{…} Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkûb b. îbrâhim rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Şihâb'm kardeşi oğlu, Amıcasından naklen rivayet etti; «Bana Enes b. Mâlik haber verdi» diyerek hadîsi yukarki gibi rivayet etmiş. Ancak o da; «Enes (Dediki): Ensâr: sabrederiz, dediler.» cümlesini Yûnus'un Zührî'den rivayet ettiği gibi nakleylemiş
Bize Muhammedü'bnü'l - Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler, ibnu'l - Müsennâ (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be haber verdi. (Dediki). Ben, Katâde'yi Enes b. Mâlik'den naklen rivayet ederken dinledim Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ensâr'ı toplayarak: — «İçinizde, sizden başka kimse var mı?» diye sordu, Ensâr: — «Hayır, yalnız bir kız kardeşimizin oğlu var.» cevâbını verdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Şüphesiz ki bir kavmin kız kardeşi oğlu, kendilerindendir.» buyurdu ve sözüne şöyle devam etti: — «Hakîkaten Kureyş câhiliyet ve musibetten yeni kurtulmuştur. Onun için ben, onların gönüllerini almak ve kendilerini İslâm'a ısındırmak istedim. Siz başkalarının dünyalıkla, kendinizin de Resûlullah ile evlerinize dönmenize razı olmaz mısınız? Bütün insanlar bir vadiyi, Ensâr da bir dağ yolunu tutsalar, ben Ensâr'ın yolundan giderdim.» buyurdular
Bize Muhammedü'bnu Velîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebû't-Teyyâh'dan rivayet etti. (Demişki): Enes b. Mâlik'den dinledim. (Dediki): Mekke fethedildiği zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ganimetleri Kureyş'in arasında taksim etti. Bunun üzerine Ensâr: — «Bu, hakîkaten şaşacak şey! Bizim kılınçlarımızdan Kureyş'in kanları damlıyor, ganimetlerimiz ise onlara iade olunuyor!» dediler. Bu söz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına varınca hemen onları topladı ve: — «Sizden kulağıma gelen bu söz nedir?» diye sordu. Ensar: — «Ne duydunsa o'dur.» dediler. Yalan söylemezlerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), — «Siz, başkalarının evlerine dünyalıkla dönmelerine, kendinizin de evlerinize Resulullah ile dönmenize razı değil misiniz? Bütün insanlar bir vadiyi veya dağ yolunu tutsalar Ensâr da bir vadiyi veya dağ yolunu tutsa, ben, mutlaka Ensâr'ın vadisini yahut Ensârın yolunu tutardım.» buyurdular
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile îbrâhîm b. Muhammed b. Ar'ara birbirlerinden bazı cümleler ziyadesiyle rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize îbni Avn, Hişâm b. Zeyd b. Enes'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Huneyn harbi kopunca Hevâzin ve Gatafân kabileleri bütün çoluk çocukları ve hayvanları ile (karşımıza) çıktılar. O gün Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında On-bin kişi ile serbest bırakılan Mekke'liler vardı. (Harb başlayınca) Bunların hepsi geri döndüler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnız başına kaldı. Ve o gün aralarına başka bir şey karıştırmamak şartı ile iki defa nidada bulundu. Sağına bakarak: — Ey Ensâr cemâati!» diye nida etti. Ensar: — «Lebbeyk Ya Resulallah! Müsterih ol biz seninle beraberiz.» dediler. Sonra sol tarafına bakarak (Yine): — «Ey Ensâr cemâati!» dedi. Ensâr: — «Lebbeyk Yâ Resülallah! Müsterih ol biz seninle beraberiz.» cevâbını verdiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellenı) beyaz bir katırın üzerinde idi. (Ondan) indi ve: — «Ben, Allah'ın kulu ve Resulüyüm.» buyurdular. Derken müşrikler bozuldu, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çok ganimetler elde etti. (Onları) muhacirlerle serbest bırakılan esirler arasında taksim etti. Ensâr'a bir şey vermedi. Bunun üzerine Ensâr: — «Harp olursa biz çağırıhyoruz fakat ganimetler bizden başkalarına veriliyor.» dediler. Bu söz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kulağına ulaştı. Hemen Ensâr'ı bir çadıra toplayarak- — «Ey Ensâr cemâati! Sizden, kulağıma gelen (bu söz nedir?)» dedi. Ensâr sustular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (tekrar): — «Ey Ensâr cemâatı« Başkalarının dünyalıkla gitmesine kendiniz de Muhammed'le, onu aranıza alarak evlerinize gitmenize razı değil misiniz?» diye sordu: Ensâr: — «Evet, razıyız yâ Resülallah!» cevâbını verdiler. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şunu söyledi. — «(Bütün) insanlar bir vadiyi, Ensâr da bir dağ yolunu tutsaiar: ben, mutlaka Ensâr'ın yolundan giderdim.» Hişâm (Demişki): «Ben: Yâ Ebâ Hamza! Sen, bu vak'aya şahit oldun mu? dedim; (Ondan nereye kaçabilirdim ki?) cevâbını verdi.»
Bize Ubeydullah b. Muâz ile Hâmid b. Ömer ve Muhammet! b. Abdil'a'lâ rivayet ettiler. İbni Muâz (Dediki): Bize Mu'temir. b. Süleyman, babasından rivayet etti. (Demişki): Bana, Sümeyt, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Mekke'yi fethettik, sonra Huneyn harbine gittik. Müşrikler (o zaman'a kadar) gördüğüm en güzel safflar hâlinde geldiler. (Evvelâ) süvariler saff olmuş, sonra piyadeler, sonra onların arkasına kadınlar, sonra koyunlar, daha sonra da develer saff olmuştu. Biz ise kalabalık insanlar halindeydik. Adedimiz 6.000'e baliğ oluyordu. Sağ cenahtaki süvarilerimizin başında Hâlidü'bnü Velid bulunuyordu. Derken süvarilerimiz arkamıza doğru sarkmaya başladılar. Çok geçmeden süvarilerimiz dağıldılar. Bedevilerle, tanıdığımız bir takım insanlar kaçtılar. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), — «Yetişin, Ey Muhacirler! Yetişin Ey Muhacirler.» diye nida etti. Sonra: — «Yetişin Ey Ensâr! Yetişin Ey Ensâr!» dedi. Enes Demişki: Bizimkilerin hikâyesi budur. Biz: — -Lebbeyk Yâ Resûlallah!» dedik. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'- — «Allah'a yemin ederim ki, müşriklerin yanına gelir gelmez, Allah onları bozguna uğrattı.» Dedi. Bu suretle (müşriklerin bıraktığı) bu malları ele geçirdik, sonra Taife giderek onları 40 gün muhasara ettik. Bili âhara Mekke'ye döerek, orada konakladık. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bâzı kimselere yüzer deve ganimet vermeye başladı. Râvi hadîsin geri kalan kısmını Katâde, Ebû't - Teyyâh ve Hişâm b. Zeyd hadîsleri gibi rivayet etti. İzah için buraya tıklayın
Bize Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Ömer b. Saîd b. Mesrûk'dan, o da babasından, o da Abâyetü'bnu Rifâa'dan, o da Râfi b. Hadîc'den naklen rivayet etti. Râfi' şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Süfyân b. Harb, Safvân b. Ümeyye, Uyeynetü'bnu Hısm ve Akra' b. Hâbis'den her birine yüz'er deve ganimet verdi. Abbâs b. Mirdâs'a bunlardan daha az ihsanda bulundu. Bunun üzerine Abbâs b. Mirdâs şu mealde beyitler okudu: «Benimle atım Ubeyd'in payını Uyeyne ile Akra' arasında mı taksim ediyorsun? Bedir ve Habis cem'iyeti içinde Mirdâs'tan üstün değillerdir. Ben, onların hiç birinden aşağı değilim. (Fakat) bu gün senin alçalttığın bir daha yükselmez.» Râvî Demişki: Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona da yüz deveyi tamamladı
Bize Ahmed b. Abdete'd-Dabbî rivayet etti (Dediki): Bize İbni Uyeyne, Ömer b. Saîd b. Mesrûk'dan bu isnâdla haber verdi ki «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn ganimetlerini taksim etmiş de, Ebû Süfyân b. Harb'e yüz deve vermiş...» Râvi bu hadîsi yukarki gibi rivayet etmiş (yalnız): Âlkametü'bnü Ulâse'ye de yüz deve verdi.» cümlesini ziyâde etmiştir
{…} Bize Mahled b. Hâlid Eş-Şairi rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Bana Ömer b. Saîd bu isnâdla rivayet etti. Ama bu hadîsde Âlkametü'bnü Ulâse ile Safvân b. Ümeyye'yi zikretmedi. Hadîsinde şiirden de bahsetmedi
Bize Süreye b. Yûnus rivayet etti. (Dediki): Bize îsmâil b. Ca'fer, Amr b. Yahya b. Umâra'dan, o da Abbâd b. Temîm'den, o da Abdullah b. Zeyd'den naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Huneyn'i fethedince ganimetleri taksim ederek müellefe-i kulûb'a dünyalıklar vermiş. Sonra Ensâr'ın dahî başkalarının ellerine geçen mallardan almak istediklerini duymuş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak onlara hutbe okumuş: Allah'a hamd-ü sena ettikten sonra: — «Ey Ensar cemâati! Ben, sizi dalâlette bulmadım mı Allah size benim vâsıtamla hidâyet vermedi mi? Fakir bularak Allah benim vâsıtam ile sizi zengin etmedi mi? Dağınık bularak Allah, sizi benim vâsıtam ile bir yere toplamadı mı?» buyurdu. Ensâr (bu suâllere hep): — «Allah ve Resulünün ihsanı pek büyüktür.» cevâbını veriyorlardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bana cevap verseniz ya!» buyurdu. Ensâr (yine): — «Allah ve Resulünün nimetleri pek büyüktür.» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — «Siz isteseydiniz: şöyle şöyle söyler; filân iş şöyle şöyle oldu, derdiniz.» — Burada Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir çok şeyler'e işaret buyurmuş yalnız râvî Amr onları bekleyemediğini söylemiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözüne devamla: — «Başkalarının koyunlarla develerle gitmesine, sizin de evlerinize Resulullah ile dönmenize razı olmaz mısınız? Ensâr iç çamaşırı, başkaları ise dış çamaşırdırlar. Eğer hicret olmasaydı ben mutlaka Ensâr'dan biri olurdum. Bütün insanlar bir vâdîyi ve dağ yolunu tutsa, ben mutlaka Ensâr'ın vadisi ve yolunu tutardım. Şu muhakkak ki: sizler benden sonra başkalarının kendinize tercih edildiğini göreceksiniz. (Ama) havuzun başında bana kavuşuncaya kadar sabredin.» buyurdular
Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve ishâk b, İbrahim rivayet ettiler. İshâk: (Ahbarane), Ötekiler (Haddesenâ) tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki): Bize Cerir, Mansûr'dan, o da Ebû Vâil'den, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: Huneyn harbi koptuğu gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ganimet taksimi hususunda bâzı insanları tercih etti. Bu sebeple Akra' b. Hâbis'e yüz deve, Uyeyne'ye de bir o kadar ganimet verdi. Arapların eşrafından bâzı kimselere atıyyeler verdi. (Hâsılı) o gün taksim hususunda onları tercih etti. Bunun üzerine bir adam: — «Vallahi bu taksimde adalet gözetilmedi. Bununla Allah'ın rızâsı istenmedi!* dedi. Ben: — Vallahi (bunu) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e haber vereceğim.» dedim. Ve gelerek kendisine onun söylediklerini haber verdim. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (mübarek) yüzü değişti ve kan gibi kırmızı oldu. Sonra şöyle buyurdular: — «Eğer Allah ve Resulü adalet göstermezlerse kim adalet gösterir?» Sonra sözlerine şöyle devam etti: — «Allah, Musa'ya rahmet eylesin. O, bundan da çok eziyet görmüş fakat sabretmişti.» Abdullah Demişki: «Ben, yemin olsun bundan sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hiç bir söz götürmem, dedim.»