Qurani·قرآني
Türkçe

Taharet Kitabı

145 hadis · #534–678

Hadis 614 — Sahih Muslim 2:81
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْخَلاَءَ فَلاَ يَمَسَّ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ ‏"‏ ‏.‏
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) : Bize Veki Hişam ed-Destevai'den, o da Yahya b. Ebi Kesirden, o da Abdullah b. Ebi Katadeden, o da babasından naklen haber verdi. Şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz helaya girdiği vakit zekerini sağ eliyle tutmasın.» buyurdular. Tahric bilgisi 612 ile aynı
Hadis 615 — Sahih Muslim 2:82
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يَتَنَفَّسَ فِي الإِنَاءِ وَأَنْ يَمَسَّ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ وَأَنْ يَسْتَطِيبَ بِيَمِينِهِ ‏.‏
Bize ibni Ebi Ömer rivayet etti (Dediki); Bize Sekafi Eyyub'dan, o da Yahya b. Ebi Kesir'den, o da Abdullah b. Ebi Katade'den, o da Ebu Katade'den naklen rivayet etti, ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabın içine solumaktan zekerini sağ eliyle tutmaktan ve sağ eliyle taharetlenmekten nehiy buyurmuşlar. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: îmam Müslim bu rivayetleri de helada sağ elle taharetlenmenin; su ve yemek kaplarının içine solumanın yasak olduğunu ispat için zikretmiştir. Hüküm itibarı ile bunlarda yukarkinin aynıdırlar
Hadis 616 — Sahih Muslim 2:83
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيُحِبُّ التَّيَمُّنَ فِي طُهُورِهِ إِذَا تَطَهَّرَ وَفِي تَرَجُّلِهِ إِذَا تَرَجَّلَ وَفِي انْتِعَالِهِ إِذَا انْتَعَلَ ‏.‏
Bize Yahya b. Yahya et-Temimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'I Ahvas, Eş'as'tan, o da babasından, o da Mesruk'dan, o da Aişe'den naklen haber verdi şöyle demiş: Aişe dedi ki: Şüphesiz Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) temizlik yaptığında, temizlenmesinde, tarandığında taranmasında, ayakkabısını giyindiği zaman giyinmesinde sağdan başlamayı pek çok severdi. Diğer tahric: Buhari, 168,446,5380,5854,5926; Ebu Davud, 4140; Tirmizi, 608; Nesai, 112,419, 5255; İbn Mace, 401; Tuhfetu'I-Eşraf, 17657 NEVEVİ ŞERHİ: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ... sağdan başlamayı pek çok severdi." Bu şeriatta sürekliliği olan bir kuraldır. Bu da ikram ve şereflendirme kabilindendir. Elbise, şalvar ve ayakkabı giyinmek, mescide girmek, misvak kullanmak, sürme çekmek, tırnakları kesmek, bıyıkları kesmek, saçı taramak, koltuk altlarını yolmak, başı tıraş etmek, namazda iken selam vermek, abdest azalarını yıkamak, heladan çıkmak, yemek, içmek, musafaha etmek, Hacer-İ Esved'i istilam etmek ve buna benzer diğer bütün hususlarda sağdan başlamak müstehaptır. Bunun zıttı olan helaya girmek, mescitten çıkmak, sümkürmek, istinca yapmak, elbiseleri, şalvarları, ayakkabıları çıkarmak ve benzeri diğer hususlarda ise soldan başlamak müstehaptır. Bütün bunlar ise sağın kerameti ve şerefi sebebi iledir. Allah en iyi bilendir. İlim adamlarının icmaı ile abdest alırken sağ eli ve sağ ayağı önce yıkamak sünnettir. Eğer aksini yaparsa abdesti sahih olmakla birlikte faziletli olanı kaçırmış olur. Şia ise bu vacip (farz)dır demiş ise de şianın muhalefetine itibar edilmez. Şunu bil ki, sol ile başlamak her ne kadar yeterli ise de Şafii bunun mekruh olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu ise açıkça anlaşılan bir durumdur çünkü Ebu Davud ve Tirmizi' nin Sünenleri ile başka kaynaklarda övülmeye değer çeşitli senetlerle Ebu Hureyre (r.a.)'dan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu sabittir: "Elbise giyindiğiniz zaman yahut abdest aldığınızda sağ organlarınızdan başlayınız." Bu sağın önceleneceğinin emredildiği hususunda açık bir nastır. Bu, nassa muhalefet ise mekruh ya da haramdır. İlim adamları bunun haram olmadığı üzerinde icma etmişlerdir. O halde mekruh olması icap etmektedir. Şunu da bilmek gerekir ki, abdest azaları arasında sağdan başlamanın müstehap olmadığı azalar da vardır. Bunlar ise kulaklar, el ayaları ve yanaklardır. Bunun yerine bunlar bir defada temizlenirler. (3/160) Eğer bu organlardan birisi için -kesik olanların ve benzeri durumdakilerin halinde olduğu gibi- buna imkan olmazsa o takdirde sağa öncelik verir. Allah en iyi bilendir
Hadis 617 — Sahih Muslim 2:84
وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَشْعَثِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ التَّيَمُّنَ فِي شَأْنِهِ كُلِّهِ فِي نَعْلَيْهِ وَتَرَجُّلِهِ وَطُهُورِهِ ‏.‏
Bize Ubeydullah b. Mu'az dahi rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Eş'as'dan, o da babasından, o da Mesruk'tan, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aİşe şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Her işinde: Ayakkabı giymesinde, taranmasında ve temizlenmesinde sağdan başlamayı severdi. NEVEVİ ŞERHİ: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ... sağdan başlamayı severdi." Bazı asıl nüshalarda "ayakkabısı" anlamındaki lafız tekil olarak gelmiş, bazılarında ise tesniye olarak (ayakkabıları anlamında)gelmiştir, her ikisi de sahihtir. Yani ayakkabılarını giymekte yahut ayakkabısını giymekte sağdan başlamayı severdi, tekilolması halinde cins isim olur. Bizim ülkemizdeki (meşrikta) nüshaların hiçbirisinde bu iki şekilden başkası görülmemiştir ama Humeydi ile HaflZ Abdulhakk e/-Cem'u beyne's-Sahihayn adlı eserlerinde "fi tena'ulihi" şeklinde ilk harfi te sonra nun ve şeddeli ayn iledir. Buhari ve diğerlerinin rivayetlerinde de böyledir. Hepsi de sahihtir. Buhari'nin rivayetlerinde "gücü yettiği kadarıyla bütün işlerinde sağdan başlamayı severdi" ile başlayıp, hadisin geri kalan kısmını zikretmektedir. Burada "gücü yettiği kadarıyla" ifadesi ise sağdan başlamaya ileri derecede dikkat ettiğine işarettir. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'I-Vudu» ile «Kitabus Salat» da Ebu Davud «Kitabu'l Libas» da Tirmizî Salat bahsinin sonunda, Nesai ile İbni Mace'de Taharet bahsinde tahric etmişlerdir. Hadis-i Şerif Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in her işe sağdan başladığını te'kid sureti ile ifade ediyorsada buradaki umum haricî delillerle tahsis edilmiştir Nevevî diyorki: «Sağdan başlama meselesi şerîatın daimi bir kaidesidir. Kaide şudur. Tekrim ve teşrif babından olan elbise, don ve mest giymek, mescide girmek, misvak tutunmak, sürme çekinmek, tırnak kesmek, bıyık kısaltmak saç taramak, koltuk yolmak, başı traş etmek, namazda selam vermek, taharet azalarını yıkamak, heladan çıkmak, yiyip içmek, musafaha etmek, haceri esvedi öpmek ve sair bu manadaki şeylerde sağdan başlamak müstahaptır. Bunun zıddı olan helaya girmek, mescidden çıkmak, burnunu atmak, taharetlenmek, elbise, don ve mest çıkarmak gibi şeylerde ise soldan başlamak müstehaptir. Bütün bunlar sağ tarafın keramet ve şerefindendir.» Bazıları «bu meselenin hakikati şudur: Yapılması maksut ve matlup olan işlerde sağdan, başlamak müstahaptır. Soldan başlanması müstahab olan fiiller matlup değildir. Bunlar ya terki matlup yahut yapılması maksut olmayan fiillerdir» demişlerdir
Hadis 618 — Sahih Muslim 2:85
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ جَمِيعًا عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، - قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ اتَّقُوا اللَّعَّانَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَمَا اللَّعَّانَانِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الَّذِي يَتَخَلَّى فِي طَرِيقِ النَّاسِ أَوْ فِي ظِلِّهِمْ ‏"‏ ‏.‏
Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hucur toptan İsmail b. Ca'fer'den rivayet ettiler. İbni Eyyüb dediki bize İsmail rivayet etti. (Dediki) : Bana Ala, babasından,o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Lanet et(tir)en iki şeyden sakının" buyurdu. Ashab: Ey Allah'ın Resulü, lanet et(tir)en iki şey nedir, dedi. Allah Resulü: "İnsanların yollarında yahut gölgelendikleri yerlerde abdest bozan kişi (nin işi)dir" buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, 25; Tuhfetu'l-fşraf, 13978 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Hattabî'nin şu izahına göre hadisin manası «failleri mel'un olan iki şeyden kaçının» demek olur. Ancak Hattabî'nin îzahı Ebu Davut'un rivayetine göredir. Müslim'in buradaki rivayetine göre ma'na şudur: «iki lanet sahibinin fi'Iinden kaçının çünkü bunlar adete nazaran insanların lanet ettikleri kimselerdir.» Biri ammenin yolu üzerine diğeri de ağaçlarının gölgesine kaza-i haoet eder.» Buradaki gölgeden murad alelitlak her ağacın gölgesi değil, altında oturmak için tahsis edilen ağaçların gölgesidir. Zira Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaza-i hacet için bir hurma kümesinin altına oturmuştur. Şüphesizki; onunda gölgesi vardı. Her ağacın altında kaza-i hacet haram olsa Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapmazdı. İnsanların geçtiği yollarla gölgelik için tahsis ettikleri ağaçların altına kaza-i hacet etmenin yasak olması tabiî ki pisliğin bulaşması ve kokmasındandır. NEVEVİ ŞERHİ: "Lanet et(tir)en iki şeyden sakının ... "Buradaki "lanet et(tir)en iki şey" lafzı Müslim'in sahihinde bu şekilde yer almaktadır ama Ebu Davud'un rivayetinde "lanet eden (okuyan) iki şeyden sakının" anlamında "ittekullaineyn" şeklindedir. Her iki rivayet de doğrudur. İmam Ebu Süleyman el-Hattabi der ki: Lanet eden iki şeyden maksat lanet okunmasını celb eden, insanları buna iten ve bu şekilde lanet okuyarak beddua etmelerine sebep olan iki husus demektir. Çünkü bu işi yapan kimseye ağır sözler söylenir, ona lanet okunur. Yani insanların adeti böyle birisine lanet okumaktır. Bu işe sebep olduğundan ötürü lanet bu iki işin kendisine izafe edilmiştir. Yine onun dediğine göre "lanet eden" lanet yerleri anlamındaki "mel'un" ve "melain" anlamında da kullanılabilir. Derim ki: Buna göre ifadenin takdiri şöyle olur: Yapanlarının lanetlendiği iki husustan sakınınız. Bu açıklama Ebu Davud'un rivayetine göredir. Müslim'iri rivayetinin anlamı ise -Allah en iyi bilendir- şudur: Sizler lanet eden iki kişinin yani lanetçi iki kişinin fiilinden sakının. (3/161) Bunlar ise adeten insanların kendilerine lanet ettiği kimselerdir. Allah en iyi bilendir. Hattabi ve başka ilim adamları şöyle demektedir: Burada gölgeden maksat insanların öğle sıcağında dinlendikleri ve develerini çöktürüp, konaklayıp, oturdukları yer demektir. Yoksa her gölgenin altında oturmak haram değildir çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacını karşılamak maksadıyla pek çok hurma ağacının altında oturmuştur. Bunun gölgesinin olduğunda da şüphe yoktur. Allah en iyi bilendir. "İnsanların yollarında abdest bozan kimse" ifadesi, insanların gidip geldikleri yerlerde abdest bozmanın yasak kılındığı gölgeliklerde ve yollarda abdest bozan kimse demektir, çünkü bu gibi yerlerde abdest bozmak orada geçenlere necasetin bulaşmasına sebep olmak, kötü kokusu ve tiksinti verici niteliği dolayısıyla Müslümanları rahatsız edicidir. Allah en iyi bilendir
Hadis 619 — Sahih Muslim 2:86
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَتَبِعَهُ غُلاَمٌ مَعَهُ مِيضَأَةٌ هُوَ أَصْغَرُنَا فَوَضَعَهَا عِنْدَ سِدْرَةٍ فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجَتَهُ فَخَرَجَ عَلَيْنَا وَقَدِ اسْتَنْجَى بِالْمَاءِ ‏.‏
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti* (dediki): Bize Halid b. Abdillah, Halid'den, o da Ata' b. Ebi Meymune'den, o da Enes b. Malik'ten naklen haber verdiki şöyle demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir bahçeye girdi. Arkasından bir çocuk bir ibrikle onu takib ediyordu bu çocuk bizim en küçüğümüzdü. İbriği bir nebk ağacının yanına koydu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de kaza-i hacet eyledi. Müteakiben su ile taharetlenerek bizim yanımıza geldi. Diğer tahric: Buhari, 150, 151 -muhtasar olarak-, 152, 217 -buna yakın-, 500 -buna yakın-; Ebu Davud, 43; Nesai, 45; Tuhfetu'l-Eşraf, 1094 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Hadis-i Şerif su ile taharetlenmenin delillerindendir. Bu babtaki izahat daha sonra verilecektir
Hadis 620 — Sahih Muslim 2:87
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَغُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُ الْخَلاَءَ فَأَحْمِلُ أَنَا وَغُلاَمٌ نَحْوِي إِدَاوَةً مِنْ مَاءٍ وَعَنَزَةً فَيَسْتَنْجِي بِالْمَاءِ ‏.‏
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybede rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Gunder, Şu'beden rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. El-Müsenna dahi rivayet etti., Lafız onundur. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be Ata' b. Ebi Meymune'den rivayet etti. O da Enes b. Malik'i şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) helaya girer ben ve benim kadar bir çocukta bir su kabı ile ucu demirli bir değnek taşırdık bu su ile istinca ederdi. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Vudu» da birkaç yerde, ve «Kitabu's-Salat» da Ebu Davud ile Nesai de «Kitabu't-Tahare» da tahric etmişlerdir. Idave: Deriden yapma küçük su tulumudur. Cevheri bunun matara olduğunu söyler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in değnek taşımasında bir çok hikmetler vardır. Şöyleki: 1- Sahrada namaz kılarken onu önüne dikerek sütre yerine kullanırdı. 2- Onunla münafıkların ve yahudilerin şerrinden korunurdu. Çünkü onlar Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i öldürmek için her an fırsat kollardı. Bu değnek Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) önü sıra taşınırdı. Sonra Hulefa-i Raşidin hazeratıda mezkur harbeyi önleri sıra taşıtmışlar nihayet Abdullah b. Zubeyr'in eline geçmiş ve katline kadar onun elinde kalmıştır. 3- Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu değnekle zararIı hayvanlardan korunurdu. 4- Onunla kaza-i hacet için yeri eşerler üzerine bevl sıçramasından korunurdu. 5- Hîn-i hacette değneği yere dikerek eşyasını üzerine asardı. 6- Yorulduğu zaman ona dayanırdı. -Bu asayı ona Habeş hükümdarı Necaşi'nin hediye ettiği rivayet olunur. Bir rivayete göre Necasî Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e üç değnek hediye etmiştir. O bunlardan bir tanesini kendine bırakmış birini Hz. Ali'ye diğerinide Ömer (R.A.)'a vermiştir
Hadis 621 — Sahih Muslim 2:88
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - حَدَّثَنِي رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَبَرَّزُ لِحَاجَتِهِ فَآتِيهِ بِالْمَاءِ فَيَتَغَسَّلُ بِهِ ‏.‏
Bana Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. Lafız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize İsmail yani İbni Uleyye rivayet et­ti. (Dediki): Bana Ravh b. Kaasim, Ata' b. Ebi Meymune'den, o da Enes b. Malik'ten Naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) defi hacet için sahraya çıkar Bende kendisine su getirirdim. O bununla taheretlenirdi. NEVEVİ ŞERHİ AŞAĞIDA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Vudu» da Ebu Davud ile Nesai de «Kitabu't-Tahare» da tahrîc etmişlerdir. Yukarıdaki üç rivayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in su ile istinca ettiğini göstermektedirler. Bazıları su ile istincanın mekruh olduğuna kail olmuşlardır. Bunlar İbni Ebi Şeybe'nin Sahih suretle Huzeyfetü'bnü Yeman (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadisle istidlal etmişlerdir. Mezkur hadiste Hz. Huzeyfe'ye su ile istincanın hükmü sorulduğu onunda: Suyla istinca edersem elimden koku gitmez dediği bildirilir. Nafi'in İbni Ömer (R.A.)'dan rivayetine göre Hz. İbni Ömer'de su ile taharetlenmezmiş. İbnü'z-Zübeyr (R.A.)'ında su ile istinca hakkında: «Biz bunu yapmazdık» dediği naklolunur. İbni Tin'in rivayetine göre İmam Malik (R.A.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiği rivayetini kabul etmezmiş. Malikiyye ulemasından İbni Habib dahi suyla istincayı men edermiş. Bazıları buradaki rivayetlerde zikri geçen: O su ile istinca ederdi» sözünün Enes b. Malik hazretlerine ait olmadığını bunu ravîlerden Ebu'l Velîd söylediğini binaenaleyh Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o su ile istinca ettiği hadisten açık olarak anlaşılmadığını iddia etmiş ve: «İhtimal ki o suyla abdest almış veya ellerini yıkamıştır.» demişlersede bu söz doğru değildir. Çünkü Buhari'nin İbni Beşşar tarikiyle rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiği teşrih olunmuştur. Nitekim Müslimın Züheyr b. Harp'tan rivayet et­tiği 271 numaralı hadis'in 2.rivayetinde Enes hadisinde de Enes (R.A.)'ın: «Ben de kendisine su getirirdim. O bununla taharetlenirdi» diyerek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiğini bildirmiştir. Bu ve daha bir çok rivayetlerden anlaşılıyorki su ile istincayı rivayet eden ravilerden bir hangisi değil bizzat Enes 'dir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in su ile istinca ettiğini ve su ile istincayı emir buyurduğunu bildiren hadisler çoktur. Bunlardan bir kısmını Buhari, Müslim, Tirmîzî, İbni Hibban, Ebu Avane, İbni Mace, İbni Habib ve diğer ulema rivayet etmişlerdir. NEVEVİ ŞERHİ: (618) "Bir bahçeye girdi. .. Yanımıza geldi." Diğer (619) rivayette: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) helaya girerdi. .. " Diğer (620) rivayette: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacı için helaya giderdi. .. " (3/162) (617 numaralı hadiste geçen) midae, ibrik, testi ve benzeri şeyler demektir. Hait (bahçe) bostan demektir. "Aneze: harbe"nin ise ucunda bükülü bir demir parçası bulunan uzunca bir asa olduğu söylendiği gibi, kısa mızrak olduğu da söylenir. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu beraberinde taşımasının sebebi, abdest aldıktan sonra namaz kılması halinde geçenlerle kendisi arasında bir engel (sütre) olması için onu önünde dikmeye gerek duymasıdır. (620) "Teberruz" el-Beraz denilen yere gitmek demektir ki, bu da geniş ve düzlük yer anlamındadır. Buraya ihtiyacını karşılamak, başkasından kendisini saklamak ve görenlerin gözlerinden uzaklaşmak için giderdi. "O su ile yıkanırdı." Yani onunla istinca yapar ve istinca yaptığı yeri o su ile yıkardı. Allah en iyi bilendir. Hadislerden Çıkan Hükümler 1 - İhtiyacını görmek için insanlardan uzaklaşmak ve görenlere karşı kendisini saklamak müstehaptır. 2- Fazilet sahibi bir kimse ihtiyacını görmeleri için bazı arkadaşlarını ça!ıştırabilir. 3- Salihlere ve fazilet sahiplerine hizmet edilebilir ve bunun bereketinden yararlanmak ümit olunabilir. 4- Su ile istinca yapmak caizdir, yalnızca taşla yetinmeye tercih edilir ve ona göre müstehaptır. İnsanlar bu mesele hakkında ihtilaf etmiş olmakla birlikte selef ve halefin büyük çoğunluklarının kabul ettiği çeşitli bölgelerin imamları arasından fetvaya ehil kimselerin üzerinde icma ettikleri husus ise en faziletli şeklin, su ve taşı birlikte kullanması ve necasetin azalıp, eline değmesinin de daha az olması için önce taşı kullanması sonra da suyu kullanmasının daha faziletli olduğudur. Şayet yalnız ikisinden birisini kullanmak isterse diğerini ister bulsun, ister bulmasın ikisinden dilediği birisini yalnız başına kullanabilir. Bu durumda su bulunmakla birlikte yalnızca taşı kullanmak caizdir, aksi de caizdir. Eğer yalnız ikisinden birisini kullanacaksa su taştan daha faziletlidir. Çünkü su pisliğin çıktığı yeri gerçek anlamda temizler, taş ise bu şekilde temizleyemez, sadece necaseti hafifletir ve affedilir miktardaki necaset ile birlikte namaz kılmayı mübah kılar. Seleften bazıları ise daha faziletli olanın taş olduğu kanaatindedir. Hatta bazılarının ifadeleri suyun tek başına yetmediği izlenimini dahi vermektedir. İbn Habib el-Maliki der ki: Taş ancak suyu bulamayan kimse için yeterli olabilir. Bu görüş ise, selef ve halef alimlerinin benimsedikleri kanaate de, bu hususta birbirini de'stekleyen sünnetteki rivayetlerin zahirine de muhaliftir. Allah en iyi bilendir. Bazı ilim adamları bu hadisleri su kaynaklarından, havuz ve benzeri yerlerden değil de kap kacaktan abdest almanın müstehap olduğuna delil göstermişlerdir. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den sözü geçen yerlerden abdest aldığı nakledilmiş değildir. Ancak bu kanaat sahibi kimsenin bu söylediği makbul değildir ve bildiğimiz kadarıyla hiç kimse bu hususta ona muvafakat etmiş değildir. Kadı İyaz der ki: Bu sözü söyleyenin bu görüşünün bir aslı, bir dayanağı yoktur. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in, bu görüşün sahibi kimsenin dışarıda tuttuğu su kaynaklarını bulmakla birlikte terk edip, kap kacaktan su aldığı ise nakledilmiş değildir. (31163) Allah en iyi bilendir
Hadis 622 — Sahih Muslim 2:89
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، قَالَ بَالَ جَرِيرٌ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقِيلَ تَفْعَلُ هَذَا ‏.‏ فَقَالَ نَعَمْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَالَ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ ‏.‏ قَالَ الأَعْمَشُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ كَانَ يُعْجِبُهُمْ هَذَا الْحَدِيثُ لأَنَّ إِسْلاَمَ جَرِيرٍ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ ‏.‏
Bize Yahya b. Yahya et-Temimu, İshak b. İbrahim ve Ebu Kureyb birlikte Ebu Muaviye'den tahdis etti. (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Veki" -ki lafız Yahya'ya aittir- tahdis edip dedi ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten haber verdi. O İbrahim'den, o Hemmam'dan şöyle dediğini nakletti: Cerir küçük abdest bozduktan sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti. Ona, sen böyle mi yapıyorsun denilince, evet Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i küçük abdestini bozduktan sonra abdest aldığını ve mestleri üzerine mesh ettiğini gördüm, dedi. A'meş dedi ki: İbrahim dedi ki: Bu hadis onların hoşuna gidiyordu çünkü Cerir'in Müslüman olması Maide suresinin inişinden sonra idi. Diğer tahric: Buhari, 387 -buna yakın-; Tirmizi, 93 -buna yakın-; Nesai, 118, 773; İbn Mace, 543 -buna yakın-; Tuhfetu'l-Eşraf
Hadis 623 — Sahih Muslim 2:90
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، ح وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا مِنْجَابُ بْنُ الْحَارِثِ التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ مُسْهِرٍ، كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمَعْنَى حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ غَيْرَ أَنَّ فِي، حَدِيثِ عِيسَى وَسُفْيَانَ قَالَ فَكَانَ أَصْحَابُ عَبْدِ اللَّهِ يُعْجِبُهُمْ هَذَا الْحَدِيثُ لأَنَّ إِسْلاَمَ جَرِيرٍ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ ‏.‏
Bize İshak b. İbrahim ve Ali b. Haşrem tahdis edip dediler ki: Bize İsa b. Yunus haber verdi. (H) Bunu bize Muhammed b. Ebu Ömer de tahdis edip dedi ki: Bize Süfyan tahdis etti. (H) Bize Mincab b. Haris et-Temimi de tahdis etti. Bize İbn Mushir haber verdi. Hepsi A'meş'ten bu isnadta Ebu Muaviye'nin hadisi rivayeti manasında rivayet ettiler. Ancak İsa ve Süfyan'ın hadisi rivayetinde dedi ki: Bu hadis Abdullah'ın arkadaşlarının hoşuna gidiyordu çünkü Cerir'in Müslüman olması Maide suresinin nüzulünden sonra olmuştu. NEVEVİ ŞERHİ AŞAĞIDA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buharî, Tirmizî ve Nesaî «Kitabu's-Salat» da Ebu Davud ile İbni Mace de «Kitabu't-Tahare» da tahric etmişlerdir. Hadis-i şerif mest üzerine mesh'in meşru olduğuna delildir. Hz. Cerir (R.A.)'a «Sen böylenıi yapıyorsun» diye soran zat Hemmam b. Haris'tir. Nitekim Taberani 'nin Cafer b. Haris tarikiyle A'meş'ten rivayet ettiği hadiste ismi tasrih edilmiştir. Hatta hadisin bir tarikinde soran zatın Hz. Cerir'i ayıpladığı zikredilmiştir. Hz, Cerir'in hadisini beğenen cemaat yanında bulunan ashab idi. Cerir de yeni müslüman olmuştu. Onun islamiyeti kabulu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dünyadan gittiği seneye tesadüf eder. Hadisin bir rivayetinde: «Abdullah b. Mes'ud'un ashabı bu hadisi beğeniyorlardı» denilmiştir. Müslim'in rivayetinde: «Çünkü Cerir'in İslama girişi Maide suresinin nüzulünden sonra idi», Ebu Davud'un rivayetinde ise: «Bu iş yani Nebi (Sallallahu. Aleyhi ve Sellem)'\n mestleri üzerine mesh etmesi maide suresinin nüzulündan sonra idi» denilmiş ve Cerîrin «ben ancak maide suresinin nuzulundan sonra müslüman oldum,» dediği rivayet edilmiştir. Tirmizî bu hadisi rivayet ettikten sonra şunları söyler: «Bu hadis müfesserdir. Çünkü mest üzerine meshi inkar edenlerden bazısı tevilde bulunarak ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in mest üzerine mesh etmesi maide süresindeki abdest ayeti inmezden önce idi. Binaenaleyh bu mesele abdest ayeti ile mesh edilmişitr demektedir. İşte Cerir bu hadisinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Maide suresi indikten sonra mestleri üzerine mesh ettiğini gördüğünü anlatmıştır. İbni Mes'ud'un arkadaşlarının Cerir hadisini beğenmeleri bu te'vücilere red cevabını teşkil ettiğindendir.» Abdest ayetinden murad ! ... «Yüzlerinizi yıkayın, (ellerinizi de dirseklerinizle beraber yıkayın...» ayet-i celilesidir. Eğer Cerir (R.A.)'ın müslümanlığı kabulü bu ayetin nüzulünden önce olsaydı o zaman mest üzerine mesih meselesinin bu ayetle mensub olması mevzu bahis edilebilirdi. Fakat onun islamiyeti kabulü ayet-i kerimenin nüzulünden sonradır. Binaenaleyh neshe imkan yoktur. Hadisle amel etmek icab eder. Beyhakînin «Sünen» inde İbrahim b. Ethem (R.A.) in: «Mestler üzerine mesh hususunda Cerir (R.A.) hadisinden daha güzel bir şey işitmedim» dediği rivayet olunuyor. Mest üzerine mesh babında bir çok hadisler varid olmuştur. Bunların sayısı bir çok ulemaya göre tevatür derecesini bulmaktadır. İmam Ahmed b. Hanbel'den Meymuni'nin rivayetine göre mest üzerine meshin meşru olduğunu otuz yedi sahabi yine İmam-i Ahmed'den Hasan b. Muhammed'in rivayetine göre kırk; sahabi rivayet etmiştir. Bezzar'ın «Müsned» inde İbni Ebi Hatim'in kırk bir sahabi dediği rivayet olunduğu gibi Hasan-i Basrî'den bunların yetmiş Bedr gazisi olduğu rivayet edilir. İbni Abdilber diyorki: «Sair Bedr ve Hudeybiye gazileri ile onlardan başka Muhacirin ve Ensar, tabiin. İslam aleminin fukahası bilumum ulema ve muhaddisler mest üzerine mesh etmişlerdir. Bunu inkar edenler ancak müslümanların cemaatından ayrılan bid'atçılarla şaşkınlardır.» Bu babtaki hadisler tevatür derecesini bulduğu içindir ki Ebu Hanife mest üzerine meshe inanmayı ehl-i sünnet vel cemaatın şartlarından saymıştır. Hz. İmamın: «Bana gündüzün ziyası gibi aşikar olmadıkça meshe kail olmadım dediği rivayet olunur. Bunu inkar kibar-ı sahabeye muhalefet ve onları hataya nisbet ma'nasını taşıdığından bid'attır. Hatta Kerhi! «Mest üzerine meshi caiz göremeyenin küfründen korkarım» demiştir. Mesih babında Nevevide şunları söylüyor, «Seferde olsun hazarda olsun ve keza ihtiyar bulunsun bulunmasın mest üzerine mesh etmenin caiz olduğuna sözüne itimad edilir ulema icma' etmişlerdir. Hatta evinden çıkmayan kadına ve yürüyemiyen kötürüme dahi bu caizdir. Onu yalnız şiilerle hariciler inkar etmiştir ki; onların hilafıda nazar-ı itibar-a alınmaz. îmam-ı Malik (R.A.)'den bir kaç kavil rivayet edilmiştir. Meşhur kavle göre; onun mezhebide cumhur-u ulemanın mezhebi gibidir. Mest üzerine meshi ashabtan sayılmayacak kadar çok zevat rivayet etmişlerdir.» Nevevî sözüne devamla: «Ulema mest üzerine meshmi yoksa onları çıkarıp yıkamakmı efdal olduğunda ihtilaf etmişlerdir. Bizim ulemamıza göre ayakları yıkamak efdaldır. Çünkü asıl olan budur. Ashab-i kiramdan bir cemaatta buna kaildir ki Ömerü'bnü'l-Hattab, oğlu Abdullah ve Ebu Eyyub el-Ensarî (R.A.) bunlar meyanındadir. Tabiinden bir çokları meshin efdal olduğuna kaildirler. Şa'bî, Hakem ve Hammad'ın Mezhebleride budur. İmam Ahmed'den iki rivayet vardır. Esah rivayete göre mesh efdaldir. İkinci rivayete göre mest üzerine mesh ile ayakları yıkamak hükmen müsavidirler. İbni'I Münzir'de bu kavli ihtiyar etmiştir.» NEVEVİ ŞERHİ: İcmada sözüne itibar edilir kimseler, seferde olsun, mukimken olsun, ihtiyaç olsun olmasın mestler üzerine mesh etmesinin caiz olduğu üzerinde icma etmişlerdir. Hatta evinden dışarı çıkmayan kadının, yürümeyen kötürümün dahi mesh etmesi caizdir. Ancak şia ve hariciler bunu inkar etmişlerdir. Onların muhalefetinin ise bir değeri yoktur. Malik -Allah'ın rahmeti üzerine-'den bu hususta çeşitli rivayetler nakledilmiştir. Ancak onun mezhebinden meşhur olan görüşü büyük çoğunluğun kabul ettiği gibidir. Mestler üzerine mesh etmeyi ashab-ı kiram'dan sayılamayacak kadar kişi rivayet etmiştir. Hasan-ı Basri (rahimehul1ah) dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından yetmiş kişi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mestler üzerine mesh ederdi, diye bana tahdis ettiler. Ben el-Mühezzeb Şerhinde onu rivayet eden ashab-ı kiram'dan pek çok kişinin isimlerini açıklamış ve bu hususta oldukça nefis bilgiler kaydetmiş bulunmaktayım. Başarı Allah'tandır. İlim adamları mestler üzerine mesh etmek mi faziletlidir yoksa ayakları yıkamak mı faziletlidir hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bizim (Şafii) mezhebimizin kanaatine göre ayakları yıkamakdaha faziletlidir çünkü aslolan odur. Aralarında Ömer b. el-Hattab, oğlu Abdullah ve Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)'ın da bulunduğu ashab-ı kiram'dan pek çok kimse de bu kanaati benimsemiştir. Tabiinden pek çok kimse de mestler üzerine mesh etmenin daha faziletli olduğu kanaatindedir. Şa'bi, Hakem ve Hammad bu kanaattedir. İmam Ahmed' den iki rivayet nakledilmiştir. İkisinden daha sahih olan mesh etmenin daha faziletli olduğudur, ikinci rivayete göre her ise ikisi de aynıdır. İbnu'l-Münzir de bu görüşü tercih etmiştir. Allah en iyi bilendir. "Bu hadis hoşlarına gidiyordu ... " Yani yüce Allah Maide suresinde: "Yüzlerin izi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınıza mesh edin, her iki topuğunuza kadar da ayaklarınızı (yıkayın}." (Maide, 5/6) buyurmaktadır. (3/164) Şayet Cerir'in Müslüman olması Maide suresinin nüzulünden önce olmuş olsaydı onun mestler üzerine mesh etmeye dair rivayet ettiği bu hadisin Maide suresindeki ayet ile nesh edilmiş olma ihtimali olurdu. Onun Müslüman olması Maide suresinden sonra meydana geldiğine göre onun rivayet ettiği hadis ile amel edildiğini öğrenmiş olduk, ayrıca bu hadis, Maide suresinde kastedilen kimsenin mestli olmayan kimse olduğunu da beyan edip, açıklamaktadır. Bu durumda sünnet bu ayeti tahsis eden bir ayettir. Allah en iyi bilendir. Beyhaki'nin Süneninde İbrahim b. Edhem'den şöyle dediğini rivayet etmekteyiz: Mestler üzerine mesh etmek hakkında Cerir (r.a.)'ın rivayet ettiği hadisten daha güzelini hiç duymadım. Allah en iyi bilendir
← Önceki Koleksiyona dön Sonraki →

Sadece Sahih ve Hasan derecesindeki hadisler gösterilir.