Amir b. Sa'd b. Malik, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Veda haccı senesinde ölümün kertesine geldiğim bir hastalık dolayısıyla beni ziyaret etti. Ey Allah'ın Resuılü dedim. Hastalığım gördüğün dereceye ulaştı. Ben mal varlığı olan birisiyim. Bir kız çocuğumdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini tas ad du k edeyim mi? Allah Resulü, hayır dedi. Sa'd, peki, onun yarısını tasadduk edeyim mi, diye sordu. Allah Resulü, ey Sa'd, üçte birini tasadduk et. Üçte biri de çoktur ya. Çünkü senin mirasçılarını arkanda zengin olarak bırakıp gitmen, onları insanlara el avuç açacak şekilde fakir olarak bırakmandan hayırlıdır. -Ahmed b. Yunus, İbrahim'den naklen: Zürriyetini bırakman diye zikretmiştir.- Üstelik sen Allah'ın rızasını arayarak her ne harcayacak olursan mutlaka Allah onun karşılığında sana ecir verir. Hatta hanımın ağzına koyduğun bir lokmanın bile. Ben, ey Allah'ın Resulü, ashabımdan geri kalacak mıyım diye sordum. O şöyle buyurdu: Sen geri bırakılıp da Allah'ın rızasını arayarak bir amelde bulunacak olursan mutlaka o amelin sebebiyle derecen artar ve merteben yükselir. Muhtemelen sen birtakım kimselerin seninle faydalanacağı, bir takım kimselerin de senden zarar göreceği bir vakte kadar geri kalacaksın (yaşayacaksın). A1lah'ım, ashabımın hicretlerini kabul buyur. Onları topuklarının üzerine gerisin geri çevirme! Fakat zavallı Sa'd b. Havle ... Bu sözleriyle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de vefatı dolayısıyla üzüntüsünü dile getirmiş oldu."." Ahmed b. Yunus ile Musa, İbrahim'den: "Mirasçılarını bırakman" diye rivayet etmişlerdir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: A1lah'lm, ashabımın hicretlerini kabul buyur, demesi. .. ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Mekke'de vefat edenler için üzüntüsünü dile getirmesi. .. " Burada maksat, hicret edip terk ettiği şehirde öldüğünden ötürü onun için üzülmektir
Hadis 3937 — Sahih al Bukhari 63:162
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ، فَآخَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُ وَبَيْنَ سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ الأَنْصَارِيِّ، فَعَرَضَ عَلَيْهِ أَنْ يُنَاصِفَهُ أَهْلَهُ وَمَالَهُ، فَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ، دُلَّنِي عَلَى السُّوقِ. فَرَبِحَ شَيْئًا مِنْ أَقِطٍ وَسَمْنٍ، فَرَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ أَيَّامٍ وَعَلَيْهِ وَضَرٌ مِنْ صُفْرَةٍ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَهْيَمْ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ ". قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ. قَالَ " فَمَا سُقْتَ فِيهَا ". فَقَالَ وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ".
Enes r.a. dedi ki: "Abdurrahman b. Avf (Medine'ye) geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla Ensardan Sa'd b. er-Rabi'i kardeş yaptı. Sa'd kendisine hanımlarından birisini ve malının yarısını ona vermeyi teklif etti. Abdurrahman, Allah hanımlarını da, malını da senin için mübarek kılsın. Sen bana pazarın yolımu göster, dedi. Bir parça keş ve biraz da yağ kar etti. Günler sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, onun üzerinde safran kokusu bulaşmış olarak gördü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne haber ey Abdurrahman, dedi. Abdurrahman: Ey Allah'ın Resulü, Ensardan bir kadın ile evlendim deyince, Allah Resulü: Sen ona (mehir olarak) ne verdin, diye sordu. O: Hurma çekirdeği ağırlığınca altın, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bir koyun ile dahi olsa düğün ziyafeti ver, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v., ashabı arasında nasıl kardeşlik yaptı." İbn Abdilberr der ki: Ashab arasında kardeşlik kılma olayı iki defa olmuştur. Birisi özelolarak muhacirler arasında olmuştur, bu Mekke'de yapıldı. Birisi de muhacirlerle Ensar arasında yapılmıştır. Burada maksat da odur. İbn Sa'd, Vakidi yoluyla gelen ve tabiinden bir grup kişiye ulaşan bir takım senedIerle şöyle dediklerini rivayet etmektedir: Nebi s.a.v. Medine'ye geldi ve muhacirler arasında kardeşlik yaptığı gibi muhacirlerle Ensar arasında da birbirlerini gözetIemek üzere kardeşlik yaptı. Önceleri birbirlerine mirasçı dahi oluyorlardı. Bunlar doksan kişi idi. Bazıları muhacirden, bazıları Ensardan idiler. Yüz kişi oldukları da söylenmiştir. Yüce Allah'ın: "Akrabalar ... "[Enfal, 75] buyruğu nazil olunca bu kardeşlik sebebiyle aralarındaki mirasçılık da sona ermiş oldu. Derim ki: İleride Feraiz (miras hukuku) bölümünde geleceği üzere İbn Abbas'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Muhacirler Medine'ye geldiklerinde muhacir olan kimse akrabalık bağı olanlar bir tarafa Nebi s.a.v.'in aralarında yaptığı kardeşlik sebebiyle, kardeşlik vasfıyla Ensardan olana mirasçı oluyordu. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu." es-Süheyll der ki: Allah Resulünün ashabı arasında kardeşlik yapmasının sebebi, gurbeti n sebep olduğu yalnızlık duygularını gidermek ve ailelerinden, aşiretlerinden ayrılmanı yalnızlığını unutarak teselli bulmalarını sağlamak, birinin diğerine yardımcı olmasını temin etmektir. İslam güçlenip, herkes ailesiyle bir araya gelip, bu yalnızlığın etkileri de gidince kardeşlik dolayısıyla mirasçı olmayı kaldırdı ve mu'minlerin hepsini kardeş yaparak: "Mürninler kardeştir" buyruğunu indirdi. Maksat da onların birbirlerine karşı sevgi ve daveti n kapsamlı oluşu açısından kardeş olduklarıdır. Muhammed b. İshak da kardeş yapmayı sözkonusu ederek şunları söylemiştir: "Resı1lu!lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hicret ettikten sonra ashabına, ikişer ikişer kardeş olun uz dedi. Kendisi Ali ile Hamza, Zeyd b. Harise ile Cafer b. Ebi Talib Muaz b. Cebel ile kardeş oldu." Süneyd'in Tefsir'inde de şöyle denilmektedir: Muaz ile İbn Mes'ud, Ebı1 Bekir ile Harice b. Zeyd, Ömer ile İtban b. Malik kardeş oldular. Namaz girişinde taraflarında Ömer'in: "Ensardan bir kardeşim vardı" sözü de geçmiş bulunmaktadır. Bu kardeşinin kimliği İtban diye açıklanmıştır. Ebı1'd-Derda ve Selman'ın durumunda olduğu gibi, onunla kardeşliği uzun süre de devam etmiş olabilir. Mus'ab b. Umeyr ile Ebu Eyyub, Ebu Huzeyfe b. Utbe ile Abbad b. Bişr, Hatıb b. Ebi Beltaa ile Uveym b. Saide, Selman ile Ebu'dDerda da kardeş olmuşlardı. Kardeşlik ilk olarak Nebi efendimizin Medine'ye ilk gelişi sırasında başladı ve İslama girenlerin ya da Medine'ye gelenlerin çoğalmasına bağlı olarak bu kardeşliği tekrarlamaya devam etti. Hakim ile İbn Abdilberr'in hasen bir senedIe Ebu'ş-Şa'sa'dan, onun İbn Abbas'tan rivayetine göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ez-Zubeyr ile İbn Mes'ud'u kardeş yapmıştır." Her ikisi de muhacirdirler. Derim ki: Ayrıca ed-Dıya bunu el-Muhtare adlı eserinde Taberani'nin el-Mu'cemu'I-Kebir adlı eserinden, diye rivayet etmiştir. İbn Teymiye'de açıkça el-Muhtare'deki hadislerin Müstedrek'teki hadislerden daha sahih ve kavi olduklarını belirtmiştir. Kardeşlik ile alakalı birinci kıssayı Hakim Cumey' b. Umeyr yoluyla İbn Ömer'den diye şöylece rivayet etmiştir: "Resulullah s.a.v. Ebu Bekir ile Ömer, Talha ile ez-Zubeyr, Abdurrahman Avf ile Osman'ı kardeş yapmıştır. -Bir topluluğun da ismini zikrettikten sonra şunları söylemektedir:- Ali dedi ki: Ey Allah'ın Resulü sen ashabın arasında kardeşlik yaptın ya benim kardeşim kim? Allah Resulü: Senin kardeşin benim diye buyurdu." Bu rivayet daha önce geçenlere katılacak olursa, bu yolla daha bir güçlenmiş olurlar. 51. BAB
Enes'den rivayete göre "Abdullah b. Selam'a Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye ulaştığı haberi gelince, onun yanına bazı hususları sormak üzere gitti ve dedi ki: Ben sana bir nebiden başkasının bilmediği üç hususu soracağım: Kıyametin ilk al am eti nedir? Cennetliklerin ilk yiyeceği yemek ne olacaktır? Evlat ne diye babasına ya da annesine çeker? Allah Resulü şöyle buyurdu: Bunu az önce Cibril bana haber verdi. İbn Selam dedi ki: Bu Yahudilerin düşman kesildiği melektir. Allah Resulü şöyle buyurdu: Kıyametin ilk alameti, insanları doğudan batıya doğru sürükleyip toplayan bir ateş olacaktır. Cennetliklerin yiyeceği ilk yemek, balığın kara ciğerinin ziyadesi olacaktır. çocuğa gelince erkeğin suyu kadının suyunu geçerse çocuk ona benzer. Eğer kadının suyu erkeğin suyunu geçerse çocuk ona benzer. (Abdullah b. Selam) dedi ki: Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve senin Allah'ın Rest1lü olduğuna şehadetederim. (Daha sonra) dedi ki: Ey Allah'ın Resuıü, Yahudiler iftiracı bir kavimdir. Onlara benim Müslüman olduğumu bilmelerinden önce benim hakkımda soru sor. Yahudiler gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Aranızda Abdullah b. Selam nasıl bir adamdır diye sordu. Onlar: Bizim de hayırlımızdır, en hayırlımlZın da oğludur. Bizim de en faziletlimizdir, en faziletlimizin de oğludur. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle sordu: Peki Abdullah b. Selam Müslüman olursa ne dersiniz? Onlar: Böyle bir şeyden Allah onu korusun, dediler. Aynı soruyu onlara tekrar sorunca onlar da az önceki gibi cevap verdiler. Abdullah b. Selam yanlarına çıkarak: Allah'tan başka hiçbir ilahın olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın Resulü olduğuna şahadet ederim, dedi. Bu sefer Yahudiler: Bizim kötümüz, aramızdaki en kötünün oğlu, diyerek onun değerini küçültücü sözler kullandılar. (Abdullah b. Selam): İşte ben bundan korkuyordum ey Allah'ın Resulü, dedi
Abdurrahman b. Mut'im dedi ki: "Benim bir ortağım pazarda vadeli olarak birkaç dirhem sattı. Ben: Subhanallah, bu uygun mudur dedim. O da: Subhanallah, Allah'a yemin ederim ben bunu pazarda sattım fakat kimse beni ayıplamadı, dedi. Bunun üzerine ben de Bera b. A'zib'e sordum. Şöyle dedi: Biz bu şekilde alışveriş yaptığımız halde iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Medine'ye) geldi ve şöyle buyurdu: Elden ele yapılan alışverişIerde bir beis yoktur. Fakat vadeli olanlar uygun olmaz. Sen yine de Zeyd b. Erkam'ın yanına git. Ona sor, çünkü aramızda ticareti en büyük olan o idi. Zeyd b. Erkam'a sordum, bana onun dediği gibi dedi." Bir seferinde de Süfyan dedi ki: "Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem biz alışveriş yapıyor iken Medine'ye yanımıza geldi. .. Ayrıca: Mevsime ya da hacca kadar vadeli olarak, demiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kıyametin ilk alameti, onları doğudan batıya doğru toplayacak bir ateş olacaktır." İleride Rikak (kalbi yumuşatıcı hadisler) bölümünün sonlarına doğru buna dair yeterli açıklamalar gelecektir. "Cennetliklerin ilk yiyeceği yemek balığın kara ciğerinin ziyadesi olacaktır." Ziyade ciğere asılı fakat ondan bağımsız bir fazlalıktır. Yiyecek olarak çok lezzetlidir. Onun en rahat yenilen ve en güzel sindirilen yemek olduğu da söylenir. "Çocuk ... a benzer" Müslim'de Aişe yoluyla gelen hadiste: "Erkeğin suyu kadının suyundan daha üste çıkarsa amcalarına benzer. Kadının suyu erkeğin suyundan üste çıkarsa dayılarına benzer" denilmektedir. "İftiracı bir kavimdirIer." (Buhtan edenler anlamındaki "buht" kelimesinin tekili), uydurduğu iftira dolayısı ile karşısındaki dinleyeni dehşete düşüren kimse demektir. "Benim bir ortağım pazarda vadeli olarak bir kaç dirhem sattı." Buna dair açıklamalar daha önce Ortaklık bölümünde (2497. hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Burada hadisten maksat, sahabenin zikrettiği: "Biz ... alışveriş yaparken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza Medine'ye geldi" sözüdür. Bundan anlaşıldığına göre o istisna ettiği türler dışında onları yapar bulduğu muamelata itiraz etmemiştir. İstisna ettiği hususları da onlara açıklamıştır
Abdurrahman b. Mut'im dedi ki: "Benim bir ortağım pazarda vadeli olarak birkaç dirhem sattı. Ben: Subhanallah, bu uygun mudur dedim. O da: Subhanallah, Allah'a yemin ederim ben bunu pazarda sattım fakat kimse beni ayıplamadı, dedi. Bunun üzerine ben de Bera b. A'zib'e sordum. Şöyle dedi: Biz bu şekilde alışveriş yaptığımız halde iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Medine'ye) geldi ve şöyle buyurdu: Elden ele yapılan alışverişIerde bir beis yoktur. Fakat vadeli olanlar uygun olmaz. Sen yine de Zeyd b. Erkam'ın yanına git. Ona sor, çünkü aramızda ticareti en büyük olan o idi. Zeyd b. Erkam'a sordum, bana onun dediği gibi dedi." Bir seferinde de Süfyan dedi ki: "Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem biz alışveriş yapıyor iken Medine'ye yanımıza geldi. .. Ayrıca: Mevsime ya da hacca kadar vadeli olarak, demiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kıyametin ilk alameti, onları doğudan batıya doğru toplayacak bir ateş olacaktır." İleride Rikak (kalbi yumuşatıcı hadisler) bölümünün sonlarına doğru buna dair yeterli açıklamalar gelecektir. "Cennetliklerin ilk yiyeceği yemek balığın kara ciğerinin ziyadesi olacaktır." Ziyade ciğere asılı fakat ondan bağımsız bir fazlalıktır. Yiyecek olarak çok lezzetlidir. Onun en rahat yenilen ve en güzel sindirilen yemek olduğu da söylenir. "Çocuk ... a benzer" Müslim'de Aişe yoluyla gelen hadiste: "Erkeğin suyu kadının suyundan daha üste çıkarsa amcalarına benzer. Kadının suyu erkeğin suyundan üste çıkarsa dayılarına benzer" denilmektedir. "İftiracı bir kavimdirIer." (Buhtan edenler anlamındaki "buht" kelimesinin tekili), uydurduğu iftira dolayısı ile karşısındaki dinleyeni dehşete düşüren kimse demektir. "Benim bir ortağım pazarda vadeli olarak bir kaç dirhem sattı." Buna dair açıklamalar daha önce Ortaklık bölümünde (2497. hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Burada hadisten maksat, sahabenin zikrettiği: "Biz ... alışveriş yaparken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza Medine'ye geldi" sözüdür. Bundan anlaşıldığına göre o istisna ettiği türler dışında onları yapar bulduğu muamelata itiraz etmemiştir. İstisna ettiği hususları da onlara açıklamıştır
Hadis 3941 — Sahih al Bukhari 63:165
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا قُرَّةُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوْ آمَنَ بِي عَشَرَةٌ مِنَ الْيَهُودِ لآمَنَ بِي الْيَهُودُ ".
Ebu Hureyre'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yahudilerden on kişi bana iman etse, şüphesiz (bütün) Yahudiler bana iman ederdi
Hadis 3942 — Sahih al Bukhari 63:166
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ ـ أَوْ مُحَمَّدُ ـ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْغُدَانِيُّ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ أُسَامَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ وَإِذَا أُنَاسٌ مِنَ الْيَهُودِ يُعَظِّمُونَ عَاشُورَاءَ وَيَصُومُونَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ أَحَقُّ بِصَوْمِهِ ". فَأَمَرَ بِصَوْمِهِ.
Ebu Musa r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye girdiğinde Yahudilerden bazı insanların Aşura (günü)nü tazim ettiklerini ve o gün de oruç tuttuklarını gördü. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bizim o gün oruç tutmamız daha uygundur, dedi ve o gün oruç tutulmasını emretti
Hadis 3943 — Sahih al Bukhari 63:167
حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ وَجَدَ الْيَهُودَ يَصُومُونَ عَاشُورَاءَ، فَسُئِلُوا عَنْ ذَلِكَ، فَقَالُوا هَذَا الْيَوْمُ الَّذِي أَظْفَرَ اللَّهُ فِيهِ مُوسَى وَبَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى فِرْعَوْنَ، وَنَحْنُ نَصُومُهُ تَعْظِيمًا لَهُ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَحْنُ أَوْلَى بِمُوسَى مِنْكُمْ ". ثُمَّ أَمَرَ بِصَوْمِهِ.
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince Yahudilerin Aşura günü oruç tuttuklarını gördü. Buna dair kendilerine soru sorulunca şu cevabı verdiler: Bu, Allah'ın Musa'ya ve İsrailoğullarına Firavun'a karşı zafer verdiği gündür. Biz de onu tazim etmek üzere bugünü oruç tutuyoruz. Onlar böyle deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Biz Musa'ya sizden daha yakınız deyip, o gün oruç tutulmasını emretti
Hadis 3944 — Sahih al Bukhari 63:168
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسْدِلُ شَعْرَهُ، وَكَانَ الْمُشْرِكُونَ يَفْرُقُونَ رُءُوسَهُمْ، وَكَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَسْدِلُونَ رُءُوسَهُمْ، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ مُوَافَقَةَ أَهْلِ الْكِتَابِ فِيمَا لَمْ يُؤْمَرْ فِيهِ بِشَىْءٍ، ثُمَّ فَرَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ.
Abdullah b. Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçlarını serbest bırakırdI. Müşrikler ise saçlarını ortadan ayırırlardı. Kitap ehli de saçlarını serbest bırakırdI. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de hakkında kendisine herhangi bir emir verilmediği hususlarda kitap ehline muvafakat etmeyi severdi. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem deha sonra saçlarını ayırdı
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Onlar kitap ehlidirler. Onu kısımlara ayırdılar. Bir bölümüne iman ettiler, diğer bazısını inkar edip kafir oldular." Bu Hadis 4705 ve 4706 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye gelişinden sonra Yahudilerin yanına gelmeleri" Ebu Said "Şerefu'I-Mustafa" adlı eserinde Said b. Cubeyr yoluyla şunu rivayet etmektedir: Yahudilerin başı olan Meymun b. Yamın, Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek dedi ki: Ey Allah'ın Resulü! Onlara bir haber gönder ve beni de hakem tayin et. Onlar (anlaşmazlık konularında) bana başvururlar. O da onu içeriye yerleştirdi. Sonra Yahudilere haber gönderdi. Onun yanına gelerek onunla konuştular. Allah Resulü onlara: Benimle sizin aranızda hakemlik yapacak bir adam seçiniz, diye buyurdu. Onlar: Biz Meymun b. Yamın'in hakemliğine razıylZ, dediler. Allah Resulü: Yanlarına çık diye buyurdu. Meymun: Şehadet ederim ki o Allah'ın Resulüdür, dedi. Fakat onu tasdik etmeyi kabul etmediler. İbn İshak'ın zikrettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldikten sonra Yahudilerle bir barış antlaşması yaptı. Onlar ona tabi olmayı kabul etmediler. Bu sebeple onlarla arasında bir kitap yazdı (bir antlaşma belgesi düzenledi.) Yahudiler Kaynuka, Nadir ve Kureyza olmak üzere üç kabile idiler. Üçü de biri diğerinden sonra ahitlerini bozdular. Kaynuka oğullarını karşılıksız serbest bıraktı, Nadir oğullarını sürgüne gönderdi, Kureyza oğullarını da kökten imha etti. Yüce Allah'ın izniyle biraz sonra bütün bunlara dair etraflı açıklamalar gelecektir. "Yahudilerden on kişi bana iman etse, Yahudilerin hepsi bana iman edecektir." el-İsmaill'nin rivayetinde: "Müslüman olmadık Yahudi kalmaz" şeklindedir. Ebu Said de "Şerefu'I-Mustafa" adlı eserinde bunu böylece rivayet etmiş ve sonunda şunları eklemiştir: "Ka'b dedi ki: Bunlar yüce Allah'ın Maide suresinde sözünü ettiği kimselerdir." Buna göre kastedilen, belirli özel on kişidir. Çünkü ona (Yahudilerden) on kişiden fazla iman etmiş idi. Göründüğükadarıyla bunlar, o dönemde Yahudiler arasında başkanlık konumunda idiler. Onların dışında olanlar da onlara tabi kimseler idi. Fakat bunlar arasından ancak pek az kimse Müslüman olmuştur. Abdullah b. Selam gibi. O da Nebi s.a.v.'in Medine'ye gelişi sırasında Yahudiler arasında başkanlığı ile ünlü kimselerden idi. Nadir oğullarından Ebu Yasir b. Ahtab, onun kardeşi Huyey b. Ahtab, Ka'b b. el-Eşref ile Rafi' b. Ebi'l-Hukayk da bulunmaktadır. Kaynuka oğullarından Abdullah b. Huneyf, Finhas ve Rifaa b. Zeyd'dir. Kureyza oğullarından ise Zubeyr b. Batıya, Ka'b b. Esed ve Şemuvil b. Zeyd'dir. Bunlardan hiçbirisinin Müslüman olduğu sabit değildir. Bunların her birisi Yahudiler arasında bir başkan idi. Eğer bu başkan Müslüman olmuş olsaydı, Yahudilerden bir topluluk onlara uyardı. Muhtemelen kastedilen de budur