Qurani·قرآني
Türkçe

Kur'ân-ı Kerîm'in Peygamberî Tefsiri

504 hadis · #4474–4977

Hadis 4484 — Sahih al Bukhari 65:11
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، أَخْبَرَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَلَمْ تَرَىْ أَنَّ قَوْمَكِ بَنَوُا الْكَعْبَةَ وَاقْتَصَرُوا عَنْ قَوَاعِدِ إِبْرَاهِيمَ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ تَرُدُّهَا عَلَى قَوَاعِدِ إِبْرَاهِيمَ قَالَ ‏"‏ لَوْلاَ حِدْثَانُ قَوْمِكِ بِالْكُفْرِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ لَئِنْ كَانَتْ عَائِشَةُ سَمِعَتْ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا أُرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَرَكَ اسْتِلاَمَ الرُّكْنَيْنِ اللَّذَيْنِ يَلِيَانِ الْحِجْرَ، إِلاَّ أَنَّ الْبَيْتَ لَمْ يُتَمَّمْ عَلَى قَوَاعِدِ إِبْرَاهِيمَ‏.‏
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe'den şöyle dediği nakledilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana 'Biliyorsun herhalde! Kavmin Ka'be'yi yeniden yapınca, İbrahim Nebiin koyduğu temelleri daralttı,' dedi. Ben de, 'Ey Allah'ın Elçisi! Onu eski haline çevirmez misin?' diye sordum. O da şöyle buyurdu: Eğer kavmin yeni Müslüman olmuş olmasaydı, elbette bunu yapardım. Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: Elbette Aişe bu sözü Nebiiden işitmiştir. Kanaatimce Nebi'in Ka'be'nin Hicr-Hatim bölgesine bitişik iki köşesini selamlamaması olsa olsa Beytullah'ın İbrahim'in attığı temellerin üzerine inşa edilmemesinden kaynaklanır. Fethu'l-Bari Açıklaması: Taberi şöyle demiştir: İbrahim ile İsmail'in yükselttikleri temellerden maksadın ne olduğu konusunda ihtilaf edilmiştir. Bu temelleri ilk defa onlar mı atmıştır, yoksa daha önceden mevcut muydu işte bu husus tartışmalıdır. Bu konuda sahih bir senetle İbn Abbas'tan şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Beytullah'ın temelleri İbrahimiden önce atılmıştı." Ata kanalıyla onun şöyle dediği rivayet edilmiştir: " Adem 'Ya Rabbi! Meleklerin sesini duyamıyorum.' dedi. Allah Teala da, 'Benim için bir ev inşa et! Sonra meleklerin semadaki benim evimi tavaf ettiklerini gördüğün gibi sen de onu tavaf et!' buyurdu. İnsanlar Adem'in Ka'be'yi beş dağdan getirdiği malzemelerle inşa ettiğini iddia etmişlerdir. Daha sonra Ka'be İbrahim tarafından yeniden yapılmıştır. Bu konu ayrıntılı biçimde Nebilerden bahsedilirken " İbrahim Kıssası"nda anlatıldı
Hadis 4485 — Sahih al Bukhari 65:12
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ بِالْعِبْرَانِيَّةِ، وَيُفَسِّرُونَهَا بِالْعَرَبِيَّةِ لأَهْلِ الإِسْلاَمِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تُصَدِّقُوا أَهْلَ الْكِتَابِ وَلاَ تُكَذِّبُوهُمْ، وَقُولُوا ‏{‏آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ‏}‏ الآيَةَ‏"‏‏.‏
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ بِالْعِبْرَانِيَّةِ، وَيُفَسِّرُونَهَا بِالْعَرَبِيَّةِ لأَهْلِ الإِسْلاَمِ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تُصَدِّقُوا أَهْلَ الْكِتَابِ وَلاَ تُكَذِّبُوهُمْ، وَقُولُوا ‏{‏آمَنَّا بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ‏}‏ الآيَةَ‏"‏‏.‏
Hadis 4486 — Sahih al Bukhari 65:13
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، سَمِعَ زُهَيْرًا، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى إِلَى بَيْتِ الْمَقْدِسِ سِتَّةَ عَشَرَ شَهْرًا أَوْ سَبْعَةَ عَشَرَ شَهْرًا، وَكَانَ يُعْجِبُهُ أَنْ تَكُونَ قِبْلَتُهُ قِبَلَ الْبَيْتِ، وَإِنَّهُ صَلَّى ـ أَوْ صَلاَّهَا ـ صَلاَةَ الْعَصْرِ، وَصَلَّى مَعَهُ قَوْمٌ، فَخَرَجَ رَجُلٌ مِمَّنْ كَانَ صَلَّى مَعَهُ، فَمَرَّ عَلَى أَهْلِ الْمَسْجِدِ وَهُمْ رَاكِعُونَ قَالَ أَشْهَدُ بِاللَّهِ لَقَدْ صَلَّيْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قِبَلَ مَكَّةَ، فَدَارُوا كَمَا هُمْ قِبَلَ الْبَيْتِ، وَكَانَ الَّذِي مَاتَ عَلَى الْقِبْلَةِ قَبْلَ أَنْ تُحَوَّلَ قِبَلَ الْبَيْتِ رِجَالٌ قُتِلُوا لَمْ نَدْرِ مَا نَقُولُ فِيهِمْ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَانَكُمْ إِنَّ اللَّهَ بِالنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَحِيمٌ ‏}‏
Bera İbn Azib'den şöyle dediği nakledilmiştir: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Beyt-i Makdis'e (Kudüs'e) doğru on altı ya da on yedi ay namaz kıldı. Ancak kıblesinin Ka'be olması onun hoşuna giderdi. Bir defasında ikindi namazını kıldı. Onunla birlikte bir cemaat de namaz kıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le namaz kılan insanlardan biri Mescid-i Nebevı'den dışarı çıkıp başka bir mescide gitti. O esnada mesciddeki cemaat rüko. halinde idi. Onlara 'Allah'a yemin ederim ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Mekke'ye doğru namaz kıldım,' dedi. Bunun üzerine cemaat Ka'be'ye doğru döndü. Kıblenin Ka'be'ye çevrilmesinden önce eski kıble üzerine ibadet ederken vefat eden ve (Allah yolunda) öldürülen kimseler hakkında ne diyeceğimizi bilemiyorduk. Bunun üzerine Allah Teala, 'Allah sİzİn imanınız! asla zayi edecek değildir. Zira O, insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir, '[Bakara, 143] ayetini indirdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İnsanlardan Bİr Kısım Kıt Akıllılar: Yönelmekte Oldukları Kıblelerinden Onları Çeviren Nedir? Diyecekler ......es-Süfehaü kelimesi, kıt akıllı anlamına gelen ... kelimesinin çoğuludur. Bu ayette "kıt akıllılar" ifadesiyle kimlerin kastedildiği konusunda ihtilaf edilmiştir. Bu konuda nakledilen hadisin ravisi Bera ile İbn Abbas ve Mücahid'e göre bu ifadeyle Yahudiler kastedilmiştir. Taberı sahih senetlerle bu görüşü onlardan nakletmiştir. Bu ifade ile kafirler [Mekke müşrikleri], münafıklar ve Yahudiler kastedilmiştir. Şöyle ki; kıble değiştirilince kafirler"Muhammed, kıblemize döndü. Dinimize de dönecektir. Zira o, bizim hak üzere olduğumuzu anladı," dediler. Münafıklar ise, "Eğer Muhammed daha önce hak üzere ise, şu an yöneldiği kıble batıldır. Yok eğer şimdi hak üzere ise, daha önce yöneldiği kıble batıldı," dediler. Yahudiler de, "Muhammed, Nebilerin kıblesine muhalefet etti. Eğer gerçekten Nebi olsaydı, onlara muhalefet etmezdi," dediler. Bu şekilde kıt akıllıların iftiraları çoğalınca aralarında bu ayetin de bulunduğu "Biz, bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır, ya da onu unutturursak - ertelersek ... "[Bakara 106] ayetinden "Sakın onlardan korkmayın! Yalnız Ben'den korkun!"[Bakara 150] ayetine kadarki Kur'an ayetleri nazil oldu. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Beyt-i Makdis'e (Kudüs'e) doğru on altı ya da on yedi ay kadar namaz kıldı." Hadisin bu kısmının aıklaması daha önce "Kitabu'l-ıman" bölümünde geçmişti
Hadis 4487 — Sahih al Bukhari 65:14
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ رَاشِدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، وَأَبُو أُسَامَةَ ـ وَاللَّفْظُ لِجَرِيرٍ ـ عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يُدْعَى نُوحٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَقُولُ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ يَا رَبِّ‏.‏ فَيَقُولُ هَلْ بَلَّغْتَ فَيَقُولُ نَعَمْ‏.‏ فَيُقَالُ لأُمَّتِهِ هَلْ بَلَّغَكُمْ فَيَقُولُونَ مَا أَتَانَا مِنْ نَذِيرٍ‏.‏ فَيَقُولُ مَنْ يَشْهَدُ لَكَ فَيَقُولُ مُحَمَّدٌ وَأُمَّتُهُ‏.‏ فَتَشْهَدُونَ أَنَّهُ قَدْ بَلَّغَ ‏"‏‏.‏ ‏{‏وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا‏}‏ فَذَلِكَ قَوْلُهُ جَلَّ ذِكْرُهُ ‏{‏وَكَذَلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا‏}‏ وَالْوَسَطُ الْعَدْلُ‏.‏
Ebu Saıd el-Hudri'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Kıyamet günü nuh aleyhisselam çağrılacak. O hemen, 'Ya Rabbi! Emrine icabet edip divanına geldim, fermanına amadeyim," diyecek. Bunun üzerine Allah Teala ona, "Tebliğde bulundun mu?" diye soracak. Nuh Nebi, 'Evet' diye cevap verecek. Bu defa kavmine, 'Size tebliğ etti mi?' diye soracak. Fakat onlar, 'Bize hiç uyarıcı gelmedL' şeklinde cevap verecekler. Bunun üzerine Allah Teala Nuh Nebi'e 'Sana kim şahitlik edecek?' diye soracak. O da, 'Muhammed, Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ümmeti' şeklinde cevap verecek. Bunun üzerine Muhammed ve ümmeti onun tebliğde bulunduğuna dair şahitlik edecek. Aynı şekilde Muhammed size de şahitlik edecektir. Bu durum şu ayeti kerimede bildirilmektedir: İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resulün de, size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık. [Bakara 143] Bu ayette geçen ........vasatan kelimesi mutedil manasına gelir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resulün de, size şahit olması için sizi mutedil bir ümmet kıldık." Bu ayetin açıklaması "Kitabu'l-i'tisam" bölümünde yapılacaktır. وسطا vasata" Taberı bu kelimenin izahı ile ilgili olarak şöyle demiştir: .....vasata, Arap dilinde "üstün" manasına gelir. Mesela birinin değerini yükseltmek istedikleri zaman .....felanun vasata fi kavmihi ve vasıtun denir .. Kanaatime göre bu ayette geçen وسطا kelimesi, "iki taraf arasında bulunan" anlamına gelir. Buna göre Muhammed ümmeti, dinde mutedil bir çizgide oldukları için .....vasat olarak isimlendirilmiştir. Çünkü onlar, ne Hıristiyanlar gibi aşırılığa gitmişler, ne de Yahudiler gibi taksirde bulunmuşlardır. Aksine onlar orta yolu takip edip mutedil bir çizgide devam etmişlerdir." Kanaatime göre ayette geçen .... kelimesinin "aracılık etmek" manasına uygun olması, bu kelimeden başka bir mananın kastedilmediği anlamına gelmez. Nitekim bu hadis, bunu göstermektedir. Dolayısıyla hadis ile ayetin manası arasında herhangi bir çelişki yoktur. Doğrusunu en iyi Allah bilir
Hadis 4488 — Sahih al Bukhari 65:15
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ بَيْنَا النَّاسُ يُصَلُّونَ الصُّبْحَ فِي مَسْجِدِ قُبَاءٍ إِذْ جَاءَ جَاءٍ فَقَالَ أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قُرْآنًا أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ فَاسْتَقْبِلُوهَا‏.‏ فَتَوَجَّهُوا إِلَى الْكَعْبَةِ‏.‏
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "İnsanlar Kuba Mescidi'nde sabah namazını kılıyordu. Bu esnada biri geldi ve 'Allah, Nebiine Ka'be'ye yönelmesi için ayet indirdi, o halde, Ka'be'ye yönelin!' dedi. Bunun üzerine insanlar Ka'be'ye döndü." "Senin arzulayıp da şu anda yöneldiğin kıbleyi Biz, ancak Nebi'e uyanı, ökçeleri üzerine geri dönenlerden ayırt etmek için kıble yaptık." İmam Buharı bu ayeti zikrettikten sonra, İbn Ömer'den nakledilen rivayeti aktarmıştır. Bu rivayetin açıklaması ise, "Kitabu's-salş.t"ın baş tarafında ayrıntılı biçimde yapılmıştı
Hadis 4489 — Sahih al Bukhari 65:16
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمْ يَبْقَ مِمَّنْ صَلَّى الْقِبْلَتَيْنِ غَيْرِي‏.‏
Enes'ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İki kıbleye doğru namaz kılanlardan, benim dışımda kimse kalmadı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İki kıbleye doğru namaz kılanlardan, benim dışımda kimse kalmadı." Bu ifade şu anlama gelir: Hem Kudüs'e, hem de Ka'be'ye doğru namaz kılan, benim dışımda kimse kalmadı. Bu söz, Hz. Enes'in iki kıbleye doğru namaz kılan sahabilerden en son vefat eden olduğuna işaret eder. Öyle anlaşılıyor ki Hz. Enes, bu sözü kıblenin değişmesinden sonra Müslüman olan sahabller hayatta iken söylemiştir. Hz. Enes Basra'da en son vefat eden sahabidir. Ali İbn el-Medini, Bezzar ve daha başka alimler böyle söylemiştir İbn Abdilberr ise şöyle demiştir: "O, mutlak olarak en son vefat eden sahabidir. Ondan sonra sadece Ebu't-Tufeyl kalmıştı." İbn Abdilberr aynen böyle demiştir. Fakat bu söz tartışmaya açıktır. Çünkü bir çok aHmin tespit ettiğine göre badiyede yaşayan bir sahabı Enes'ten sonra vefat etmiştir. Enes ise, bir görüşe göre h. 90, bir diğer görüşe göre h. 91 ve bir başka görüşe göre ise, h. 93 yılında vefat etmiştir. Bu sonuncu görüş, onun vefat tarihi hakkında ileri sürülen en isabetli görüştür. Vefat ettiği zaman Enes, sahih olan görüşe göre 103 yaşında idi. Daha uzun ve daha kısa yaşadığına dair görüşler de mevcuttur. "İşte şimdi, seni memnun olduğun kıbleye döndüreceğiz." nebi'in döndürüleceği bble, Ka'be'ydL Hakim İbn Ömer'den bu ayet hakkında şunları rivayet etmiştir: "nebi'in hoşnut olduğu kıble, Ka'be'nin oluğunun bulunduğu istikamettL" İbn Ömer, oluğun Medinelilerin kıble istikametinde bulunmasından dolayı böyle demiştir
Hadis 4490 — Sahih al Bukhari 65:17
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ بَيْنَمَا النَّاسُ فِي الصُّبْحِ بِقُبَاءٍ جَاءَهُمْ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ اللَّيْلَةَ قُرْآنٌ، وَأُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ أَلاَ فَاسْتَقْبِلُوهَا‏.‏ وَكَانَ وَجْهُ النَّاسِ إِلَى الشَّأْمِ فَاسْتَدَارُوا بِوُجُوهِهِمْ إِلَى الْكَعْبَةِ‏.‏
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Kuba'da insanlar sabah namazını kılarken adamın biri gelip 'Bu gece Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir ayet indi ve Ka'be'ye yönelmesi emredildi. Haydi siz de ona yönelin!' dedi. O esnada insanların yüzleri Şam tarafına dönük idi. (Bu söz üzerine) hemen yüzlerini Ka'be'ye çevirdiler
Hadis 4491 — Sahih al Bukhari 65:18
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَا النَّاسُ بِقُبَاءٍ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ إِذْ جَاءَهُمْ آتٍ فَقَالَ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ اللَّيْلَةَ قُرْآنٌ، وَقَدْ أُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ فَاسْتَقْبِلُوهَا‏.‏ وَكَانَتْ وُجُوهُهُمْ إِلَى الشَّأْمِ فَاسْتَدَارُوا إِلَى الْكَعْبَةِ‏.‏
İbn Ömer'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İnsanlar Kuba'da sabah namazını kılarken biri geldi ve 'Bu gece Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir ayet indirdi ve Ka'be'ye yönelmesi emredildi. Haydi siz de ona yönelin!' dedi. Cemaatin yüzü Şam'a yönelikti. (Bu söz üzerine) hemen yüzlerini Ka'be'ye çevirdiler
Hadis 4492 — Sahih al Bukhari 65:19
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ سِتَّةَ عَشَرَ ـ أَوْ سَبْعَةَ عَشَرَ ـ شَهْرًا، ثُمَّ صَرَفَهُ نَحْوَ الْقِبْلَةِ‏.‏
Bera'dan şöyle dediği nakledilmiştir: "nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on altı ya da on yedi ay Beyt-i Makdis'e doğru namaz kıldık. Sonra Allah Teala onu kıble istikametine çevirdi
Hadis 4493 — Sahih al Bukhari 65:20
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بَيْنَا النَّاسُ فِي الصُّبْحِ بِقُبَاءٍ إِذْ جَاءَهُمْ رَجُلٌ فَقَالَ أُنْزِلَ اللَّيْلَةَ قُرْآنٌ، فَأُمِرَ أَنْ يَسْتَقْبِلَ الْكَعْبَةَ، فَاسْتَقْبِلُوهَا‏.‏ وَاسْتَدَارُوا كَهَيْئَتِهِمْ، فَتَوَجَّهُوا إِلَى الْكَعْبَةِ وَكَانَ وَجْهُ النَّاسِ إِلَى الشَّأْمِ‏.‏
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "İnsanlar Kuba'da sabah namazını kılarken, yanlarına biri geldi ve 'Bu gece bir ayet nazil oldu ve Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ka'be'ye doğru yönelmekle emrolundu. Haydi söz de ona doğru yönelin!' dedL Onlar da, bulundukları hali bozmadan ters dönüp Ka'be'ye yöneldiler. Bundan önce insanların yüzü Şam'a yöneliktL
← Önceki Koleksiyona dön Sonraki →

Sadece Sahih ve Hasan derecesindeki hadisler gösterilir.