Muhammed b. İbrahim b. Haris et-Teymî anlatıyor: Mu'mmlerin annesi Aişe şöyle anlattı: «Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında uyuyordum. Gece bir ara yatakta olmadığını hissettim, elimle şöyle bir yokladım, elim ayaklarına değdi. Secdede idi ve şöyle dua ediyordu: «Öfkenden rızana, cezandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Ben seni hakkıyla övmekten acizim, sen kendini nasıl bir övgüye layık görüyorsan öylesin.» İbn Abdilber der ki: "Malik'in ravileri mürsel oluşunda ihtilaf etmemiştir. el-A'rec -Ebu Hureyre- Aişe senediyle müsneddir. (Müslim, Saîat)
Talha b. Ubeydillah b. Keriz'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Duaların en efdali Arafat'ta yapılandır. Benim ve benden önceki Nebilerin yaptığı en faziletli dua da şudur: «— Allah'tan başka ilah yoktur, o her bakımdan tektir, ortağı ve benzeri yoktur.» Diğer tahric: Tirmizî, Da'avat (Amr b. Şuayb -babası- dedesi senediyle merfu olarak)
Abdullah b. Abbas r.a.'dan: Şu duayı Resuluîîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabına Kur'an'dan bir sure öğretir gibi öğretirdi: «Allahım cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal'in fitnesinden sana sığınırım, hayat ve ölümün fitnesinden sana sığınırım» Diğer tahric: Müslim, Mesacid
Abdullah b.Abbas r.a.'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece yarısı namaza kalktığı zaman şöyle dua ederdi: «Allahım hamd sana mahsustur. Sen yerlerin ve göklerin nurusun. Hamd sana mahsustur. Yeri, göğü idare eden sensin, hamd sana mahsustur. Sen yerlerin, göklerin ve her ikisinde bulunanların rabbisin, sen haksın, sözün haktır, va'din haktır, sana kavuşmak da haktır. Cennet haktır, Cehennem haktır, Kıyamet haktır; mutlaka olacaktır. Allahım sana teslim oldum, sana iman ettim, sana güvendim, sana bağlandım, senin verdiğin ilim ile düşmanımla mücadele ettim ve senin emirlerine göre hükmettim. Gizli ve aşikar yaptığım ve yapacağım günahlarımı affet. Sen benim ilahımsın, senden başka ilah yoktur.» Diğer tahric: Buhari, Teheccüd; Müslim, Salatu'l-Musafırîn
Abdullah bin Abdullah bin Cabir bin Atîk dediki: Abdullah b. Ömer, Medine köylerinden birinde Muaviye oğulları yurduna uğradı. Onlara: «— Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu mescidinizde nerede namaz kıldı biliyor musunuz?» diye sordu. Ben kendisine: «— Evet biliyorum.» diyerek bir köşeyi gösterdim. Bu sefer: «— Orada yaptığı üç duanın ne olduğunu biliyor musun?» dedi. Ben: «— Evet,» deyince: «— Peki söyle öyleyse,» dedi. Ben: «— Düşmanların kendilerine karşı galip gelmemesi, Allahın kıtlık ve açlıkla terbiye etmemesi, hususunda dua etti. Bu ikisi verildi. Aralarında nifak sokup birbirlerine düşmemeleri için dua etti, fakat bu, kabul edilmedi» deyince: «— Doğru söyledin, diye mukabele etti. İbn Ömer'den: Fakat adam öldürme mu'minler arasında kıyamete kadar asla son bulmayacaktır. Sa'd b. Ebî Vakkas'tan merfu' olarak gelmiştir. (Müslim, Fiten)
Zeyd b. Eslem şöyle derdi: Her dua eden kimse şu üç durumdan birinde bulunur: Ya duası kabul edilir, ya ileride kabul edilir, ya da yaptığı dua günahlarına kefaret olur. İbn Abdilber şöyle der: Bu tür rivayetler içtihatla olmaz, mutlaka Nebi s.a.v.'den işitilmiştir
Abdullah b. Dinar'dan: Ben dua ederken ellerimin parmaklarıyla da işaret ediyordum, Abdullah b. Ömer beni böyle görünce parmaklarımla işaret etmeme engel oldu. Ebu Hureyre'den merfu' olarak gelmiştir. (Tirmizî, Da'avat; Nesaî, Sehv)
Yahya b. Saîd'den: Saîd b. Müseyyeb ellerini yukarı doğru kaldırarak: «Vefat eden kişinin geride kalan çocuğunun duası sayesinde onun derecesi yükselir.» derdi. İbn Abdilber şöyle der: Bu gibi rivayetler içtihatla bilinemezler, onun için başka bir yerde hadis olarak mutlaka zikredilmiştir
Abdullah b. Ömer'den: Hazret-i Peygamber bir gazveden, hacdan veya bir umreden dönerken her yüksek yerden geçerken üç defa tekbir getirirdi. Sonra da: «Tek olan Allah'tan başka ilah yoktur. Onun hiç bir şekilde ortağı da yoktur. Mülk onundur, hamd da ona mahsustur. O her şeye kadirdir. Dönenler, tövbe edenler, ibadet ve secde edenler, rabbimize hamdedenler, Allah vaadinde sadıktır. Kuluna yardım eder, Allah düşmanı grupları o tek başına hezimete uğratır,» diye dua ederdi. Buhârî, Umre, 26/12; Müslim, Hacc, 15/428. Ayrıca bkz. Şeybanî
Hadis 509 — Muwatta Malik 15:40
Sahih Lighairihi
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو فَيَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ وَحُبَّ الْمَسَاكِينِ وَإِذَا أَرَدْتَ فِي النَّاسِ فِتْنَةً فَاقْبِضْنِي إِلَيْكَ غَيْرَ مَفْتُونٍ " .
İmam Malik'ten; Duyduğuma göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua edermiş; «Allah'ım! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, düşkünleri sevmeyi dilerim. İnsanlar arasında fitne çıkmasını murad ettiğin zaman fitneye Kırışmadan benim ruhumu kendine kavuştur.» Bir hadis içinde, İbn Abbas'tan mcrfu' olarak gelmiştir. (Tirmizî, Tefsîr.Buhari, Da'avat)