Bize Abdullah b. Meslemete'l-Ka'nebî rivayet etti. (Dediki); Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya yâni İbni Saîd'den, o da Amra'dan naklen rivayet etti. Amra Hz. Âişe'yi, haram kılan süt'ü anlatırken dinlemiş. (Demişki): Âişe şunu söyledi: «Ma'lum on defa emme.» âyeti Kur'ân'da nazil olmuştur. Sonra «Beş ma'lum emme.» âyeti de nazil oldu
{…} Bize bu hadîsi Muhammed b. El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvehhâb rivayet etti. (Dediki): Ben Yahya b. Saîd'den dinledim. (Dediki): Bana Amra: Bu hadîsin mislini söylerken Aişe'den dinledim, diye haber verdi
Hadis 3600 — Sahih Muslim 17:33
حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ الْقَاسِمِ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَرَى فِي وَجْهِ أَبِي حُذَيْفَةَ مِنْ دُخُولِ سَالِمٍ - وَهُوَ حَلِيفُهُ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَرْضِعِيهِ " . قَالَتْ وَكَيْفَ أُرْضِعُهُ وَهُوَ رَجُلٌ كَبِيرٌ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " قَدْ عَلِمْتُ أَنَّهُ رَجُلٌ كَبِيرٌ " . زَادَ عَمْرٌو فِي حَدِيثِهِ وَكَانَ قَدْ شَهِدَ بَدْرًا . وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ أَبِي عُمَرَ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Amru'n-Nâkıd ile îbni Ebî Ömer rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Abdurrahman b. Kaasim'den, o da babasından, o da Âîşe'den naklen rivayet etti. Âişe (Radiyallahu anka) şöyle demiş : — Sehle binti Süheyl Nebi (Sallallahu-Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Yâ Resulâllah! Ben Ebu Huzeyfe'nin âzâdlısı Sâlim'in yanıma girmesinden Ebu Huzeyfe'nin yüzünde hoşnudsuzluk görüyorum; dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzir!» buyurdu. Sehle — Koskoca adam olduğu halde onu nasıl emziririm? dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümsedi ve: — «Onun koskoca odam olduğunu biliyorum.» cevâbını verdi. Amr kendi hadîsinde: «Salim Bedir gazasında bulunmuştu.» cümlesini ziyâde etti. îböi Ebî Ömer'in rivayetinde ise: «Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü» ibaresi vardır
Bize îshâk b. İbrahim El-Hanzalî ile Mubammed b. Ebî Ömer hep birden Sekafî'den rivayet ettiler. İbni Ebî Ömer dediki: Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî, Eyyub'dan, o da İbni Ebî Müleyke'den, o da Kaasim'den, o da Âişe'den naklen rivayet ettiki, Ebu Huzeyfe'nin âzâdlısı Salim, evlerinde Ebu Huzeyfe ile ailesinin yanında bulunuyormuş. Derken Sehle binti Süheyl, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — Salim artık erkeklik çağına geldi; ve erkeklerin akıl ettikleri şeylere akıl erdirmeye başladı ama hâlâ yanımıza giriyor. Zannediyorum ki, bundan mutlaka Ebu Huzeyfe'nin hatırına bir şey geliyor; demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Salim'i emzır; ona haram o! da Ebu Huzeyfe'nin hatırına gelen şey gitsin!» buyurmuş. (Sehle bunu yapmış; ve) dönerek: — Ben o'nu emzirdim; Ebu Huzeyfe'nin hatırına gelen şey de gitti; demiş
Bize îshâk b. İbrahim ile Muhammed b. Râfi' rivayet ettiler. Lâfız İbni Râfi'indir. (Dediki): Bize Abdürrezzak rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bize İbni Ebî Müleyka haber verdi. Ona da Kaasim b. Muhammed b. Ebî Bekr; ona da Aişe haber vermişki, Sehle binti Süheyl b. Amr, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek Ebu Huzeyfe'nin âzâdlısı Sâlim için: — Yâ Resulâllah! Sâlim evimizde bizimle beraber bulunmaktadır. Ama artık erkeklik çağına erişti. Erkeklerin bildiğini biliyor; demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) . — «Onu emzir; kendisine haram ol ! buyurmuş. İbni Ebî Müleyke demiş ki: — Bunun üzerine Kaasim'e hürmeten bir sene yâhud bir seneye yakın bir müddet bu hadîsten kimseye bahsetmeden durdum. Sonra Kaasim'e rastlayarak: Sen bana bir hadîs söylemiştin; ben onu hâlâ kimseye rivayet etmedim; dedim. Kaasim : — Nedir o? diye sordu. Ben de kendisine haber verdim. Kaasim: — Sen onu bana da Âişe haber vermiş olmak üzere benden rivayet et; dedi
Bize Muhammed h. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etli. (Dediki): Bize Şu'be, Humeyd b. Nâfi'den, o da Zeyneb binti Ümmi Seleme'den naklen rivayette bulundu. Zeyneb şunu söylemiş: — Ümmü Seleme Âişe'ye dediki: Kendi yanıma girmesini istemediğim o sabî-i murahik [buluğa yaklaşmış çocuk] senin yanına giriyor. Âişe şu cevabı verdi: — Senin için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de örnek yokmudur? Ebu Huzeyfe'nin karısı : — «Yâ Resulâllah! Salim artık adam olduğu halde yanıma girmeye devam ediyor. Ebu Huzeyfe'nin nefsinde bundan bir hoşnudsuzluk var; dedi de, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzir ki, yanına girebilsin!» buyurdular
Bana Ebu't-Tâhir ile Hârun b. Saîd el-Eylî rivayet ettiler. Lâfız Harun'undur. (Dedilerki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Mahramatü'bnü Bükeyr, babasından naklen haber verdi. (Demişki): Ben Humeyd b. Nâfi'i şöyle derken işittim : Ben Zeyneb binti Ebî Seîeme'yi şunu söylerken işittim: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme'yi Âişe'ye şunu söylerken dinledim: — Vallahi memeden ayrılmış çocuğun beni görmesine gönlüm razı olmuyor. Âişe şu cevabı verdi : — Neden? Sehle binti Süheyl Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi de: Yâ Resulâllah! Vallahi Sâlim'in (yanıma) girmesinden Ebu Huzeyfe'nin yüzünde hoşnudsuzluk görüyorum, dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzir!» buyurdu. Sehle : — Ama o saçlı sakallı (adam) dır; dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onu emzirki, Ebu Huzeyfe'nin yüzündeki hoşnudsuzluk gitsin!» buyurdular. İzah 1454 te
Hadis 3605 — Sahih Muslim 17:38
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ، خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّهُ قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَمْعَةَ، أَنَّ أُمَّهُ، زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّهَا أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كَانَتْ تَقُولُ أَبَى سَائِرُ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُدْخِلْنَ عَلَيْهِنَّ أَحَدًا بِتِلْكَ الرَّضَاعَةِ وَقُلْنَ لِعَائِشَةَ وَاللَّهِ مَا نَرَى هَذَا إِلاَّ رُخْصَةً أَرْخَصَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِسَالِمٍ خَاصَّةً فَمَا هُوَ بِدَاخِلٍ عَلَيْنَا أَحَدٌ بِهَذِهِ الرَّضَاعَةِ وَلاَ رَائِينَا
Bana Abdülmelik b. Şuayb b. Leys rivayet etti, (Dediki): Bana babam, dedemden rivayet etti. (Demişki): Bana Ukayl b. Hâlid, İbni Şihâb'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Ebu Ubeydetü'bnü AbdiIIâh b. Zem'a haber verdi. Ona da Zeyneb binti Ebî Seleme haber vermişki, annesi ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Seleme şunu söylüyormuş : — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in diğer zevceleri bu şekilde süt emmek ile bir kimsenin yanlarına girmesine razı olmamış; ve Aişe'ye: Vallahi biz bunu ancak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hassaten Sâlim'e verdiği bir ruhsat addediyoruz; bu nedenle bu şekilde süt emmekle yanımıza ne bir kimse girebilir, ne de bizi görebilir; demişlerdir. İzah için buraya tıklayın
Bize Hennâd b. Seriy rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'I-Ahvas, Eş'as b. Ebi'ş-Şa'sâ'dan, o da babasından, o da Mesruk'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Âişe şunu söyledi : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi. Yanımda bir adam oturuyordu. Bu onun gücüne gitti. Ben gadab eserini yüzünde görerek : Yâ Resulâllah! Bu zât benim süt kardeşimdir; dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Süt kardeşlerinizi iyi düşünün! Zîra süt hükmü ancak açlıktan dolayı sabit olur.» buyurdular
{…} Bize bu hadîsi Muhammed b. el-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Muâz da rivayet etti. İki râvi hep birden; Bize Şu'be rivayet etti, dediler. H. Bize Ebu Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdî rivayet etti. Bunlar toptan Süfyân'dan rivayette bulunmuşlardır. H. Bize Abd b. Humeyd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn el-Cu'fi, Zâide'den rivayet etti. Bunların hepsi Ebu'l-Ahvas'ın isnadı ile onun hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Yalnız bunlar (radâa yerine) mecâattan» demişlerdir