Qurani·قرآني
Türkçe

Namazın İkamesi ve Sünnetleri Kitabı

630 hadis · #803–1432

Hadis 823 — Sunan Ibn Majah 5:21
SahihSahihSahihSahih - Bukhari And Muslim
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın (in ilk rek'atin)de; Secde ve ikinci rek'atinde) insan surelerini okurdu." Diğer tahric:: Buhari ve Nesai AÇIKLAMA 824’te
Hadis 824 — Sunan Ibn Majah 5:22
SahihSahihSahih LighairihiIsnaad Hasan
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلَ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏ ‏.‏ قَالَ إِسْحَاقُ هَكَذَا حَدَّثَنَا عَمْرٌو عَنْ عَبْدِ اللَّهِ لاَ أَشُكُّ فِيهِ ‏.‏
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atın)de: Secde ve (ikinci rek'atinde): İnsan surelerini okurdu. İshak demiştir ki: Amr, bize Abdullah'tan böylece tahdis etti. Bunda şüphem yoktur." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bıldirilmiştir. Bu Hadis’i: İbn-i Mace'den başka Kütüb-i Sitte sahiplerinden rivayet eden yoktur, Beyhaki ve Taberani de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (821, 822, 823 ve 824) Müteaddit senedlerle ve müteaddit sahabilerden rivayet olunan bu hadisler, Nebi (s.a.v.)'in Cum'a günü sabah namazının ilk rek'atinde Secde suresini ve ikinci rek'atinde , El-İnsan suresini okuduğuna delildirler. Ebu Davud'un, süneninde buradaki başlığa benzer bir ifadeyle açtığı bab'ta rivayet ettiği İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini açıklayan EI-Menhel yazarı şu bilgiyi verir: «Hadis, Cuma günü sabah namazında bu iki sure'nin okunmasının meşruluğuna delildir. Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında daima bu iki sureyi okuyormuş, Taberani'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan rivayet ettigi hadisin sonunda İbn-i Mes'ud (r.a.)'ın: ..... "Nebi (s.a.v.) Cuma günü sabah namazında bu iki sureyi okumayı devam ettirirdi.» cümlesi bunu te'yid eder. Yine hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.) bu iki sure'nin tamamını okurdu: Bazı adamların, Cuma günü sabah namazında anılan surelerin birer parçasını okumaları, hadisin zahirine ters düşer. Nevevi. 'Er-Ravda' adlı kitabında: 'Eğer kişi, içinde secde ayetinin bulunduğu bir iki ayeti sırf tilavet secdesini yapmak maksadıyla okumak isterse, bunun hükmü hakkında arkadaşlarımızın her hangi bir sözüne rastlamadım. Selef alimleri, bu adamın kıraatı hakkında ihtilaf etmişlerdir, Şeyh bin Abdi's-Selam, bunu yapmanın yasaklığına ve namazın bozulmasına sebep olduğuna fetva vermiştir, İbn-i Ebi Şeybe, Ebu'l-Aliye ile Şa'bi'nin secdeyi ihtisar etmenin mekruh olduğunu söylediklerini rivayet etmiştir. Şa'bi şunu da söylemiştir: Alimler namazda secde ayetini okudukları zaman tilavet secdesini etmeden, o ayeti takib eden ayetlere geçmekten hoşlanmazlardı. İbn-i Sirin ve el-Hasan da secde ihtisarını mekruh görmüşlerdir. İbrahim en-Nehai de, alimlerin, secde ihtisarını mekruh gördüklerini nakletmiştir Said bin el-Müseyyeb ve Sehl bin Havşeb'den rivayet edildiğine göre secde ihtisarı, halkın ihdas ettiği bir şeydir. Secde ihtisarı şudur: Secde ayetlerini toplayıp onları okumak ve tilavet secdesini yapmaktır Bir kavle göre secde ihtisarı, Kur'an okuyup secde ayetlerini anlamaktır. Her iki hareket de mekruhtur. Çünkü, selef'ten böyle bir şey varid olmamıştır,' demiştir. Sahabilerden Cuma günü sabah namazında hadiste geçen Secde ve El-İnsan surelerini okuyan zatlar, Ömer bin el-Hattab, İbn-i Abbas, İbn-i Mes'ud, İbn-i Ömer ve İbn-i Zübeyr (r.a.)'dur. Tabiilerden de İbrahim bin Abdirrahman bin Avf'tır. Allah hepsinden razı olsun. MEZHEBLERİN BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİ: 1 Hanefi alimlerine göre, sünnete uymak maksadı olduğu zaman Cuma sabah namazında bu iki sureyi okumak müstahabtır. Ama bu maksad olmaksızın, daima Kur'an'ın belirli bir yerini okumak mekruhtur. Çünkü böyle bir davranış, Kur'an'ın diğer yerlerini terketmeye ve Onun bir kısmını diger bir kısmına tercih etmek zannına yol açar. 2- Şafii'ye ve Ahmed bin HanbeI'e göre mezkur sureleri, Cuma'nın sabah namazında okumak sünnettir. Fakat Hanbeliler'e göre bunu devamlı yapmak mekruhtur. 3- Malikiler'e göre içinde secde ayeti bulunan her hangi bir sureyi kasden farz namazda okumak mekruhtur İbn-i Kasım'ın Malik'ten rivayeti böyledir. Eşheb'in Malik'ten rivayetine göre imam'ın arkasında az bir cemaat bulunup namazı şaşırmalarından korkulmadığı zaman, içinde secde ayeti bulunan bir sureyi farz namazda okumak caizdir. İbn-i Habib ise şöyle bir ayırım yapmıştır: Gizli namazlarda secde ayeti bulunan sure'yi okumak caiz değildir. Çünkü cemaati şaşırtır. Fakat cehri namazlarda caizdir. Çünkü cemaatın şaşırmasından emin olunur. Maliki alimlerinin bahsettikleri şaşırma şudur: İmam, zammi surede secde ayetini okuyunca hemen tilavet secdesine varıp bir defa secde ettikten sonra tekrar ayağa kalkar ve müteakip ayetlerle kıraatına devam eder. Kıraatını tamamlayınca, normal rüku' ve secdeye varır. Secde ayeti dolayısıyla varılan tilavet secdesi, durumdan haberdar olmayan kişileri şaşırtabilir.! El-Fetih yazarı: 'Nebi (s.a.v.)'in, namazda Secde suresini okurken secde ayetine vardıgı zaman hemen tilavet secdesini yaptığına dair herhangi bir açıklamaya, mevcut tariklerde rastlamadım. Yalnız İbn-i Ebi Davud'un eş-Şeria adlı kitabında İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle bir rivayete rastladım: «Ben Cuma günü sabah namazında Nebi (s.a.v.)'in yanına vardım. İçinde secde ayeti bulunan bir sure okudu da secdc etti.» Bu hadisin isnadında, hali incelenecek ravi vardır. Bir de Taberani'nin M. Sağirinde Ali (r.a.)'den rivayet edilen şu mealdeki bir hadisi gördüm: «Nebi (s.a.v.) sabah namazında ''Secde suresini okuduğunda tilavet secdesi etti.'' Lakin bu hadisin isnaclında zayıflık vardır,' der. Nebi (s.a.v.)'in Cuma'nın sabah namazında mczkur sureleri okumasının hikmeti şudur: Bu iki sure, Cuma günü vuku bulmuş ve vuku bulacak rnühim olaylardan bahseder Çünkü bu ikı sure'de Adem (a.s.)'ın yaradılışı, öldükten sonra dirilme ve kulların mahşer'e sevkinden bahsedilir. Bu olaylar, Cuma günü vuku bulur Cuma günü bu surelerin okunması ile mezkur olaylar, muslümanlara hatırlatılmış olur. Amaç bu olunca. kıraat esnasında tilavet secdesi dolaylı olarak yapılır. Yani sure, tilavet secdesi yapmak içın okunmuş olmaz. El-Huda yazarı Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında ''Secde ve el-İnsan''.. surelerini okurdu. Bir çok cahillerzannediyorlar ki, maksad, o günkü sabah ..... namazla bir secde ilave etmektir Ve o bilgisizler o secdeye Cuma secdesi ismini verirler. Onlardan birisi bu sureyi okumadığı zaman içinde secde ayeti bulunan başka bir sureyi okumaktan hoşlanır. Ta ki tilavet secdesi yapabilsin. Bunun içindir ki cahillerin yanlış anlamalarını önlemek maksadıyla bazı imamlar, Cuma günü sabah namazında Secde suresini devamlı okumayı mekruh görmüşlerdir
Hadis 825 — Sunan Ibn Majah 5:23
SahihSahihSahihSahih Muslim
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ قَزَعَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لَيْسَ لَكَ فِي ذَلِكَ خَيْرٌ ‏.‏ قُلْتُ بَيِّنْ رَحِمَكَ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ كَانَتِ الصَّلاَةُ تُقَامُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الظُّهْرَ فَيَخْرُجُ أَحَدُنَا إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ وَيَجِيءُ فَيَتَوَضَّأُ فَيَجِدُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏
Kaz'a (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Ben, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'e Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum. Ebu Said (r.a.): Onda senin için bir hayır yoktur, dedi. Ben: -. Allah sana rahmet eylesin (Onu) açıkla, dedim. Kendisi: ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için öğle farzının ikameti getirildi de birimiz el-Baki'a çıkardı. Kaza-i hacet ederdi. Sonra (evine) gelerek abdest alır (mescide döner) di. ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Öğle farzının ilk rek'atinde bulurdu, demiştir." Bu hadis’i ayrıca Müslim ve Nesai’de tahric etti. AÇIKLAMA 828’de
Hadis 826 — Sunan Ibn Majah 5:24
SahihSahihSahihSahih Bukhari
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، قَالَ قُلْتُ لِخَبَّابٍ بِأَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تَعْرِفُونَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ قَالَ بِاضْطِرَابِ لِحْيَتِهِ ‏.‏
Ebu Ma'mer (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Habbab (r.a.)'e: Siz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarında kıraat ettiğini hangi şeyle biliyordunuz? diye sordum. O dedi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mübarek sakalının hareketiyle (kıraat ettiğini) biliyorduk." Bu hadis’i: Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 828’de
Hadis 827 — Sunan Ibn Majah 5:25
SahihSahihSahihSahih
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي بُكَيْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَشْبَهَ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ فُلاَنٍ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ يُطِيلُ الأُولَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ وَيُخَفِّفُ الأُخْرَيَيْنِ وَيُخَفِّفُ الْعَصْرَ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Namaz kılma şekli bakımından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e falan adamdan daha ziyade benzeyen hiç bir kimseyi görmedim. (Süleyman bin Yesar) demiştir ki : O zat, öğle namazının ilk iki rekatını uzatırdı. Son iki rekatı de hafifletirdi ve ikindi namazını hafif kılardı." Bu hadis’i Nesai ve Ahmed bin Hanbel de tahric etti. AÇIKLAMA 828’de
Hadis 828 — Sunan Ibn Majah 5:26
ZayıfZayıfZayıfZayıf
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدٌ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ اجْتَمَعَ ثَلاَثُونَ بَدْرِيًّا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا تَعَالَوْا حَتَّى نَقِيسَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا لَمْ يَجْهَرْ فِيهِ مِنَ الصَّلاَةِ ‏.‏ فَمَا اخْتَلَفَ مِنْهُمْ رَجُلاَنِ فَقَاسُوا قِرَاءَتَهُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ بِقَدْرِ ثَلاَثِينَ آيَةً وَفِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى قَدْرَ النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ وَقَاسُوا ذَلِكَ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ النِّصْفِ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zat toplanarak birbirlerine : Geliniz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in açıktan okumadığı namazdaki kıraatinin tahminen (kaç ayet kadar olduğunu) hesaplayalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilafa düşmeyerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle namazının birinci rek*atindeki kıraatini otuz ayet kadar ve son rek'atindeki kıraatini onun yarısı kadar olarak tahmin ettiler İkindi namazındaki kıraatini da öğle namazına ait son iki rek'atin (kıraatinin) yarısı kadar tahmin ettiler." Not: Zevaid'de: Bunun isnadı zayıftır, Çünkü ravi Zeyd el-Ammi zayıflır. El-Mesudi de ömrünün sonlarında ihtilat'a düşmüştür. Bu belirdikten sonra Ebu Davud ondan hadis işitmiş, diye bilgi verilmiştir. Bu Hadis’i Kütüb-i sitte’den sadece İbn-i Mace tahric etti. AÇIKLAMA (828, 826, 827 ve 828): 825 nolu Ebuı Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. 826 nolu Habbab (r.a.)'ın hadisini Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde, soru sahibi Habbab (r.a.)'a: Resulullah (s.a.v.l öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu? diye soru sormuştur. Galiba öğle ve ikindi namazlarında açıktan kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığını zannettikleri için bu konuda sağlam bilgi edinmek üzere Habbab (r.a.)''a soru yöneltmişlerdir. Habbab (r.a.)'de Nebi (s.a.v.)'in mübarek sakalının hareket etmesinden, O'nun, anılan namazlarda kıraat ettiğini bildiklerini söylemiştir. Lakin mubarek sakalının hareketi, kıraata delalet etmek için yeterli değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in tesbih ve zikirle meşgul olmuş olması muhtemeldir. Bu nedenle kıraatı kesinlikle ispatlayan başka bir alamete ihtiyaç vardır. Habbab (r.a.)'ın mezkur namazları cehri namazlara kıyasladığı umulur. Ebu Katade (r.a.)'in 829 nolu ve Bera' bin A'zib (r.a.)'in 830 nolu hadislerinde bu zatların Nebi (s.a.v.)'in, öğle namazını kıldırırken okuduğu ayetlerin bir kısmını zaman zaman işittiklerini bildirmektedirler. Bu bilgi Habbab (r.a.)'ın açıkladığı alamete eklenince mesele iyice açıklık kazanır. Şu halde Habbab (r.a.) cevabı kısa kesmiş olur. HABBAB (R.A.)'IN HADİS'İNİN FIKIH YÖNÜ : 1- Öğle ve ikindi namazlarında kıraatın varlığı sabittir. 2- Bu namazlardaki kıraat gizlidir. 3- İmam'a uyan şahıs, imarn'ın hareketlerini ve duruşlarını görebilmek için, başını döndürmeden göz ucuyla imam'a bakabilir. 827 nolu Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Ahmed ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde, Ebu Hureyre (r.a.)'in, namaz kılışını övdüğü zatın, Medine'deki bir imam olduğu ve Ebu Hureyre (r.a.)'in ravisi Süleyman bin Yesar'ın, bu zat'ın arkasında namaz kıldığı ve sabah namazında Tıval (uzun), akşam namazının ilk iki rek'atınde Kısar (kısa)ve yatsı namazının ilk iki rek'atinde Evsat (orta uzunluktaki) bölümlerindeki sureleri okuduğu bildirilmiştir. Uzun, orta ve kısa surelere dair bilgi için 833 nolu hadisin izahına bakın. 828 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisine gelince, notta işaret edildiği gibi Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız Müellifimiz (İbn-i Mace) tarafından rivayet edilmiş olup, isnadı zayıftır. Bunun metnine göre Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hazır bulunduğu Bedir ehlinden otuz kişilik Sahabiler cemüati, Nebi (s.a.v.)'in, öğle ve ikindi namazıarındaki kıraat miktarını tahminen hesaplamak için yaptıkları görüşme neticesinde öğle namazının ilk rek'atindeki kıraat miktarını otuz ayet kadar ve son rek'attaki kıraat miktarını bunun yarısı yani onbeş ayet kadar tahmin etmişlerdir. İkindi namazındaki kıraat miktarının da, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat miktarının yarısı kadar olduğunu tahmin etmişlerdir. Öğle'nin son rek'atindeki kıraat miktarı onbeş ayet kadar tahmin edildiğine göre ikindi namazındaki kıraat miktarının bunun yarısı kadar, yani her rek'atte yedi sekiz ayet kadar olduğu manası çıkar. Hadisin zahirinden bu netice alınır. Halbuki Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Tahavi'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri hadise göre ikindi namazındaki kıraat miktarı, burada belirtildiği gibi değildir. Şöyle ki: Müslim'in rivayetinde Ebu Said-i Hudri (r.a.) mealen şöyle demiştir: «Nebi (s.a.v.), öğle namazının ilk iki rek'atinin her birisinde otuz ayet kadar ve son rek'atlerde onbeşer ayet okurdu. Yahut demiştir ki: Bunun yarısı kadar okurdu. İkindi namazının ilk iki rek'atinin her birisinde onbeş ayet kadar ve son iki rek'atinde bunun yarısı kadar okurdu." Ebu Davud ve anılan diğer zatların rivayeti de Müslim'in rivayetine benziyor. Görülüyor ki bu rivayetlerden anlaşıldığı gibi Nebi (s.a.v.)'in ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraat miktarı, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat kadar imiş. Yani her rek'atteki kıraat miktarı onbeş ayet kadarmış. İkindi namazının son iki rek'atindeki kıraat bunun yarısı kadarmış. El-Menhel yazarının 'Dört rek'atli namazın son iki rek'atini hafifletmek babı'nda rivayet olunan Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini açıkladıktan sonra, Tahavi'den naklettiği ve baş kısmı Müellifin 828 nolu hadisine benzeyen Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadis metni yukarıya mealini aldığımız Müslim'in rivayetine uygundur. Bu rivayet şöyledir: «Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildigine göre şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.)'in ashabından otuz zat toplanarak: Geliniz, Resulullah (s.a.v.)'in açıktan okumadığı namazlardaki kıraatini tahminen hesaplıyalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmeyerek Nebi (s.a.v.)'in öğle namazının ilk iki rek'atindeki kıraatını otuzar ayet kadar ve son iki rek'atindeki kıraatini, bunun yarısı kadar: ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraut miktarını, öğ]e namazının ilk iki rek'atindeki kıraatın yarısı kadar ve ikindinin son iki rek'atindeki kıraat miktarını öğlenin son iki rek'atindeki kıraatin yarısı kadar olmak üzere tahminen hesapladılar.» Müslim'in 'Öğle ve ikindi namazındaki kıraat' babı'ndaki hadisler bahsinde Nevevi özetle şöyle der: «Bu babtaki hadisler, Nebi (s.a.v.)'in namazı uzattığına delalet ederler Buhari ve Müslim'de bulunan ve başka bablarda rivayet edilen diğer bazı hadislerde Nebi (s.a.v.) namazı tam kılmakla berabel', herkesten daha hafif kıldırırdı ve: ''Ben namaza girerim, onu uzatmak isterim. Biraz sonra çocugun ağlama sesini işitirim de çocuğun annesinin, kendi namazını şaşırmakla fitneye düşmesinden korkarak namazımı hafifletirim.'' buyurmuştur. Alimler: Durumların değişikliğine göre Nebi (s.a.v.)'in, namazını uzatması ve kısaltması değişirdi. Cemaat, uzatmayı tercih ettiği ve ne onların ne de Nebi (s.a.v.)'in işi olmadığı zaman Nebi (s.a.v.) namazı uzatırdı. Durum böyle olmadığı zaman namazı hafifletirdi. Bazen uzatmak isterdi fakat çocuğun ağlaması gibi bir durum doğunca, uzatmaktan vazgeçerdi. Bazen de vaktin başında değil içinde namaza girerdi. O zaman da hafif kıldırırdı. Bazıları: Nebi (s.a.v.), bazen uzatırdı. Bu nadir olurdu, Ekseriyetle hafif kıldırırdı. Çünkü efdal olanı hafif kıldırmaklı. Uzatmanın caizliğini bildirmek içinI bazen de uzatırdı Nitekim şöyle buyurmuştur: ''Sizden bazıları kaçırıcıdır. Hanginiz halk'a namaz kıldırıı'sa hafifletsin. Çünkü içlerinde hasta, zayıf ve ihtiyaç sahibi vardır., demişIeıdir. Bazıları da Fatiha'dan sonra okunan ayetlerin belirli bir miktarının söz konusu olmadığını beyan etmek için: Nebi (s.a.v.) bazen kıraatını uzatmış, bazen de kısa kesmiştir. demişlerdir. Hulasa (özetle) namazı hafif kıldırmak sünnettir. AlimIerin beyanına göre sabah namazı, bütün namazlardan daha fazla uzatılmalıdır. Bundan sonra öğle namazı uzatılmalıdır. İkindi ve yatsı namazıarı öğle namazından kısa kesilmelidir. En hafif nama akşam namazı olmalıdır
Hadis 829 — Sunan Ibn Majah 5:27
SahihSahihSahihSahih - Bukhari And Muslim
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ بِنَا فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا ‏.‏
Ebu Katade (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kıldırdığı öğle namazının ilk iki rek'atinde (Fatihadan sonra) Kur'an okurdu ve (gizli okuduğu ayetlerden) bazısını zaman zaman bize duyururdu.»" Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir
Hadis 830 — Sunan Ibn Majah 5:28
ZayıfZayıfZayıf
حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِنَا الظُّهْرَ فَنَسْمَعُ مِنْهُ الآيَةَ بَعْدَ الآيَاتِ مِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ وَالذَّارِيَاتِ ‏.‏
Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zariyat suresinden olan ayetlerden bazısını Ondan işitirdik." Ayrıca Nesai’de bu hadis’i tahric etti. AÇIKLAMA : Ebu Katade'nin hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir. Buhari, Müslim ve Ebu Davud'daki metin, mealen şöyle başlar: 'Resulullah (s.a.v.) bize namaz kıldırırdı. Öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek'atlerinde Fatiha'yı ve birer sureyi okurdu. Bazen ayeti bize duyururdu...' Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, gizli olan öğle ve ikindi namazlarında Fatiha'dan veya Ondan sonra okunan sureden mesela bir ayeti açıktan okumak caizdir. İster bunu kasden yapsın, ister sehven yapsın farketmez. Ve bundan dolayı sehv secdesi gerekmez. Bazıları: Sehv secdesi gerekir demişlerse de bu hadis o kavli reddeder. Keza bazıları: Gizli namazlarda kıraatı gizli yapmak, namazın sıhhatının şartıdır. Yani gizli namazlarda okunan ayetlerden bir tanesini açıktan okumak namazı bozar, demişlerse de bu hadis o görüşü de reddeder. Nevevi: Nebi (s.a.v.), gizli namazlarda okuduğu ayetlerden birisini açıktan okumakla, bunun caiz olduğunu ve gizli okumanın namazın sıhhati için şart olmayıp, ancak sünnet olduğunu beyan etmek istemiştir, diye yorum yapılmıştır. Şöyle bir ihtimal da var. Nebi (s.a.v.) namaz kıldırırken tam huşu' ve huzura daldığı için, okuduğu ayetlerden birisi zaman zaman sesli olarak mübarek ağzından çıkmış olabilir, demiştir. Tıybi: Hadiste anlatılmak istenen mana şudur ki: Nebi (s.a.v.) Fatiha'nın ve ondan sonra okuduğu sure'nin bazı kelimelerini cemaata duyuracak şekilde sesli okurdu. Taki ne okuduğu bilinebilsin, demiştir. İbnü'l-Melik de Tıybi'nin sözüne şu sözü eklemiştir: Nebi (s.a.v.)'in ne okuduğu cemaat tarafından bilinsin. Ta ki müslümanlar da benzer namazlarda benzer sureler okusun. Sindi de bu hadisi açıklarken şöyle der: Gizli namazlarda kıraatin az bir kısmının sesli okunmasının zarar vermediği, bu hadiste anlaşılıyor. Bir namazda gizli ve açık kıraatı tatbik etmek maksadı güdülmemiştir. Nebi (s.a.v.)'in maksadı şu olabilir: Gizli namazlarda da kıraat vardır. Maksad bu ise, zaruret olmadıkça gizli namazlarda açıktan okumanın caizliği hadisten çıkarılamaz. Ancak bu yoruma şöyle itiraz edilebilir: Nebi (s.a.v.) gizli namazlarda kıraatin bir kısmını sesli yapmakla bu hükmü hissettirmesi zarureti yoktur. Bu sebeple en uygunu şöyle demektir : Gizli namazlarda kıraatin bir parçasını sesli yapmak caizdir. Bera' bin Azib (r.a.)'in hadisini Nesai de rivayet etmiştir. Onun hadisi de Nebi (s.a.v.)'in öğle namazında Fatiha'dan sonra buna sure eklediğine ve gizli namazda okunan ayetlerden bir tanesinin sesli okunmasının caizliğine delalet eder
Hadis 831 — Sunan Ibn Majah 5:29
SahihSahihSahihSahih - Bukhari And Muslim
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُمِّهِ، - قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ هِيَ لُبَابَةُ - أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا ‏.‏
İbn-İ Abbas (r.a.)'dan, O da annesi (Ebu Bekir bin Şeybe demiştir ki: Annesinin adı Lübabe r.a.'dir.) rivayet ettiğine göre annesi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında; Mürselat (suresini) okuduğunu işitmiştir. Tahric: Bu Hadis’i Kütüb-i sitte sahiplerinin hepsi rivayet etmiştir. 4BUHARİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN MÜSLİM HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN TİRMİZİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Hadis 832 — Sunan Ibn Majah 5:30
SahihSahihSahihSahih - Bukhari And Muslim
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ ‏.‏ قَالَ جُبَيْرٌ فِي غَيْرِ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمَّا سَمِعْتُهُ يَقْرَأُ ‏{أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ }‏ كَادَ قَلْبِي يَطِيرُ ‏.‏
Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında Tur (suresini) okuduğunu işittim.» Cübeyr (r.a.), bu hadisten başka bir hadiste şöyle demiştir: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in; {أم خلقوا من غير شيء أم هم الخالقون، إلى قوله، فليأت مستمعهم بسلطان مبين} ayetlerini okuduğunu İşittiğim zaman, az kaldı kalbim uçuyordu.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai
← Önceki Koleksiyona dön Sonraki →

Sadece Sahih ve Hasan derecesindeki hadisler gösterilir.