Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: imâm Amin deyince sizde Amin deyin. Kimin “Amin” demesi meleklerin “Amin” demesine denk gelirse o kişinin geçmiş günahları affedilir
Semure (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den namazındaki okumada: “iki sefer durakladığını biliyorum” Imrân b. Husayn bu görüşümü kabul etmeyip, “Bir sefer duraklardı” dedi. Bunun üzerine Medîne’de bulunan Übey b. Ka’b’a bu durumu mektupla sorduk; Übey cevap olarak Semure bunu ezberlemiştir diye yazdı. Saîd diyor ki: Katâde’ye “Bu iki duraklama nedir?” diye sorduk o da şöyle cevap verdi: Birinci duraklama “namaza başladığı” anda ikincisi, “okumayı bitirdiği” zamandır. “Okumayı tamamlayınca rükû’a gitmeden önce biraz ara vermekten hoşlanırdı” demektedir
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), Ebû Bekir ve Ömer namazda iniş ve kalkışlarda yani kıyam ve kuud’ta tekbîr alırlardı.” Diğer tahric edenler: Dârimî, Salat; Ebû Dâvûd, Salat Bu konuda Ebû Hureyre, Enes, İbn Ömer, Ebû Mâlik el Eş’arî, Ebû Musa, Imrân b. Husayn, Vâil b. Hucr ve İbn Abbâs’tan da birer hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Abdullah b. Mes’ûd’un hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından pek çok kimse bu hadisle amel etmişlerdir. Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali ve başkaları bunlardandır. Tabiin dönemi alimleriyle tüm fıkıhçılar ve alimler bu görüştedirler
Hadis 254 — Jami At Tirmidhi 2:106
SahihSahihHasan SahihSahih - Agreed Upon
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيَّ بْنَ الْحَسَنِ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُكَبِّرُ وَهُوَ يَهْوِي . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَمَنْ بَعْدَهُمْ مِنَ التَّابِعِينَ قَالُوا يُكَبِّرُ الرَّجُلُ وَهُوَ يَهْوِي لِلرُّكُوعِ وَالسُّجُودِ .
Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) kıyamdan rükû’a giderken tekbîr alırdı.”
Sâlim (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.)’i gördüm namaza başlarken, rükû’a giderken ve ruk’u’dan kalkarken ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı. İbn ebî Ömer kendi rivâyetinde şu ilaveyi yaptı: “İki secde arasında ellerini kaldırmazdı.” Diğer tahric edenler: Ebû Dâvûd, Salat; Dârimî, Salat
Fadl b. es Sabbah el Bağdadî, Sûfyân b. Uyeyne ve Zührî’den aynı sened ile İbn ebî Ömer’in (255 nolu) hadisinin benzerini rivâyet etmiştir. Bu konuda Ömer, Ali, Vâil b. Hucr, Mâlik b. Huveyris, Enes, Ebû Hureyre, Ebû Humeyd, ebû Useyd, Sehl b. Sa’d, Muhammed b. Mesleme, Ebû Katâde, Ebû Musa el Eşarî, Câbir ve Umeyr el Leysî’den de birer hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından bazı ilim adamlarının görüşü böyledir. İbn Ömer, Câbir b. Abdullah, Ebû Hureyre, Enes, İbn Abbâs, Abdullah b. Zübeyr ve başkalarının görüşü böyledir. Tabiin döneminden de Hasan el Basrî, Atâ, Tavus, Mûcâhid, Nafi’, Sâlim b. Abdullah, Saîd b. Cübeyr ve daha başkaları aynı görüşü benimsemişlerdir. Mâlik, Ma’mer, Evzâî, İbn Uyeyne, Abdullah b. el Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk’da dönemlerinin aynı görüşü benimseyen alimlerindendir. Abdullah b. Mübarek: Zührî’nin, Sâlim’den, babasından rivâyet ettiği bir hadisi zikrederek şöyle demiştir: İbn Mes’ûd’un “Rasûlullah (s.a.v.) sadece namaza başlarken ellerini kaldırırdı” hadisi sabit olmayıp; “Her tekbîr anında ellerin kaldırılması” hadisi sabittir. Abdullah b. Mübarek’in bu sözünü, Ahmed b. Abde el Amulî, Vehb b. Zem’a’dan, Sûfyân b. Abdulmelik’den bize aktarmıştır. Yahya b. Musa, İsmail b. ebî Üveys’den naklederek dedi ki: “Mâlik b. Enes namazda tekbîr esnasında ellerin kaldırılması görüşünde” idi. Yine Yahya da Abdurrazzak’tan naklederek şöyle der: “Ma’mer de namazda tekbîr esnasında ellerin kaldırılması” görüşündeydi. Carud b. Muâz’dan şöyle dediğini işittim: Sûfyân b. Uyeyne, Ömer b. Harun ve Nadr b. Sümeyl namaza başlarken rükû’a giderken ve rükû’dan doğrulurken ellerini kaldırırlardı
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Size Rasûlullah (s.a.v.)’in namazı gibi bir namaz kıldırayım mı? dedi ve namaz kıldı sadece başlangıç tekbîrinde ellerini kaldırdı.” Diğer tahric edenler: Nesaî, İftitah; Ebû Dâvûd, Salat Bu konuda Berâ b. Âzib’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Mes’ûd’un bu hadisi hasendir. Sahabe ve tabiin alimlerinden pek çoğunun görüşü bu hadis üzeredir. Sûfyân es Sevrî ve Küfeliler gibi
Ömer b. Hattâb (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ruku anında elleri dizlere tutmak sünnet kılınmıştır, sizde rükû’da ellerinizi dizlerinize tutunuz.” Diğer tahric edenler: Nesâî, Tatbik; Ebû Davud, Salat) Bu konuda Sa’d, Enes, Ebû Humeyd, Ebû Üseyd, Sehl b. Sa’d Muhammed b. Mesleme ve Ebû Mes’ûd’tan da birer hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Ömer’in bu hadisi hasen sahihtir. Sahabe, Tabiin ve sonraki dönemlerin ilim sahibleri bu konuda hemfikirdirler. Sadece İbn Mes’ûd ve arkadaşlarından bir kısmı, “Tatbik” denilen rükû’da iki eli birbirine yapıştırarak dizler arasına koymayı rivâyet etmişlerdir ki, ilim adamlarının yanında bu tür yapmak şekli kaldırılmıştır