İmam Malik'ten: Ömer b. Abdülaziz valilerinden birine şöyle yazdı: Bize ulaştığına göre Resul ullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriye gönderdiği zaman onlara; «Allah yolunda Allah'ın adıyla savaşın. Sizler Allah'ı inkar edenlerle savaşıyorsunuz. Ganimetlere ihanet etmeyiniz, zulm etmeyiniz, insanların organlarını kesmeyiniz, çocukları öldürmeyiniz» derdi. Sen de orduna ve kıtalarına bunların aynım söyle. Selamlar.. Mevsul olarak da rivayet edilmiştir: Müslim, Cihad ve's-Siyer
İmâm-ı Mâlik der ki; Bir kimse hasta iken kölesinin üçte birini o anda kesin olarak azat etse, malının üçte birinden kölenin tamamı azat olur. Çünkü hasta iken kesin olarak kölesinin üçte birini azat edenle, (vasiyet yoluyla) ölümünden sonra kölesinin üçte birini azat eden kişi arasında fark vardır. Ölümünden sonra kölesinin üçte birini azat eden yaşasa, azat etmeden vazgeçebilir ve azat yürürlükten kalkar. Ama hastalığında kölesinin üçte birini kesin olarak azat eden efendi yaşasa, kölenin tamamı kendi adına azat olur. Ölünce de malının üçte birinden azat olur. Çünkü sağlığında beyanı, malının tamamında geçerli olduğu gibi, ölümünde de beyanı malının üçte birinde geçerlidir. Şeybanî
Abdullah b. Ömer'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aralarında benim de bulunduğum bir seriyyeyi Necid taraflarına göndermişti. Ganimet olarak çok sayıda deve elde ettik. Seriyye'de bulunanların her birine on ikişer veya on birer tane deve düştü. Kalanlar da birer birer tekrar taksim edildi. Diğer tahric: Buhari, Fardu'l-Hums; Müslim, Cihad ve's-siyer
Rabia b. Ebi Abdurrahman'dan: Ebân b. Osman'ın valiliğinde bir adam, kölelerin hepsini azat etti. Bunlardan başka malı da yoktu. Ebân'ın emri üzerine, bu köleler üç bölük yapıldı. Hangi gurubun ölenin malının üçte biri sayılıp azat olacağını öğrenmek için kura çektirdi. Bu üç bölükten birine kura isabet etti ve kuranın isabet ettiği köleler hürriyetlerine kavuştu
Ebu Katade b. Rib'i anlatıyor: Huneyn savaşının yapıldığı sene Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'la beraber sefere çıkmıştık. Düşmanla karşılaşınca müslümanlarda bir canlılık, bir hareket vardı. Bir ara müşriklerden birinin müslümanlardan birini öldürmek üzere olduğunu gördüm. Derhal geri dönüp arkasından yanına kadar vardım ve kılıçla ensesine vurdum, bana şöyle bir baktı, öyle bir bakıştı ki öleceğini anladım. Biraz sonra öldü, böylece ben de kurtuldum. Bu arada Ömer b. Hattab'la karşılaştım. Ona: <«— Müslümanlar neredeler, ne yapıyorlar?» dedim. «— Bilemiyorum» dedi. Daha sonra da müslümanlar toplanıp geri döndüler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «Kim (düşmanla) dövüşerek onu Öldürür ye öldürdüğü açık delille bilinirse, ölenin üzerinden çıkanlar ona aittir.» Ben bu sözleri duyunca hemen ayağa kalkarak: «—Bana kim şahitlik yapacak?» dedim ve oturdum. Daha sonra, üçüncü defa ayağa kalkarak aynı şeyi söyledim. Bunun üzerine Hz. Peygamber: «— Sana ne oluyor Ebu Katade?» diye sordu. Ben de olayı anlattım. Topluluktan bir adam: «—Doğru ya Resulullah! O adamın üzerinden çıkanlar benim yanımda. Ona söyleyin hakkını helal etsin.» dedi. Hz. Ebu Bekir hemen müdahale ederek: «— Hayır, vallahi olmaz. Allah ve Resulü uğruna savaşan Allah'ın arslanlarından birinin hakkının sana verilmesi doğru değildir» dedi. Nebi s.a.v. de: «— Doğru, onlan ona ver!» buyurdu. Öldürdüğüm müşrikin üzerinden çıkanları bana verdi. Ben de bunlardan arta kalanı satarak Beni Seleme'den bir bahçe satın aldım. Müslüman olduktan sonra edindiğim ilk mal varlığım bu oldu. Diğer tahric: Buhari, Fardu'l.Hums; Müslim, Cihad ve's-Siyer