Bana Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Abdüla'Iâ rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd, Ebû Nadra'dan, o da Ebû Sad'den naklen rivayet etti ki, Eslem kabilesinden Mâiz b. Mâlik denilen bir adam Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Ben bir kötülük işledim; onun haddini bana vur! demiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini birkaç defa reddetmiş. Râvi diyor ki: Sonra kavmine sordu. Onlar: — Biz onu zararsız biliriz; yalnız başına bir iş geldi ki, ondan kendisini badd vurulmaktan başka bir şey kurtaramayacağını sanıyor! dediler. Müteakiben (Mâiz) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: döndü. O da bize kendisini recmetmemizi emir buyurdu. Onu Bakî-i Garkad'e götürdük. Kendisini ne bağladık, ne de kuyu kazdık. Ona kemik, topaç ve tuğla parçaları attık. Koşmaya başladı. Biz de arkasından koştuk. Nihayet Harra kenarına geldi ve karşımıza dikildi. Biz de kendisine Harra'nın kayalarını (yâni taşları) attık; nihayet sustu. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akşamlayın hutbe okumak üzere ayağa kalktı ve : «Acaba biz Allah yolunda her gazaya gittikçe çoluk çocuğumuz arasında, teke meleyişi gibi melemesi olan bir adam kalacak mı! Şu boynuma borç olsun ki, Bunu yapan bir adam bana getirilmeye görsün! Yoksa onu (âleme) ibret yaparım!» buyurdular. Artık onun için ne istiğfar etti, ne de söğdü
Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey' rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd bu isnâdla bu hadîsin mânâsı gibi rivayette bulundu. Bu hadîste şunu da söyledi: Derken akşamsı Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak Allah'a hamdü sena etti. Sonra şöyle buyurdular: «Bundan sonra! Acep bâzı kavimlere ne oluyor ki, biz gazaya gittiğimiz vakit bunlardan, teke melemesi gibi meleyişi olan birisi arkamızda kalıyor!..» «Çoluk çocuğumuz arasında» demedi
{…} Bize Süreye b. Yûnus da rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zaide rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Mııâviye b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. Bu râvilerin ikisi de Dâvûd'dan bu isnâdla bu hadîsin bir kısmını rivayet etmişlerdir. Yalnız Süfyân'ın hadîsinde : «Ve zinayı üç defa i'tîrâf etti.» ibaresi vardır. İzah 1696 da
Hadis 4431 — Sahih Muslim 29:34
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ الْمُحَارِبِيُّ - عَنْ غَيْلاَنَ، - وَهُوَ ابْنُ جَامِعٍ الْمُحَارِبِيُّ - عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، بْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ مَاعِزُ بْنُ مَالِكٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ " وَيْحَكَ ارْجِعْ فَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ وَتُبْ إِلَيْهِ " . قَالَ فَرَجَعَ غَيْرَ بَعِيدٍ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَيْحَكَ ارْجِعْ فَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ وَتُبْ إِلَيْهِ " . قَالَ فَرَجَعَ غَيْرَ بَعِيدٍ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ حَتَّى إِذَا كَانَتِ الرَّابِعَةُ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فِيمَ أُطَهِّرُكَ " . فَقَالَ مِنَ الزِّنَى . فَسَأَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَبِهِ جُنُونٌ " . فَأُخْبِرَ أَنَّهُ لَيْسَ بِمَجْنُونٍ . فَقَالَ " أَشَرِبَ خَمْرًا " . فَقَامَ رَجُلٌ فَاسْتَنْكَهَهُ فَلَمْ يَجِدْ مِنْهُ رِيحَ خَمْرٍ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَزَنَيْتَ " . فَقَالَ نَعَمْ . فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ فَكَانَ النَّاسُ فِيهِ فِرْقَتَيْنِ قَائِلٌ يَقُولُ لَقَدْ هَلَكَ لَقَدْ أَحَاطَتْ بِهِ خَطِيئَتُهُ وَقَائِلٌ يَقُولُ مَا تَوْبَةٌ أَفْضَلَ مِنْ تَوْبَةِ مَاعِزٍ أَنَّهُ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعَ يَدَهُ فِي يَدِهِ ثُمَّ قَالَ اقْتُلْنِي بِالْحِجَارَةِ - قَالَ - فَلَبِثُوا بِذَلِكَ يَوْمَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةً ثُمَّ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُمْ جُلُوسٌ فَسَلَّمَ ثُمَّ جَلَسَ فَقَالَ " اسْتَغْفِرُوا لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ " . قَالَ فَقَالُوا غَفَرَ اللَّهُ لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ . - قَالَ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقَدْ تَابَ تَوْبَةً لَوْ قُسِمَتْ بَيْنَ أُمَّةٍ لَوَسِعَتْهُمْ " . قَالَ ثُمَّ جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ غَامِدٍ مِنَ الأَزْدِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ " وَيْحَكِ ارْجِعِي فَاسْتَغْفِرِي اللَّهَ وَتُوبِي إِلَيْهِ " . فَقَالَتْ أَرَاكَ تُرِيدُ أَنْ تُرَدِّدَنِي كَمَا رَدَّدْتَ مَاعِزَ بْنَ مَالِكٍ . قَالَ " وَمَا ذَاكِ " . قَالَتْ إِنَّهَا حُبْلَى مِنَ الزِّنَا . فَقَالَ " آنْتِ " . قَالَتْ نَعَمْ . فَقَالَ لَهَا " حَتَّى تَضَعِي مَا فِي بَطْنِكِ " . قَالَ فَكَفَلَهَا رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ حَتَّى وَضَعَتْ قَالَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ قَدْ وَضَعَتِ الْغَامِدِيَّةُ . فَقَالَ " إِذًا لاَ نَرْجُمَهَا وَنَدَعَ وَلَدَهَا صَغِيرًا لَيْسَ لَهُ مَنْ يُرْضِعُهُ " . فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ إِلَىَّ رَضَاعُهُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ . قَالَ فَرَجَمَهَا .
Bize Muhammed b. El-AIâ' El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ya'lâ —kî İbni'l-Hâris El-Muhâribî'dir— Gaylân'dan (bu zât Câmiu'l-Muhâribî'nin oğludur.), o da Alkame b. Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş: Mâiz b. Mâlik Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Yâ Resûlâllah! Beni temizle! dedi. Bunun üzerine: «Vah sana! Dön de Allah'tan mağfiret dîlel Ona tevbe et!» buyurdu. (Mâiz) uzağa gitmemek üzere geri döndü. Sonra gelerek: — Yâ Resûlâllah! Beni temizle! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: «Vah sana! Dön de Allah'tan mağfiret dile! Ona tevbe et!» buyurdu. Mâiz yine uzağa gitmemek üzere geri döndü. Sonra gelerek: — Yâ Resûlâllah! Beni temizle! dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : «Seni ne hususta temizliyeyim?» diye sordu. Mâiz: — Zina'dan! dedi. Bunu müteâkib Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunda delilik var mı?» diye sordu. Kendilerine onun deli olmadığı haber verildi. «Şarab içmiş mi?» diye sordu. Hemen bir zât kalkarak onun ağzını kokladı; fakat şarap kokusu bulamadı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: «Sen zina mı ettin?» diye sordu. Mâiz: — Evet! cevâbını verdi. Artık emir buyurdular ve Mâiz recmedildi. Onun hakkında cemaat iki fırka olmuştu. Kimisi: Helak oldu! Onu günahı kuşattı!., diyor; bazısı da: Mâiz'in tevbesinden efdal tevbe olmaz.!.. Zira o Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek elini onun eline koydu. Sonra: Benî taşlarla öldür! dedi... diyordu. Bu minval üzere iki veya üç gün durdular. Bilâhare onlar otururken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek selâm verdi ve oturdu. Arkacığından: «Mâiz b. Mâlik için istiğfar edin!» buyurdular. Ashâb: — Allah Mâiz b. Mâlik'e mağfiret eylesin! dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de : «Gerçekten öyle bir tevbe etti ki, bu tevbe bir ümmet arasında taksim edilse onlara yeterdi.» buyurdu. Sonra Ezd kabilesinin Gâmid kolundan bir kadın geldi; ve : — Ya Resûlâllah! Beni temizle! dedi. «Vah sana!.. Dön de Allah'tan mağfiret dile! Ona tevbe et!» buyurdular,. Kadın: Görüyorum beni, Mâiz'i çevirdiğin gibi geri çevirmek istiyorsun, dedi. «Ne oldu sana?» diye sordu. Kadın kendisinin zinadan gebe olduğunu söyledi. Bunun üzerine: «Sen mi?» buyurdu. Kadın : — Evet! cevâbını verdi. Ona: «Karnındakini doğuruncaya kadar...» buyurdular. Derken kadın doğuruncaya kadar geçimini Ensârdan bir zât üzerine aldı. Bilâhare Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Gâmid'li kadın doğurdu; dedi. Efendimiz : «O halde onu recmedip de çocuğunu küçük olduğu halde emzirecek kimsesiz bırakamayız!» buyurdu. Bunun üzerine Ensâr'dan bir zât ayağa kalkarak: — Çocuğun bakımı bana âid olsun ya Nebiyyaîlah! dedi. O da kadını recmetti(rdi)
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr dahî rivayet etti. Hadîsin lâfzı hususunda birbirlerine yakındırlar. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Büşeyr b. El-Muhâcîr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Büreyde, babasından naklen rivayet etti ki: Mâiz b. Mâlik El-Eslemî, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Resûlâllah! Ben nefsime zulmettim; zina ettim. Beni temizlemeni dilerim! demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu geri çevirmiş. Ertesi gün olunca (tekrar) gelerek: — Yâ Resûlâllah! Ben gerçekten zina ettim! demiş. O da kendisini ikinci defa geri çevirmiş. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun kavmine haber göndererek : «Bunun aklında yadırgadığınız bir kusur biliyor musunuz?» diye sormuş. — Biz onu ancak aklı başında, kendi görüşümüze göre sulehâmızdan biliriz! cevabını vermişler. Mâiz üçüncü defa (tekrar) gelmiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine kavmine haber göndererek onu soruşturmuş. Onlar da : — Ne kendinde bir kusur vardır, ne aklında! diye haber vermişler Dördüncü gün gelince onun için bir çukur kaz(dır)nuş: Sonra emir buyurarak recmedilmiş. Bilâhare Gâmid'li kadın gelmiş; ve : — Yâ Resûlâllah! Ben zina ettim, imdi beni temizle! demiş. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu da geri çevirmiş. Ertesi gün gelince kadın : — Yâ Resûlâllah! Beni neye geri çeviriyorsun? Galiba beni, Mâiz'i Çevirdiğin gibi geri çevireceksin! Vallahi ben gebeyim! demiş. Efendimiz: «Olmazsa haydi doğuruncaya kadar git (buradan!) » buyurmuşlar. Kadın doğurduğu zaman çocuğu bir bez parçası içinde getirmiş; ve : — İşte! Onu doğurdum; demiş. (Yine) : «Git de bu çocuğu sütten kesilinceye kadar emzîr!» buyurmuş. Kadın onu memeden ayırdıktan sonra çocuğu, elinde bir parça ekmek olduğu halde getirmiş ve: — İşte yâ Nebiyyâllah! Onu memeden ayırdım. Yemek yemeğe de başladı... demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğu müslümanlardan birine vermiş. Sonra emir buyurarak kadın için göğsüne kadar bir çukur kazılmış. Cemaate de emir vermiş ve kadını recmetmişler. Hâlid b. Velîd bir taşla gelerek başına atmış da kan Hâlid'in yüzüne sıçramış; Hâlid de ona söğmüş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun kadına söğdüğünü işiterek: «Yavaş ol yâ Hâlid! Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemîn ederim! Bu kadın öyle bir tevbe etti ki, onu bir baççı yapsaydı mutlaka mağfiret olunurdu!» buyurmuşlar. Sonra kadın (in ihzarın) ı emrederek cenazesini kılmış ve kadın defnedilmiş. İzah 1696 da
Bana Ebû Gassân Mâlik b. AbdiIvâhİd El-Mismaî rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz (yâni İbni Hişâm) rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebî Kesirden rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Kılâbe rivayet etti. Ona da Ebû'l-Mühelleb, İmrân b. Husayn'dan naklen rivayet etmiş ki, Cüheyne (kabilesin) den bîr kadın zinadan gebe olarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş ve: — Yâ Nebiyyâllah! Ben haddi hak ettim. Onu bana tatbik ediver! demiş. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) de velîsini çağırarak: «Buna iyi bak, doğurduğu zaman onu bana getir!» buyurmuş. Velisi de öyle yapmış. Bunun üzerine Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadın hakkında emir vererek üzerine elbisesi bağlanmış. Sonra emir buyurarak recmedilmiş; ve cenazesini kılmış. Ömer kendisine : — Bunun cenazesini kılacak mısın yâ Nebiyyâllah? Halbuki zina etmiştir; demiş. Efendimiz: «Gerçekten o öyle bir tevbe etti kî, bu tevbe Medinelilerden yetmiş kişi arasında taksim edilse onlara yeterdi. Sen Allah için canını vermekten daha faziletli bir tevbe gördün mü?» buyurmuşlar
{…} Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Ebân El-Attâr rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Ebî Kesir bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti
{…} Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus hıaber verdi. H. Bana Amru'n-Nâkıd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Salih'den naklen rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk, Ma'mer'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Zührî'den bu isnâdla bu hadisin benzerini rivayet etmişlerdir
Hadis 4436 — Sahih Muslim #4436
Hadis 4437 — Sahih Muslim 29:40
حَدَّثَنِي الْحَكَمُ بْنُ مُوسَى أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِيَهُودِيٍّ وَيَهُودِيَّةٍ قَدْ زَنَيَا فَانْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى جَاءَ يَهُودَ فَقَالَ " مَا تَجِدُونَ فِي التَّوْرَاةِ عَلَى مَنْ زَنَى " . قَالُوا نُسَوِّدُ وُجُوهَهُمَا وَنُحَمِّلُهُمَا وَنُخَالِفُ بَيْنَ وُجُوهِهِمَا وَيُطَافُ بِهِمَا . قَالَ " فَأْتُوا بِالتَّوْرَاةِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ " . فَجَاءُوا بِهَا فَقَرَءُوهَا حَتَّى إِذَا مَرُّوا بِآيَةِ الرَّجْمِ وَضَعَ الْفَتَى الَّذِي يَقْرَأُ يَدَهُ عَلَى آيَةِ الرَّجْمِ وَقَرَأَ مَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا وَرَاءَهَا فَقَالَ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ وَهْوَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُرْهُ فَلْيَرْفَعْ يَدَهُ فَرَفَعَهَا فَإِذَا تَحْتَهَا آيَةُ الرَّجْمِ فَأَمَرَ بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُجِمَا . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ كُنْتُ فِيمَنْ رَجَمَهُمَا فَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَقِيهَا مِنَ الْحِجَارَةِ بِنَفْسِهِ .
Bana Hakem b. Mûsâ Ebû Salih rivayet etti. (Dediki): Bize Şuayb b. İshak rivayet etti. (Dediki): Bize UbeyduIIah, Nâfi'den naklen haber verdi. Ona da Abdullah b. Ömer haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e zina etmiş bir yahudi erkekle bir yahudi kadın getirmişler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalkarak yahudilere gelmiş ve: «Zina eden bir kimseye siz Tevrat'ta ne (ceza) buluyorsunuz?» diye sormuş. Yahudiler: — Yüzlerini karaya boyar; kendilerini yük üzerine bindirir; yüzlerini birbirlerine ters döndürürüz ve (sokaklarda) dolaştırılırlar! demişler. «Doğru söylüyorsanız o halde Tevrat'ı getirin!» buyurmuş. Yahudiler hemen Tevrat'ı getirerek okumuşlar. Recim âyetine gelince, okuyan genç elini recim âyetinin üzerine koymuş ve onun evvelindekini ve sonundakini okumuş. Abdullah b. Selâm —ki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte bulunuyormuş. (Efendimize) : — Buna emir buyur da elini kaldırsın! demiş. Yahudi elini kaldırınca bakmışlar ki altında recm âyeti var! Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her ikisi için de emir vererek recmedilmişler. Abdullah b. Ömer: — Ben de onları recmedenler arasında idim. Yemin olsun yahûdînin kadını kendi vücudu ile koruduğunu gördüm! demiş