklanmasının sebebi, bu yerlerin pisliği, kirliliği ve necasetten hali olmamasıdır. Yol üzerinde namaz kılmanın yasaklanmasının sebebine gelince; oradan geçenler namaza duranın dikkatini çeker. Diğer taraftan onun önünden geçenler olabilir. Ayrıca orada namaz kılmakla yolda geçenlere eziyet ve yolda bir tıkanıklığa sebebiyet verebilir. Kabe damı üzerinde namaz kılmak, bir nevi saygısızlık olduğu için bundan nehy edilmiştir. El-Menhel yazarı: "Namaz kılmanın yasaklandığı yerler çoktur. Şöyle ki : Aşağıda yazılı yerlerde namaz kılmanın yasaklığına dair hadisler vardır: Hamam ve kabristanda namaz kılmanın yasaklığı, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisiyle ve başka hadislerle sabittir. Çöplük, mezbaha, yolun ortası, deve yatakları ve Ka'be'nin damı üzerinde namaz kılmanın yasaklığı, İbn-i Mace ve Tirmizi'nin İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisten anlaşılıyor. TirmizI, bu hadisin isnadının pek kuvvetli olmadığını söylemiştir. Kilisede, havrada, kabre karşı, ğusülhane duvarına karşı, resimlere karşı, yakılan ateşe karşı, uyuyana karşı durup namaz kılmak da mekruhtur.'' diyerek bu yerlerde namaz kılmanın nehyine ait hadisleri nakletmektedir. Bunları buraya aktarmak bir hayli uzun süreceği için bundan ferağat ettik. El-Menhel yazarı daha sonra Şevkani'nin şöyle dediğini nakleder: 'Anılan yerlerin hepsinde veya ekserisinde kılınan namazın 8ıhhatına hükmedenler; ''Nerede namaz vakti sana yetişirse orada namaz kıl..'' hadisine ve benzeri hadislere dayanmışlardır. Halbuki kabristan, hamam ve benzeri yerlerde namaz kılmayı yasaklayan hadisler hususi oldukları için umumi hadislerden istisna edilmeleri gerekir.' Yukarıdaki iki hadiste nanıaz kılmanın yasak olduğu yerlerden kabristan ve hamamda kılınan namaz hakkındaki İslam alimlerinin görüşlerini 745 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisinin açıklaması bahsinde anlatmıştık. Diğer yerlerde kılınan namazın şer'i hükmü hakkında el•Fıkh Ala'I-Mezhahibi'l-Erbaa'nın -dört mezhebin fıkıh kitabı- ''Namazın mekruhları" bahsinde verdiği malumatı özlü olarak nakledelim: I - Kabe üzerinde kılınan namazın hükmÜ: 1- Hanefiler'e göre Ka'be'nin içinde ve damı üzerinde, farz olsun nafile olsun kılınan namaz sahihtir. Ancak damı üzerinde kılmak mekruhtur. Çünkü saygısızlık olur. 2- Şafiiler'e göre Ka'be içinde kılınan farz ve nafile namaz sahihtir. Ancak kapısı açıkken Ka'be içinde kapıya doğru durarak kılınan namaz sahih değildir. Ka'be'nin damı üzerinde namaz kilmak da sahihtir. Şu şartla: Namaza duranın önünde insan ziraı ile 2/3 zira: boyunda bir sütrenin bulunması şarttır. 3- Malikiler'e göre Ka'be'nin üstünde kılınan farz namaz fasiddir. Ğayri müekkede nafile namaz sahihtir.- Sünnet-i müekkede hakkında eşit iki kavil vardır: Ka'be'nin içinde ise farz namaz kılmak kerahati şedide ile mekruhtur. Henüz vakit çıkmadan kılınan namazı iade etmek mendubtur. Sünnet•i müekkede de öyledir. Ancak iadesi istenmez. Nafile namazın Ka'be içinde kılınması ise mendubtur. 4- Hanbeliler'e göre Ka'be içinde kılınan farz namaz sahih değildir. Ka'be üstünde kılınsa hüküm aynıdır. Ancak Ka'be'nin damında tam kenar üzerinde dışa doğru dursa ve önünde Ka'be' den hiç bir şey kalmasa kılınan namaz sahihtir. Veya Ka'be'nin dışında durup içinde secde ederse sahihtir. Nafile ve adak namazın ise Ka'be'nin içinde ve dam'ı üzerinde kılınması sahihtir. Ancak tam kenarı üzerinde secde ederse sahih değildir. Çünkü bu takdirde Ka'be'ye doğru durmuş sayılmaz. II - Çöplükte, mezbahada, yolun ortasında. deve yataklarında necaset'ten emin olunsa dahi namaz kılmak, Hanefi ve Şafii mezhebIerine göre mekruhtur. Hanbeliler'e göre zaruret olmadıkça bu yerlerde kılınan namaz fasiddir. Ve burada namaza durmak haramdır. Ancak bu yerlere hapsedilmek gibi bir zaruret halinde namaz kılınabilir. Malikiler'e göre necasetten emin olunduğu takdirde çöplükte, mezbahada ve caddede namaz kılmak, kerahetsiz olarak caizdir. Necaset'ten emin olunmadığı zaman eğer necasetin bulunduğu muhakkak veya. kuvvetle muhtemelse kılınan namaz batıldır. Şayet zayıf bir ihtimal varsa, henüz vakit çıkmamışken namaz iade edilir. Ancak mescidin darlığı sebebiyle yol üzerinde namaz kılınıp da yerin temizliğinden şüphe edilse bile, namazı iadesi gerekmez. Deve yataklarında ise necaset'ten emin olunduğu takdirde namaz kılmak mekruhtur. Vakit çıkmadan namaz iade edilmelidir. Bu hüküm, su çevresindeki deve yataklarına mahsustur. Develerin geceledikleri ve yine gündüz sıcağında kaldıkları yataklarda necaset'ten emin olunduğu zaman namaz kılmak, mutemed kavle göre mekruh değildir
Ahdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir : «Mescidde şıi şeyler yapılmamalıdır: Mescid yol edinilemez, orada silah çekilip çıkarılamaz, orada yay'a kiriş bağlanıp salınamaz, orada ok atılamaz, içinden çiğ et geçirilemez, orada had olarak kimse dövülemez, orada hiç kimsenin kısas cezası tatbik edilemez, orası çarşı edinilemez.» Not: Ravi Zeyd bin Cebire'nin zayıflığı üzerinde, alimler ittifak ettikleri için ve İbn-i Abdi'l-Berr onun zayıflığına alimlerin icma' ettiklerini naklettiği için isnadın zayıflığı Zevaid de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız İbn-i Mace'nin rivayet ettiği anlaşılan bu hadiste anılan işlerin mekruhluğu, bab'ın başlığından da anlaşılmaktadır. Hadisin baş kısmında geçen: ''Mescidde şu şeyler ... '' parçasını Camiü's-Sağir şarihi el-Azizi şöyle yorumlar: Yani mescidde şu şeyleri yapmak mekruhtur. Hatta temiz bir madde ile bile olsa mescidin kirletilmesine sebep olan her hareket haramdır. ''Mescid yol edinilemez.'' cümlesinden maksad, mescid'in iki veya daha fazla kapısı bulunduğu takdirde, bir kapı'dan girip diğer kapıdan çıkmak suretiyle bir yol gibi kullanılmamasıdır. "' ... Orada yay'a kiriş ... '' cümlesinden maksad, orada yay ve kirişle meşgul olup kirişi bağlamak ve salmak suretiyle bunun iyi olup olmadığı denenmemelidir. Çünkü böyle denendiği takdirde ses çıkarır. Şayet namaz'a duran her hangi bir kimsenin dikkatini çekmeyecek olursa, bununla meşgul olmak mekruhtur. Eğer namazdakilerin namazlarını şaşırmalarına sebebiyet verirse bu hareket haram sayılır. Orada ok atılması hükmü de aynıdır. '' ... İçinden çiğ et geçirilemez.'' parçasına gelince; Eğer çiğ et'ten kan damlaması ve mescid döşemesinin necis edilmesi sanılmıyorsa çiğ et geçirmek mekruhtur. Sanılıyorsa yani kuvvetle muhtemelse bu davranış haramdır. Had olarak adam dövmenin ve kısas cezasını uygulamanın yapılmamasının nedeni izahtan varestedir. '' •.. Orası çarşı edinilemez.'' cümlesinden maksad, mescidde alış veriş yapılmamasıdır. MESCİD'DEN GEÇİŞ HAKKINDAKİ ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ : 1- Hanefi mezhebine göre bir zaruret olmadıkça mescid'in bir kapısından girip, diğer kapısından çıkmak suretiyle orayı yol gibi kullanmak tahrimen mekruhtur. Eğer bir zaruret nedeniyle geçilirse caizdir. Zaruret yokken geçişi itiyat (alışkanlık) haline getiren kişi fasık olur. Ama günde bir iki defa geçmekle fasık olunmaz. Girerken i'tikafa niyet etmek, fasık sayılmaktan korur. Her gün oradan geçmek durumunda olan kişinin, günde bir defa Tahiyyetü'l-Mescid sünnetini kılması kafidir. 2- Şafii mezhebine göre temiz kişinin ve cünüb adamın mescidden geçmeleri, ihtiyaç olsun olmasın caizdir. Hayızlı kadının mescidi kirletmekten emin olduğu takdirde bile olsa mescidden geçmesi mekruhtur. Kirletmekten emin değilse geçmesi haramdır. 3- Hanbeliler'e göre temiz kişinin ve cünübün mescidden yol gibi geçmeleri mekruhtur. Hayızlı kadın ile lahusa kadının ihtiyaç olmadan geçmeleri, mescidi kirletmekten emin olunması şartı ile mekruhtur. İhtiyaç halinde hepsi için, kerahetsiz caizdir. Yolun kestirme oluşu, ihtiyaçtan sayılır. 4- Malikiler'e göre mescidden geçiş nadir ise caizdir. Eğer sık sık geçiliyorsa bakılır: Şayet mescid yapılmazdan önce orada yol bulunuyorduysa, sonradan yapılan mescid'den geçmek mekrun değildir. Aksi takdirde mekruhtur. Geçen kişi Tahiyyetü'l-Mescid namazını kılmakla muhatab değildir
Hadis 749 — Sunan Ibn Majah 4:15
HasanHasanHasanIsnaad Hasan
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ الْبَيْعِ وَالاِبْتِيَاعِ وَعَنْ تَنَاشُدِ الأَشْعَارِ فِي الْمَسَاجِدِ .
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mescidlerde satmaktan, satın almaktan ve karşılıklı şiirler okumaktan nehiy buyurmuştur. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai AÇIKLAMA : Tirmizi bu hadis konusu için açtığı bab ta rivayet etmiştir. Tirmizi bunu rivayet ettikten sonra şöyle der: AbduIlah bin Amr bin el-As (r.a.)'in hadisi hasendir. Amr'ın babası Şuayb, Muhammed bin Abdillah bin Amr bin el-As'ın oğludur. Buhari: Ben, Ahmed ve İshak'ın, Amr bin Şuayb (r.a.)'ın hadisini delil saydıklarını gördüm, demiştir. Muhammed: Şuayb bin Muhammed, Abdullah bin Amr'dan hadis dinlemiş, demiştir. İlim ehlinden bir cemaat, mescidde satış akdini yapmanın kerahetine hükmetmiştir. Ahmed ve İshak böyle hükmedenlerdendirler. Tabiilerden bazı ilim adamları, mescidde satış akdine ruhsat vermişlerdir. Nebi (s.a.v.)'den, mescidde şiir okumaya ruhsat verdiğine dair rivayet olunan hadis bir tane değildir.' Tirmizi'nin şerhi Tuhfetu'l-Ahvezi yazarı, hadisin açıklanıasıyla ilgili olarak şöyle der: "Mescidde alış veriş yapmak, cumhur'a göre yasaktır. Hak olanı da budur. Alış-veriş'in mekruh olmadıgını söyleyenlerin elinde hiç bir delil yoktur. Bilakis bu babta rivayet edilen hadisler onların görüşünü reddeder. Şevkani, en-Neyl'de: 'Alimlerin cumhuru; Mescidde satış akdinin yapılmasına dair hadisteki nehiy kerahete hamledilir, demişlerdir. el-İraki: Alimler, mescidde yapılan satış akdinin geçersiz sayılamıyacağına icma' etmişler, demiştir. el-Maverdi de böyle demiştir. Biliyorsun ki; ayet veya hadiste mevcut nehiy, aslında haramIık içindir, diyenlere göre bir nehyin haramIıktan mekruhluğa döndürülebilmesi için, haramlık anlamına olmadığına dair bir alamete ihtiyaç vardır. Alimlerin yapılan akdin sıhhati üzerine icma' etmiş olmaları, akid yapmanın haramlığına mani değildir. Yani mescidde satış akdini yapmak haramdır, günahtır, bununla beraber fasid değildir, sıhhatlidir. O halde akdin sıhhati, nehyin mekruhluğuna yorumlanmasına karine ve alamet olamaz Şafii'nin bazı arkadaşları: Mescidde satış akdinin yapılması mekruh değildir, demişlerse de hadisler bu görüşü reddeder', demiştir.'' Ebu Davud da: "Cuma namazından önce mesddde halka kurmak" babında bu hadisi daha uzun bir metinle yine Abdulah bin Amr (r.a.)'den rivayet etmiştir. El-Menhel yazarı özetle şöyle der: ''Hadis, mescidde satış akdinin haramlığına delalet eder. Bu hususta mezheb alimlerinin görüşleri şöyledir: 1- Hanefi alimlerine göre mescidde alış - veriş işi yaygınlaştığı zaman mekruhtur. Nadiren yapıldığı takdirde mekruh değildir. 2- Şafiiler'e göre i'tikafta olmayan kişinin, mescidde herhangi bir şeyi satması veya satın alması mekruhtur. i'tikafta olan kişinin ihtiyaç duyduğu şeyleri satması ve alması caizdir. Diğerleri mekruhtur. 3- Malikiler'e göre satmak ve satın almak işi bağırarak yapılırsa haramdır. Çünkü bu takdirde, mescid pazar yerine çevrilmiş olur. Alçak sesle yapılan satış ve alış işlemleri mekrubtur. EI-Menhel yazarı: Bu üç mezheb aliminin ayrıntılı görüşlerini teyid eden her hangi bir delil yoktur, diyerel{ Hanbeliler'in şu görüşlerinin kuvvetli olduğunu söyler: 4- Hanbeliler, hadisin zahirini tutarak: Mescidde satın alma ve satmanın her çeşidi herkes için haramdır. İtikafta olanın, olmayan'ın;, ihtiyaç maddesi ile diğer maddenin ve satış işlerinin azlığı ve çOkfuğunun farkı yoktur, demişlerdir. Ahmed bin Hanbel: Şu mescidler Allah'ın evleridir. İçinde satış ve alış yapılamaz, demiştir. MESCİDLERDE ŞİİR OKUMAK : Mescidde şiir okumanın caiz olmadığı hadisten anlaşılıyor. Yasaklanan şiir, yersiz övgü veya yermeyi ihtiva eden yahut kibirlenmeyi ifade eden kısma yorumlanmıştır. Böyle yorumlanınca Buhari ve Müslim'in Said bin el-Müseyyeb'den rivayet ettikleri şu mealdeki hadise muhalif kalmaz: 'Ömer (r.a.), bir ara mescid'den geçerken (şair) Hassan (r.a.) şiir okuyordu. Ömer (r.a.) Ona biraz kulak verdi. Bunun üzerine Hassan (r.a.) Ona: Şu mescidde senden daha hayırlı olan Zat ResuluIlah (s.a.v.) bulunurken, ben şurada şiir okurdum, dedikten sonra Ebü Hureyre (r.a.)'e dönerek: 'Allah için söyle. ResuluIlah (s.a.v.)'i bana şöyle buyururken işittin mi: ''Ey Hassan! Benim yerime sen cevap ver. Allah'ım Hassan (r.a.)'ı Ruhü'l-Kudüs ile te'yid eyle''' diye sordu. Ebü Hureyre (r.a.) : Evet! dedi.'' . Kafirler, Nebi (s.a.v.) hakkında hiciv şiirlerini söylemişlerdi. ResuluIlah (s.a.v.), Hassan (r.a.)'in onlara cevap vermesini emir buyurmuştur. Hadis, anlatılan şekilde yorumlandıgı takdirde Ahmed bin Hanbel'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettigi şu mealdeki hadise ters düşmez: 'Cabir (r.a.) demiştir ki : Ben yüz defa'dan fazla ResuluIlah (s.a.v.)'i mescidde gördüm. Ashabı şiir müzakeresini yaparlar ve cahiliyet devrine ait bazı şeyleri anlatırlardı. Zaınan zaman Nebi (s.a.v.) Onlarla beraber gülümserdi.' Bu ve benzeri badisler, müşrikleri yermeyi, Nebi (s.a.v.)'i sövmeyi, takva ve güzel ahlaka teşvik etmeyi ihtiva eden şiirlerin mescidde okunmasının caizliğine delalet eder. İbnü'l-Arabi: Din lehinde ve şer'i şerif'in ayakta tutulması ile ilgili şiirleri mescidde okumakta bir beis yoktur, demiştir. Nevevi de; Şiir, Nebi (s.a.v.)'i veya İslamiyet'i övücü mahiyette ise veya güzel ahlak, takva ve benzeri hayır çeşitleri hakkında ise mescidde okuması sakıncalı değildir. Ama bir müslüman'ı hiciv etmek, içkiyi övmek, kadınları anlatmak, bir zalimi övmek, yasak olan böbürlenmek gibi kötü şeyleri işleyen şiirleri mescidlerde okumak haramdır, demiştir. Alimlerin ekserisi mescitlerde şiir okumanın yasaklığına dair hadisler ile caiz olduğuna dair hadislerin arasını anlattığımız şekilde bulmuşlardır. Şunu da belirtelim ki okunması caiz görülen şiirlerin namaz kılmak Kur'an okumak ve zikir etmekle meşgul olanları şaşırtması halinde okunması caiz değildir
Hadis 750 — Sunan Ibn Majah 4:16
ZayıfZayıfVery DaifZayıf
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، حَدَّثَنَا عُتْبَةُ بْنُ يَقْظَانَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ وَاثِلَةَ بْنِ الأَسْقَعِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " جَنِّبُوا مَسَاجِدَكُمْ صِبْيَانَكُمْ وَمَجَانِينَكُمْ وَشِرَارَكُمْ وَبَيْعَكُمْ وَخُصُومَاتِكُمْ وَرَفْعَ أَصْوَاتِكُمْ وَإِقَامَةَ حُدُودِكُمْ وَسَلَّ سُيُوفِكُمْ وَاتَّخِذُوا عَلَى أَبْوَابِهَا الْمَطَاهِرَ وَجَمِّرُوهَا فِي الْجُمَعِ " .
Vasile bin el-Eska (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Çocuklarınızı, delilerinizi, satın almanızı, satışınızı, münakaşalarınızı, seslerinizi yükseltmeyi, had cezalarınızın infazını mescidlerinizden uzak tutun. Mescidlerinizin kapılarının yakınında abdest alma yerleri ittihaz ediniz. Ve Cum'a günlerinde mescidlerinizi buhurla tütsüleyiniz.» Not: Zevaid'de ravi el-Haris bin Nebha'nın zayıflığı üzerinde ittifak edildiği için isnadının zayıflığı bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Hadis, küçük çocukları ve delileri mescidlere sokmanın yasaklığına delalet eder. MezhebIerin bu husustaki görüşleri şöyledir: 1- Hanefi mezhebine göre bunların, mescidi necis etmeleri kuvvetle zannedildiği zaman mescide sokulmaları tahrimen mekruhtur. Aksi takdirde tenzihen mekruhtur. 2- Şafiiler'e göre henüz mümeyyizlik çağına ermemiş olan küçük yaştaki çocukların ve delilerin mescidi kirletmelerinden, içindekilere zarar vermelerinden ve avret yerlerini açmalarından emin olunduğu takdirde mescide sokulmaları caizdir. Mümeyyiz olan çocuğun, mescidi oyuncak haline getirmemesi şartıyla mescide alınması caizdir. Aksi takdirde haramdır. 3- Malikiler'e göre çocuk ve deli'nin mescide alınması, mescidin necis edilmesine sebebiyet verdiği takdirde haramdır. Keza mescidi pislememekle beraber yaramazlık ederlerse, mescide alınmaları haramdır. Mescidi pislemiyecek ve haylazlık etmiyecek veya edince uyarıldığı zaman uslu duracak çocuğun mescide götürülmesi caizdir. 4- Hanbeliler'e göre okutmak gibi bir ihtiyaç için mümeyyiz olmayan çocuğu mescide sokmak mekruh değildir. İhtiyaç olmadan mescide girmesi mekruhtur. Deli'nin hükmü de böyledir. Mescidlerde alış veriş etmenin şer'i hükmü, bundan önceki hadiste açıklandı. Mescidlerde sesleri yükseltmenin yasaklığı bu hadisten anlaşılıyor. Bu da mekruhtur. MezhebIerin konu hakkındaki görüşleri şöyledir: 1- Hanefi mezhebine göre mescidde namaz'a duranları şaşırtacak veya orada uyuyanları uyandıracak şekilde yüksek sesle zikretmek mekruhtur. Böyle bir durum söz konusu değilse kerahet yoktur. Bilakis zikredenin; ibadete karşı hevesinin artması uykuyu defetmesi ve kalbini uyarması gibi bir fayda elde edildiği zaman yüksek sesle zikretmesi daha efdaldır. Zikrin dışındaki sözlere gelince; mübah olmayan sözleri yüksek sesle söylemek tahrimen mekruhtur. Mübah olan sözleri yüksek sesle söylemek, namaz kılan'ın şaşırmasına sebeb olursa mekruhtur. Aksi takdirde keraheti yoktur. Tabii kişi ibadet maksadıyla mescide girmiş ise kerahet yoktur. şayet sırf konuşmak için mescide gırmiş olursa mutlaka mekruhtur. 2- Şafiiler'e göre mescidde yüksek sesle zikretmek, eğer namaz kılan, ders veren, kıraatla meşgul olan veya mütalaa eden birisini şaşırtırsa mekruhtur. Keza uyandırılması sünnet olmayan bir uyuyanı uyandırırsa yine mekruhtur. Aksi takdirde mekruh değildir. Yüksek sesle konuşmaya gelince, hadis diye uydurulduğu hadis alimlerince belirlenmiş sözleri okumak gibi helal olmayan konuşma türünden ise, anılan kişilerden birisini şaşırtsın, şaşırtmasın mutlaka haramdır. Mübah konuşma cinsinden ise bahsi geçen şahısları şaşırtır'sa mekruhtur. Şaşırtmazsa mekruh değildir. 3- Malikiler'e göre zikir ve ihmle bile olsa mescidde sesi yükseltmek mekruhtur. Ancak dört halde hüküm değişir: --- (a)- Müderrisin öğrencilere sesini duyurmak için ihtiyaç duyduğu takdirde sesini yükseltmesinde kerahet yoktur. (b)- Namaz kılanı şaşırtırsa haramdır. (c)- Mekke veya Mina mescidinde yüksek sesle ''Lebbeyk'' duasını okumak mekruh değildir. (d)- Nöbet bekleyenin sesini yükseltmesi mekruh degildir. 4- Hanbeliler'e göre namazdakilerin şaşırmasına sebebiyet verilmemesi halinde mescidde yuksek sesle zikretmek mübahtır. Mübah türünden olan konuşmalar da böyledir. Bunlar namaz kılanları şaşırtırsa mekruhtur. Mübah olmayan sözlerle ses yükseltmek, kimseyi şaşırtsın, şaşırtmasın mutlaka mekruhtur. Had cezalarını mescidlerde infaz etmek ve kılıçları çekip çıkarmak da, gerek bu hadiste ve gerekse 748 nolu İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisiyle yasaklanmıştır
Hadis 751 — Sunan Ibn Majah 4:17
SahihIsnaad Sahih
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، أَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا نَنَامُ فِي الْمَسْجِدِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Biz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayattayken mescidde uyuyorduk. AÇIKLAMA 752’de
Hadis 752 — Sunan Ibn Majah 4:18
ZayıfZayıfZayıfSahih
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ يَعِيشَ بْنَ قَيْسِ بْنِ طِخْفَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ أَبِيهِ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ الصُّفَّةِ قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " انْطَلِقُوا " . فَانْطَلَقْنَا إِلَى بَيْتِ عَائِشَةَ وَأَكَلْنَا وَشَرِبْنَا فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنْ شِئْتُمْ نِمْتُمْ هَاهُنَا وَإِنْ شِئْتُمُ انْطَلَقْتُمْ إِلَى الْمَسْجِدِ " . قَالَ فَقُلْنَا بَلْ نَنْطَلِقُ إِلَى الْمَسْجِدِ .
Kays bin Tihfa (r.a.) Suffe ashabındandı. Kendisi şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize: «(Mescidden evime) Gidiniz.» buyurdu. Bunun üzerine biz, Aişe (r.anha)'nın odasına giderek yedik ve içtik. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize: «İsterseniz burada uyuyabilirsiniz. Dilerseniz mescide gidebilirsiniz.» buyurdu. Kays bin Tıhfe: Biz de. Hayır mescide gideriz, dedik; demiştir." Tahric: İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Buhari, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde İbn-i Ömer (r.a.)'in, genç ve bekar olup ehli yokken Mescid-i Nebevi'de uyuduğunu söylediği bildirilmektedir. Müslim Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Kays bin Tıhfe (r.a.)'in hadisinin müel!iften başka diğer kütüb-i sitte sahiplerinden İmam Ebu Davud 35. Kitabu'l-Edeb. 103. Babun fir'reculiyenbetha ala bathini, hadis no 5040 tahric etmiştir. Ayrıca İbn-i Mace hadisin metnini Sünen 33. Kitabu-I'Edeb, 27. Babun Nehyi ani'l-iztica-i ale-I' vech'de 3727 No. ile rivayet edilmiştir. Suffe: Mescid-i Nebevi'de fakir sahabileI'in kaldığı üstü kapalı bir yerdir. Buhari'nin 'Mescidde erkeklerin uyuması babı'nda rivayet ettiği bir hadiste Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: 'Ben, Suffe ashabından yetmiş kişi gördüm Hiç birisinin üzerinde rida (bedenin yukarı kısmını örten elbise) yoktu. Ya izar (bedenin belden aşağısını örten elbise) vardı ya da boyunlarına bağladıkları kisa denilen örtü vardı. Bazılarının kisa denilen örtüleri topuklarma kadar uzundu, bir kısmınınki ancak diz kapağının altını örtüyordu. Avret yeri görünmesin diye elleriyle örtüyü toylayanlar oluyordu.' Suffe ehli; mescid içinde kendileri için ayrılan yerde yatıp kalkarlardı. Onların orada uyumaları, mescidde uyumanın caizliğine deIalet eder Tirmizi, İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini rivayet ettikten sonra bunun hasen - sahih oldugunu söylemiş ve ilim ehlinden bir kavmin mescidde uyumaya ruhsat verdiğini söyledikten sonra İbn-i Abbas (r.a.): "Sakın kimse mcscidi gece ve gündüz uykusu için yatacak yer edinmesin.'' buyurmuştur. İlim ehlinden bir cemetat da İbn-i Abbas (r.a.)'in kavli ile hükmetmişlerdir. demiştir. EI-Menhel yazarı mescidde uyumak hakkında alimler arasında• ki ihtilafı özetle şöyle anlatmıştır: 1- Said bin el-Müseyyeb, Hasan-ı Basri, Ata', Muhammed bin Sirin ve Şafii alimleri: Mescidde uyumak caizdir. Bunda kerahet (kötülük) yoktur. Ancak orada uyumak; namaz kılanların yerini daraltır veya namazıarını şaşırmalarına sebep olursa, haramdır, demişlerdir. Onların delilleri İbn-i Mace, Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai'nin rivayet ettikleri İbn-i Ömer (r.a.)'in (751 nolu) hadisidir. Diğer bir delili de Buhari'nin Sehl bin Sa'd (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: ''Resulullah (s.a.v.) (Bir gün kızı) Fatime (r.a.a)'in evine geldi. Ali (r.a.)'i bulamadı: ''Amcam oğlu nerede?'' diye sordu, Fatime (r.anha) de: Aramızda bir şey geçti. Birbirimize öfkelendik. Bunun üzerine gündüz uykusunu benim yanımda uyumadı, diye cevap verdi. Nebi (s.a.v.) birisine: "Bak nerededir?'' buyurdu, Adam (gidip) geldi. Ve: Ya ResulalIah! Ali mescidde uyuyor, dedi. Nebi (s.a.v.) mescide vardı. Ali (r.a.) yan tarafına yatmış, ridası bir yanından sıyrılmış vücüdu toprağa bulanmıştı, ResululIah (s.a.v.) toprağı ondan silkmeye başladı. Ve: ''Kalk ey Ebu Turab ! (= toprağın babası)) buyurdu.' Nevevi: ''Suffe eshabının ve sahabilerden bir cemaat'ın mescidde uyuya geldikleri sabittir. Keza Sümame bin Usal'ın müslümanllgı kabul etmeden önce mescidde uyuduğu sabittir. Bunların hepsi, Nebi (s.a.v.) hayatta iken olmuştur. Şafii: Müşrik mescidde geceleyince müslümanın gecelemesi de en az onun gibi kabul edilmelidir, demiştir.'' der. Hanefi alimlerinden el-Ayni: 'İbnü'l-Müseyyeb ve Süleyman bin Yesar'a mescidde uyumanın hükmü sorulmuş; Kendileri de: Suffe ehli mescidde uyuyorlardı. Onlar, meskenleri mescid olan bir kavim idi. Hal böyle iken bunu ne diye sorarsınız? diye cevap vermişler; Taberi de el-Hasan'ın şöyle dediğini zikretmiştir: Osman bin Affan (r.a.) halife iken mescidde uyuduğunu gördüm. Orada nöbet bekleyen de yoktu,' demiştir. 2- İmam Malik: Meskeni olan kimsenin mescidde gece veya gündüz uyumasını hoş görmem, demiştir. İmam Ahmed ve İshak da bu görüştedirIer. Onlara göre meskeni olanın mescidde uyuması mekruhtur. Yabancının uyııması mekruh değildir, İmam Malik'e göre mescidde uyuyan sahabilerin evleri yokmuş, Namazı beklerken uyumakta kerahet olmadığı kendisinden rivayet edilmiştir. İbn-i Mes'ud, Tavus, Mücahid ve Evzai de mescidde uyumayı mekruh görmüşlerdir.'' Yukarıdaki bilgi el-Menhel'in: "Cünüb mescide girer'' babından alınmışt
Ebu Zerr-i Gifari (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle söylemiştir: Ben: Ya Resulallah! Yeryüzünde ilk kurulan mescid hangisidir? diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Mescidi Haram'dır.» buyurdu. Ebu Zerr demiştir ki: Ben: Sonra hangisidir? diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Sonra Mescidi Aksa'dır.» buyurdu. Ben : — Bu iki mescid arasında ne kadar zaman vardır? diye sordum. O : — «Kırk yıl. Sonra yer yüzü senin için namazgahdır. Nerede namaz vakti sana gelirse orada kılıver.» buyurdu." Diğer tahric: Bu hadisi Buhari, ehadisu'l-Enbiya; Müslim, Mesacid; Nesai, enbiya ve Tefsir bahislerinde rivayet etti. Rivayetler arasında az bir lafız farkı varsa da hepsi aynı manayı ifade ederler. AÇIKLAMA : Mescid-i Haram, Mekke'de bulunan Ka'be'nin çevresindeki mesciddir, Mescid-i Aksa ise Kudüs şehrindeki meşhur camidir. Aksa: En uzak demektir, Kudüs'teki mescid'e bu ismin verilmesinin sebebi, Ka'be'ye pek uzak oluşu, yahut ondan daha geri istikamette başka bir mabedin bulunmayışıdır, Bazılarına göre bu ismin veriliş sebebi, mescidin pisliklerden uzak tutulması, tertemiz ve mukaddes oluşudur. Ka'be'nin İbrahim (a.s.), Mescid-i Aksa'nın da Süleyman (a.s.) tarafından yapıldığı ve aralarında bin yıldan fazla zaman bulundugu cihetle bu hadiste iki mescidin yapımı arasında kırk yıllık bir sürenin bulunuşu Kurtubi tarafından şöyle yorumlanmıştır: Bu konuda varid olan ayet ve hadis, İbrahim ile Süleyman'ın Bahsi geçen mescidIeri yeni inşa etmediklerine ve daha önce başkaları tarafından yapılmış olan binaları yenilediklerine delalet eder Ka'be'nin ilk yapıcısının Adem (a.s.) oldugu da rivayet. edilmiştir Eger bu rivayet asıl kabul edilirse Adem (a.s.)'dan kırk yıl sonra evladından birisi tarafından Mescidi Akaa'nın yapılmış olduğu bu hadisten çıkarılabilir. Ayni'nin beyanına göre Ka'be'yi ilk defa melekler bina etmiş, sonra İbrahim (a.s.), ondan sonra sırayla Amalika, Curhum ve Kureyş onu yenilemişlerelir. Kureyş'in Ka'be'yi yapması Nebi (s.a.v.)'in nübüvvetinden önceki yıllara rastlar, Daha sonra Abdullah bin Zübeyr (r.a.) ve ondan sonra da Haccac tarafından yapılmıştır. İbn-i Kesir; Mescid-i Aksa'yı mescid olarak ittihaz eden ilk zat'ın israil (a.s.) oldugunu, Süleyman (a.s.) tarafından onarıldığını söylemiştir. Buhari'nin 'Mekke fadlı babındaki Cabir bin Abdullah'ın hadisi bahsinde Kastalani Ka'be'nin yapımı ve onarımıarı hakkında genişçe bilgi vermiştir Anlattığına göre Ka'be, on defa bina edilmiştir. İlk yapılışı Adem (a.s.)'ın yaratılışından önceki devirlerde melekler tarafından olmuştur. İkinci yapıcısı Adem (a.s.)'dir, Nuh tufanı sebebiyle yıkılarak yeri bile kaybolan Ka'be, Kur'an'ın nassıyla sabit oldug'u gibi İbrahim (a.s.) tarafından ziyaretçilere hazırlanmış ve İbrahim (a.s.) üçüncü yapıcısı olmuştur. Hatta şöyle denilmiştir: Şu dünya aleminde Ka'be'den daha şerefli bir bina yoktur Çünkü yapılmasını emreden, Melik-i Celil, mühendisi Cibril, ustası İbrahim Halil ve kalfası ismail'dir Daha sonra sırayla Amalika, Curhum,, Kusayy bin Kilab, Kureyş, Abdullah bin Zübeyr (r.a.) ve Haccac tarafından yenilenmiştir. Harun Reşid veya babası yahut da dedesi Ka'be'yi yıktırarak yeniden Abdullah bin Zübeyr (r.a.)'in yaptırdığı şekilde yenilemek istemişse de İmam Malik halifeyi uyararak: Ka'be'nin meliklerin oyuncağı haline dönüşmesinden korkarım demek suretiyle ilgilileri bu teşebbüsten vaz geçirmiştir. Ebu Zer (r.a.)'in Nebi (s.a.v.)'e yönelttiği sorulara gelince; Görüldüğü gibi önce yer yüzünde kurulan ilk mescid'in hangisi olduğunu öğrenmek istemiş, bunu öğrendikten sonra ikinci mescidi sormuş, bunu da öğrenince iki mescidin yapılışı arasında geçen süreyi öğrenmek istemiştir. Nebi (s.a.v.l, Onun sorularını cevaplandırdıktan sonra yer yüzünün mescid hükmünde olduğunu, namaz vakti girince olunduğu yerde namaz kılınabileceğini bildirmiştir. Fazileti (istün olan mescidlere ulaşmak için kazaya bırakılacak şekilde namazı geciktirmeye mahal olmadığına hadiste işaret vardır. Burada yer yüzü namazgah olarak gösterilmekte ise de namaz kılmanın mekruh olduğu kabristan, hamam, çöplük, mezbaha, yolun ortası ve develerin yatakları gibi yerler özel hadislerle bu hükümden müstesnadırlar. Namaz kılmanın mekruh olduğu yerlerin bir kısmını bildiren hadisler dördüncü babta 745 746 ve 747 numaralarda geçmiştir. Ebu Zer' (r.a.)'in sorusu hangi mescidin tarih itibariyle önce yapıldığına dair olabildiği gibi, fazilet bakımından. hangisinde öncelik bulunduğuna dair de olabilir
Hadis 754 — Sunan Ibn Majah 4:20
SahihSahihSahihSahih Muslim
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ الأَنْصَارِيِّ، - وَكَانَ قَدْ عَقَلَ مَجَّةً مَجَّهَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ دَلْوٍ فِي بِئْرٍ لَهُمْ - عَنْ عِتْبَانَ بْنِ مَالِكٍ السَّالِمِيِّ - وَكَانَ إِمَامَ قَوْمِهِ بَنِي سَالِمٍ وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - قَالَ جِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي قَدْ أَنْكَرْتُ مِنْ بَصَرِي وَإِنَّ السَّيْلَ يَأْتِينِي فَيَحُولُ بَيْنِي وَبَيْنَ مَسْجِدِ قَوْمِي وَيَشُقُّ عَلَىَّ اجْتِيَازُهُ فَإِنْ رَأَيْتَ أَنْ تَأْتِيَنِي فَتُصَلِّيَ فِي بَيْتِي مَكَانًا أَتَّخِذُهُ مُصَلًّى فَافْعَلْ . قَالَ " أَفْعَلُ " . فَغَدَا عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبُو بَكْرٍ بَعْدَ مَا اشْتَدَّ النَّهَارُ وَاسْتَأْذَنَ فَأَذِنْتُ لَهُ وَلَمْ يَجْلِسْ حَتَّى قَالَ " أَيْنَ تُحِبُّ أَنْ أُصَلِّيَ لَكَ مِنْ بَيْتِكَ " . فَأَشَرْتُ لَهُ إِلَى الْمَكَانِ الَّذِي أُحِبُّ أَنْ أُصَلِّيَ فِيهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَصَفَفْنَا خَلْفَهُ فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ احْتَبَسْتُهُ عَلَى خَزِيرَةٍ تُصْنَعُ لَهُمْ .
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine ait bir kuyudaki kovadan (mübarek ağzına) aldığı suyu yüzüne püskürttüğünü hatırlayan Mahmud bin er-Rabi' el-Ensari (r.a.)'den, o da, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber Bedir savaşına katılan ve mensubu bulunduğu Beni Salim kabilesinin imamlığını yapagelen İtban bin Malik es-Salimi (r.a.)'den rivayet ettiğine göre İtban (r.a.) şöyle söylemiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek : 'Ya Resulallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! Gerçekten gözüm zayıfladı. (Yağmur yağdığı zaman) sel gelir de benimle kavmimin mescidi arasına girer ve onu geçmek bana meşakkat verir. Eğer benimle evime gelmeyi ve mescid edineceğim bir yerinde bir namaz kılmayı uygun görürseniz bunu lutfediniz, dedim. O da: « Yaparım.» buyurdu. Ertesi gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir (r.a.) ile gün yükseldikten sonra teşrif etti ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (eve girmek için) izin istedi. Ben de girmesine izin verdim. Eve girdiğinde: «Sen evinin neresinde mescid edinmen için namaz kılmamı arzuluyorsun ?» buyuruncaya kadar oturmadı. Bunun üzerine ona namaz kılmasını arzu ettiğim mekanı işaretledim. Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem de namaz'a durdu. Biz de arkasında saf olduk. Bize iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra sonra kendileri için pişirilen bir hazire (yi yenmesi) için onu alıkoydum. AÇIKLAMA : Mecc: Nevevi'nin beyanına göre alimler: Mecc ağızdan suyu püskürmektir, demişlerdir. Buhari'nin rivayetinde Mahmud bin er-Rabi': Nebi (s.a.v.)'in yüzüme su püskürdüğünü hatırlarım, demiştir. Çocukların yüzüne su püskürmekte, onlarla şakalaşmak ve babalarına ikram etmek gibi yararlar vardır. Bazı alimler: Nebi (s.a.v.) Mahmud (r.a.)'ın yüzüne mubarek ağzındaki suyu püskürmek ile, Mahmud (r.a.)'in bu olayı bellemesi ve bilahere anlatmakla rivayet faziletine kavuşmasını ve sahabiliğinin sabitliğini kasdetmiştir, demişlerdir. O tarihte Mahmud (r.a.) beş yaşında idi. Dört yaşında olduğu da söylenmiştir. Nebi (s.a.v.) henüz hayatta iken, Mahmud (r.a.l bilahere mümeyyizlik çağına ermiştir. Kastalani'nin beyanına göre İtban Cuma günü Nebi (s.a.v.)'e müracaat etmiş ve Nebi (s.a.v.) Cumartesi günü onun evini şereflendirmiştir. Ebu Uveys'in rivayetine göre beraberlerinde Ömer (r.a.) de bulunmuştur. Müslim'in bir rivayetine göre İtban: Nebi (s.a.v.) ve Sahabilerden Allah'ın dilediği zatlar geldi. demiştir. Rivayetlerin arası şöyle bulunmuştur: Nebi (s.a.v.) Ebu Bekir (r.a.) ile yola çıkmış, İtban (r.a.)'ın evine girilecegi zaman Ömer (r.a.) ve diğerleri oraya toplanarak Nebi (s.a.v.) ile beraber eve girmişlerdir, Nevevi, İtban (r.a.)'ın hadisinden istifade edilen hususlardan bir kısmını şöyle anlatır: 1- Salihlerden, eserlerinden ve namaz kıldıkları yerlerde namaz kılmaktan feyiz ve bereket alınır 2- Büyük zutlaırdan feyiz ve bereket. almak istenmelidir. 3- BüyÜk zatların, kendilerinden küçük olanları ziyaret etmeleri ve ziyaretlerinde bulunmaları meşrudur 4- Özür sebebiyle cemaata gitmemek meşrudur. 5- Alim, devlet adamı ve benzerleri yolculuğa çıkarken bazı arkadaşlarını beraberinde götürmelidirler. 6- Bir adam'ın evine girilirken izin istenmelidir. Ev sahibi önceden davet etmiş olsa bile müsaade alınmadan girilmemelidir. 7. Bir kaç iş varken en önemlisinden başlamalı çünkü Nebi (s.a.v.), namaz kılmak için gitmişti Namazı kılmadan oturmamıştı!' 8- Nafile namazını cemaatla kılmak caizdir. 9- Geceleyin kılınan nÜfile namazında olduğu gibi, gündüz kılınan nafile namazında da iki rek'atte bir selam vermek efdaldır, 10- Daima evin muayyen bir yerinde namaz kılmak meşrudur. Hazire diye geçen yemeğin yağlı çorba oldugunu söyleyenler bulunduğu gibi; Hazire: Ufak kıyıimış et ve undan yapılma sulu bir ypmektir, diyenler de vardır. Bu yemeğe et karıştırlmadığı takdirde ismi Aside'dir