Cabir hin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir : Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlerında Fatiha ve bir sure; son iki rek'atlerinde Fatiha okurduk. AÇIKLAMA : Sindi'den anlaşıldığına göre bu hadis Zevaid'dendir. Sindi, notta verilen bilgiyi Zevaid'den naklettikten sonra şöyle der: "Hadis, mevkuf olmakla beraber, merfu hükmündedir, denilebilir. (Çünkü bir sahabinin 'Peygamber (s.a.v.) hayatta iken biz şöyle ederdik.' ve benzeri mevkuf hadisler, merfu hükmündedir. Burada ise, sahabi; "Peygamber (s.a.v.) hayatta iken" ifadesini kullanmamıştır. Ama: "Biz şöyle ederdik." ifadesinin zahiri, yine Efendimizin devrine işaret gibidir. Bu sebeble, Sindi, böyle demiştir.) Şöyle bir ihtimal de vardır: Sahabiler, bu babta varid olan hadislerin umumiuğundan mezkur hükmü almışlardır. Bu takdirde onların uygulaması hadisin merfuluğuna delalet etmez. Bir de şu vardır: Cabir (r.a.)'in bu hadisi ile (850 nolu) hadisi arasında bir çelişki vardır. Çünkü orada: 'İmam'ın kıraatı, kendisine uyanların kıraatıdır.' demiştir. Buradaki hadis, oradaki hadise tercih edilir. Çünkü oradaki hadisin isnadı zayıftır. En az şöyle denilebilir. Bu hadis o hadisten kuvvetlidir. Hadis, imam'ın arkasında öğle ve ikindi namazlarını kılan kimsenin bütün rek'atlerinde Fatiha okuyacağına hükmeder. Malik, İbnü'l-Mübaare k, İshak ve Zühri için delil sayılır. Keza bütün namazların her rek'atinde Fatiha okunur diyen Şafiiler, Evzai, Mekhul, Ebu Sevr Ve Nasir için bir bakıma delil sayılabilir. Hadis, mezkur namazların ilk iki rek'atlerinde Fatiha'dan sonra sure okuma'nın meşruluğuna delalet eder. İmam'm arkasında iken Fatiha ve sure okumak hususundaki alimlerin görüşlerini, onüçüncü babtaki hadislerin izahını yaparken nakledeceğim
Semure hin Cündüb (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bellediğim iki sekte vardır. İmran bin el-Husayn (r.a.) bunu kabul etmedi. Bunun üzerine, biz Medine'de bulunan Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'a mektub yazarak durumu sorduk. Ubeyy (r.a.), Semure (r.a.)'in Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den alınanı iyice hıfzettiğini, yazılı cevabla bildirdi. Ravi Said demiştirki: Biz, bu iki sekteyi (yer bakımından) Katade'ye sorduk. Katade dedi ki: Adam namaza girdiği zaman ve kıraattan boşaldığı zaman' Katade daha sonra dedi ki: 'Ve -ğayril mağdubi aleyhim veleddaaaalliin- (Fatihanın sonun) den sonra. Ravi dediki: Onlar İmamın kraatten boşaldığı zaman nefes alıncaya kadar selte yapmasından hoşlanırlardı. Diğer tahric: Bu hadis’in metnini Tirmizi ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. NOT: (Semure bin Cündüb ile Semure bin Cündeb aynı kişidir.) Sekte durak demektir, burada açıktan (cehri) okuma sırasında ara vermek kasdedilmiştir. AÇIKLAMA 845’te
Hasen(-i Basri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Semure (bin Cündüb) (r.a.)'in şöyle dediğini söylemiştir: Ben, kıraattan önce bir sekte ve rüku' zamanı bir sekte olmak üzere namazda iki sekteyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hıfzettim/ İmran bin el-Husayn (r.a.), onun bu sözünü kabul etmedi. Bunun üzerine (durumu) Medine'ye, Ubeyy bin Ka*b (r.a.)'e yazdılar. Ubeyy (r.a.), Semure (r.a.)'ı tasdik etti. AÇIKLAMA (844 ve 845): Semure (r.a.)'in hadisinin ikinci metnini Ebu Davud ve Darekutni de rivayet etmişlerdir. Babın başılığında ve hadiste geçen 'Sekte'den maksad, 'susmak değil, açıktan okumaya ara vermektir. Çünkü varid olan rivayetler, Nebi (s.a.v.)'in, sekte yaptığında dua ile meşgul olduğunu te'yid ederler. EI-Menhel yazarı sektelerle ilgili rivayet olunan müteaddit metinlerin açıklaması ile ilgili olarak aşağıdaki malumatı vermiştir: Semure (r.a.), bazı rivayetlerde belirtildiği gibi bu sekteleri Nebi (s.a.v.)'den hıfzetmiştir. Birinci sekte, Allahu Ekber diyerek namaz'a girildiğinde henüz kıraata başlanmadan yapılırdı. Bu sekte, biraz uzunca idi. Çünkü bu sekte esnasında Nebi (s.a.v.). varid olan dua ile meşgul olurdu. İkinci sekte, kıraattan sonra ve rüku'ya varmak için tekbir alınmadan önce yapılırdı. Bu sekte hafiftir. Çünkü kıraat ile rüku' tekbiri arasında bir ara verinceye ve nefes alıncaya kadardı. İmran bin Husayn (r.a.), Tirmizi'nin rivayetinde belirtildiği gibi Semure bin Cündüb (r.a.)'e: Biz bir sekteyi hıfzettik, diyerek iki sekte oluşunu kabul etmemiş, bunun üzerine Medine'de bulunan Ubeyy (r.a.)'e yazdıkları mektubta, Semure (r.a.)'in anlattığı husus hakkında bilgi istemişler; Ubeyy (r.a.) de Semure (r.a.)'i tasdik etmiştir. (845 nolu) Hadise göre sektelerin birincisi kıraat'a başlamadan öncedir. İkincisi de rüku' tekbirinden öncedir. 844 nolu) Hadisin sonunda ravi Said'in sorusu üzerine Katade (r.a.)'in verdiği cevaba göre birinci sekte, diğer rivayette olduğu gibi kıraat'tan öncedir. İkincisi de hadisin zahirine göre yine kıraat bittikten sonra ve rüku' tekbirinden öncedir. Fakat Katade (r.a.) : -Bu- arada Fatiha bittiği zaman sekte olur.,. demiştir. Katade (r.a.)'in sözü iki manaya muhtemeldir; 1- Katade (r.a.), kıraat'tan önce ve sonra olmak üzere iki sekte mahallini bildirdikten sonra, üçüncü bir sekte mahallinin de bulunduğunu haber vermek istemiş ve bunun yerinin de Fatiha ile sure arasında olduğunu belirtmiştir. 2- Katade (r.a.), ikinci sekte mahallinin, Fatiha kıraatı bitiminde olduğunu kasdetmiş ve bu maksadını; '...ğayril mağdubi alayhim veleddallin.' 'i okuduğu zaman, demekle açıklamıştır. Ebu Davud, namazdaki sekteler hadisini müteaddit yollardan rivayet etmiştir. Bir rivayette : -Sektelerden birisi, taharrüm tekbiri alındığı zaman, diğeri de Fatiha ve sure kıraatının bittiği zamandır." denilmiştir. Başka bir rivayette: ''İkinci sektenin yeri, Fatiha bittiği zamandır'' denilmiştir, Üçüncü bir rivayet. (844 nolu) rivayetimize benzer. Yukarıda işaret edildiği gibi bu rivayet, sekte sayısının üçe çıkarıldığına muhtemeldir. Birincisi taharrüm tekbirinden sonradır. İkincisi Fatiha ile sure arasındadır. Üçüncüsü de sure bittikten sonradır. Bu rivayetlerin arasını şöyle bulmak mümkündür: Nebi (s.a.v.) namazda üç sekte yapardl. Birincisi taharrüm tekbirinden sonra, ikincisi Fatiha'dan sonra. üçüncüsü sureden sonra idi. Semure (r.a.) bir defasında sektelerin bir kısmını haber vermiş. bir başka zaman diğerlerini bildirmiştir, İbn-i Ebi Şeybe (r.a.)'in kendi kitabında el-Hasan (r.a.)'dan rivayet ettiği şu hadis, bu uzlaşmayı te'yid eder: Peygamber (s.a.v.)'in üç sektesi vardı: İftitah tekbirini aldığı zaman, Fatiha'ya başlayıncaya kadar; Fatiha'yı bitirdiği zaman, sure'ye başlayıncaya kadar ve sure'yi bitirdiği zaman rüku yapıncaya kadar (olan zamanlarda) idi.'' Alimlerin, bu husustaki görüşleri: Şafii, Ahmed bin Hanbel, Evzai ve İshak, namazda üç sektenin müstahab olduğuna hükmetmişlerdir: Birinci sekte. taharrüm tekbirinden sonra yapılır. O esnada iftitah duası okunur. Bu sekte. imam. ona uyan ve tek başına namaz kılan için müstehabtır. İkinci sektenin yeri Fatiha'dan sonra ve sure'den öncedir. Bu sekte, imam için müstahabtır. Şafiiler ve Hanbeliler: İmam bu sekteyi yaparken, ona uyanlar o esnada Fatiha'yı okusunlar ve bu sekteden gaye budur, demişlerdir. Üçüncü sektenin yeri. kıraat bittiği zaman ve henüz rüku'ya gidilmeden yapılır. Bundan maksad, rüku' tekbiriyle kıraat arasında bir ara vermek ve namaz kılanın nefes almasıdır
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resuluüah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı, imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız, okuduğu zaman susunuz; ğayril mağdubi aleyhim veleddallin dediği zaman ı amin, deyiniz, rükua gittiği zaman siz de rüku'a gidiniz, semi'allahu limen hamideh dediği zaman: Allahumme Rabbena ve lekel hamd deyiniz. Secde ettiğiniz zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılınız.» Diğer tahric: Nesai: Not : Sindi: Müslim, bu hadisi sahih saymıştır. Bunu zayıf gösterenlerin sözlerine itibar edilmiş, demiştir
Hadis 847 — Sunan Ibn Majah 5:45
SahihSahihSahihSahih Muslim
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي غَلاَّبٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا قَرَأَ الإِمَامُ فَأَنْصِتُوا فَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ أَوَّلَ ذِكْرِ أَحَدِكُمُ التَّشَهُّدُ " .
Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: İmam okuduğu zaman, siz susunuz. İmam oturduğu zaman her hangi birinizin ilk zikri teşehhüd olsun.»" AÇIKLAMA : Müslim, bu hadisi uzun bir metin halinde rivayet etmiştir. Onun rivayetinde: ....''İmam okuduğu zaman susunuz." cümlesi yoktur. Müslim; Cerir'in, Süleyman aracılığıyla Katade (r.a.)'den yaptığı rivayette mezkur cümlenin bulunduğunu söylemiştir. Müslim'in arkadaşı Ebu İshak demiştir ki: Ebu'n-Nadr'ın kız kardeşinin oğlu Ebu Bekir, bu hadis hakkında bir söz söyledi. Müslim, Ona: Sen, hıfzı Süleyman'dan daha kuvvetli adam mı istiyorsun? dedi. Ebu Bekir (r.a.), bu sefer Ona şunu sordu: Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisine ne dersin? Müslim; Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi sahihtir, dedi. Ebu Hureyre' (r.a.)'in hadisinden maksad; onun, merfu' olarak rivayet ettiği: "Ve imam okuduğu zaman susunuz." hadisidir. Müslim: Bu hadis bence sahihtir, deyince; Ebu Bekir (r.a.) Ona: O halde bunu niçin kitabına almadın? diye sordu. Müslim: Ben, kendimce sahih olan her şeyi buraya koymuş değilim. Ben, buraya ancak ulama'nın ittifak ettikleri hadisleri koydum, dedi. Nevevi, bu hadisin açıklamasını yaparken şöyle der: ''Bilmiş ol ki; 've iza kerea fe ensitu..' ziyadesinin sıhhati hakkında hadis hafızları ihtilaf etmişlerdir. Beyhaki'nin Sünen-i Kebir'de Ebu Davud-i Sicistani'den rivayet ettiğine göre. bu ziyade mahfuz değildir. Keza Beyhaki aynı durumu Yahya bin Main, Ebu Hatim er-Razi, Darekutni ve el-Hafız Ebu Ali en-Nisaburi' den nakletmiştir.' Beyhaki'nin dediğine göre Ebu Ali el-Hafız: Bu lafız mahfuz değildir. Süleyman et-Teymi bu lafzı ilave etmekle Katade (r.a.)'in bütün arkadaşlarına muhalefet etmiştir. Şu lafızların Süleyman'ın ilavesinin zayıflığı üzerinde toplanmış olmaları, Müslim'in bu ilaveyi sahih görmesine tercih edilir. Kaldı ki, Müslim bu ziyadeyi senedli olarak sahihinde rivayet etmemiştir.'' Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı da bu ziyade hakkında uzun uzadı konuşmuştur. 'Cehri namazda imam'ın arkasındayken kıraatı terketmek babı'nda verdiği bilgi özetle şöyledir: Hanefi alimlerinin, imamın arkasındayken kıraat yapılmayacağına dair gösterdikleri delillerden birisi de, Ebu Musa el-Eş'ari ve Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet edilen: 've iza kerea fe ensitu..' hadisidir. Ebu Hureyre (r.a.)'nin hadisini Tirmizi hariç, diğer Kütüb-i Sitte sahipIeri rivayet etmişlerdir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisini de Ahmed ve Müslim tahric etmişlerdir. Anılan iki sahabi'nin rivayet ettikleri hadislerde bulunup, Hanefi alimlerince delil olarak gösterilen mezkur cümle, hadis hafızlarmın ekserisi yanında mahfuz değildir. Mahfuz olduğu teslim edilse bile imam'ın arkasındayken okumanın yasaklığına delil gösterilmesi sıhhatlı değildir. Bunun çok yönden izahı vardır. Bunlardan birisi, mevcud hadisleri uzlaştırmak için bu cümlede emredilen susmak ile Fatiha'dan başka bir şey okumamak istenmiştir, şeklinde yapılan yorumdur. El-Hafız İbn-i Hacer, Fethu'I-Bari'de: 'Cehri naınazlarda imam'a uyan kişi, Fatiha okumaz, diyen Malikiler ve bu görüşteki alimler; 've iza kerea fe ensitu ' hadisini delil göstermişlerdir. Bu hadis sahihtir. Müslim, bu hadisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den tahric etmiştir. Fakat bu görüş'e delaleti yoktur, Çünkü cemaat, imam okurken, susmayı ve Fatiha'yı okumayı beraber yürütebilir, Şöyle ki: İmam Fatiha'yı okurken cemaat dinler. İmam sekte yapınca cemaat Fatiha okur, Ve imam sure okuyunca cemaat onu dinler, sure'yi okuma, Buhari, Cüz'ul-Kıraat'ta: Eğer bu hadis sahih olsaydı şöyle yorumlanabilirdi: Cehri namazlarda cemaat Fatiha'dan başka bir şey okumaz, imam'ı dinler. İmam sekte yaptığında cemaat'ın fatiha okuması, bu hadise aykırı degildir, demiştir.' der. Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra, cehri namazlar olsun, gizli namazlar olsun, bütün namazlarda imam'ın arkasındayken kişinin Fatiha okumasına hükmederdi. Üzerinde konuşulan hadisin ravisi de kendisidir
Hadis 848 — Sunan Ibn Majah 5:46
SahihSahihSahih
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِأَصْحَابِهِ صَلاَةً نَظُنُّ أَنَّهَا الصُّبْحُ فَقَالَ " هَلْ قَرَأَ مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ " . قَالَ رَجُلٌ أَنَا . قَالَ " إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " .
İbn-i Ukeyme (el-Leysi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Ebu Hureyre (r.a.)'den şunu söylerken işittim: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabma bir namaz kıldırdı. O namazın sabah namazı olduğunu zannediyorum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdan sonra: «Sizden her hangi bir kimse (benimle beraber) okudu mu?» diye sordu. Bir adam ; Ben (okudum) dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben, (içimde): Bana ne oluyor ki Kur'an (okumuşum) da benimle münazaa ediliyor, diyorum» buyurdu." AÇIKLAMA 849’da
Hadis 849 — Sunan Ibn Majah 5:47
SahihSahihSahih
حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ قَالَ فَسَكَتُوا بَعْدُ فِيمَا جَهَرَ فِيهِ الإِمَامُ .
İbn-i Ükeyme (r.a.)'den: O(nun) da Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiğine göre Ebu Hureyre (r.a.) : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı diyerek, yukarıdaki hadisin mislini söyledi ve ona şu ilaveyi yaparak,' dedi ki: Bundan sonra sahabiler, imam'ın açıktan okuduğu namazlarda sustular." AÇIKLAMA : Müellif İbn-i Mace'nin, kısmen ayrı iki senedie ve İbn-i Ukeyme (r.a.)'in bu hadisini ikinci senedie rivayet olunan metindeki ziyadeyle beraber Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'de rivayet etmişlerdir. Tirmizi, hadisin hasen olduğunu da söylemiştir. Ayrıca Malik, Şafii, Ahmed ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Hadisin manasına gelince; Ebu Hureyre (r.a.) Nebi (s.a.v.)'in kıldırdığı namazın sabah namazı olduğunu zannettiklerini söylemiştir .... Nebi (s.a.v.)'i ''Bana ne oluyor ... " ifadesi hakkında el-Menhel yazarı şöyle der: - ~ ''Bana ne oluyor... '' ibaresi, arap dilinde çeşitli manalara kullanılır. Bunlardan birincisi, kişinin, kendi nefsini kınamakta kullanılmasıdır. Mesela: Bana ne oluyor ki şöyle yaptım veya böyle ettim ... deniliyor. Yani: Yapmamalıydım, demek isteniyor. İkincisi: Bir adamın yaptığı bir işten hoşlanmayan bir kimsenin, failini kınamak maksadıyla bu ifadeyi kullanmasıdır. Mesela: Bana ne oluyor ki hakkım engelleniyor? Bana ne oluyor ki bana eziyet ediliyor ... gibi. Üçüncüsü: Sebebi meçhul olan bir şeyi tasvib etmemekte kullanılmasıdır. Mesela, adam: Bana ne oluyor ki falan işi anlayamıyorum? söyler. Hadiste üçüncü mananın daha münasib olduğu umulur.'' ''Kur'an'da bana münazaa ediliyor.'' cümlesine gelince: Peygamber (s.a.v.), açıktan kıraat ettiğinde cemaat'tan birisi de aynı ayetleri açıktan okuduğu için Peygamber (s.a.v.) meşgul etmiş ve sanki ayetleri Peygamber (s.a.v.)'in mübarek ağzından çekip çıkarıyormuş. Bu cümle bu durumu ifade etmektedir. Münazaa, karşılıklı çekişme ve iki tarafın birbirini mağlub etmek için karşılıklı gayret etmeleridir. Burada Peygamber (s.a.v.)'in açıktan kıraat ettiği ayetleri cemaat'tan birisi de açıktan okumakla Peygamber (s.a.v.)'in kıraatına müdahale etmiş, Onu meşgul etmiş ve adeta Ona galib gelmeye çalışmış sayılmıştır. İkinci senedle rivayet olunan hadisin sonundaki: ''Bundan sonra sahabiler...'' ziyadesi, tercemede Ebu Hureyre (r.a.)'in sözü olarak gösterilmiştir. Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayetlerinde bu ziyade: ........ şeklinde geçer. EI-Menhel. yazarı bu ziyadenin Ebu Hureyre (r.a.) veya hadis ravisi Zühri'ye ait olduğunu söylemiştir. Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı bu ziyadenin Zühri'nin sözü olduğunu söylemiş ve Zühri'nin arkadaşlarının bazılarının, bu ziyadeyi Zühri'nin sözü olarak rivayet ettiklerini bildirmiş ve: Bu cümle Zühri'nin kavlinden olup müdreçtir, demiştir. Ve hadis hafızlarının, bunun müdrec olduğunu sarahaten (açıkça) bildirdiklerini beyan etmiştir. Müellif İbn-i Mace'nin rivayeti de buna muhtemeldir, bu ziyade Zühri'nin sözü kabul edilince terceme şöyle yapılmalıdır: Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki: ResuluIlah (s.a.v.) bize ,namaz kıldırdı. Zühri, bir önceki hadisin mislini zikretti ve ona şunu ilave ederek dedi ki: 'Bundan sonra sahabiler, imarnın açıktan okuduğu namazlarda sustular.' EI-Menhel yazarı şöyle eler: ''Cehri namazlarda imama uyan kimse kıraat etmez diyen alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir. Kıraat etmesi vacibtir, diyen alimler ise bu hadisin delil olamıyacağını söyleyerek şöyle cevab vermişlerdir: Bir defa hadis zayıftır. Çünkü ibn-i Ukeyme (r.a.) hakkında ise söz edilmiştir. Diğer taraftan hadisin sonundaki ziyade müdrec olup kimisine göre Ebu Hureyre: (r.a.)'in sözüdür, kimisine göre de Zühri'nin sözüdür. Ebu Davud, bu husustaki ihtilafları da nakletmiştir. Beyhaki de ziyadenin müdrec olduğunu söyledikten sonra: Ebu Hureyre (r.a.), gerek cehri namazlarda ve gerekse gizli namazlarda imam'a uyan kimsenin kıraat etmesini emrettiği halde kıraatı terketmeye delalet eder. Bu hadisin Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayeti sahih olur mu? demiştir. Bir de şu husus vardır: Hadis, ihtilaf noktasının dışında kalır. Çünkü alimler arasındaki ihtilaf noktası, imama uyan kişinin gizli olarak kıraat edip etmemesidir. Bu hadiste reddedilen nokta ise, imama uyan kişinin açıktan okurnasıdır. Çünkü açıktan okuması halinde imamı meşgul etmesi, imamla münazaa durumuna geçmesi söz konusudur." EBU DAVUD RİVAYET’İ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Hadis 850 — Sunan Ibn Majah 5:48
HasanHasanZayıf
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ كَانَ لَهُ إِمَامٌ فَإِنَّ قِرَاءَةَ الإِمَامِ لَهُ قِرَاءَةٌ " .
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Namaz kılan bir kimsenin imamı bulunursa, imamın kıraati, onun için kıraattir.» Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadında Cabir el-Cu'fi bulunur ki, O kezzab'tır. Bu hadis Kütüb•i Sitte sahiplerinin rivayet ettikleri Ubade (r.a.)'in hadisine muhaliftir, deniliniştlr. Diğer tahric: Darekutni ve Tahavi AÇIKLAMA : İmam'ın arkasında namaz kılan kimse kıraat etmez, diyen alimlerin gösterdikleri delillerden birisi de bu hadistir. Tuhfetü'I-Ahvezi yazarı, 'Cehri namazıarda imama uyan'ın, kıranti terketmesi babı'nda şöyle der: 'İmam'a uyan kimse kıraat etmez, diyen alimlerin delillerinden birisi de Cabir (r.a.)'in bu hadisidir. Ben derim ki ; Bu hadisi delil göstermek sahih değildir. Çünkü hadis bütün tarikleriyle zayıftır. Ei-Hafız da Fethu'I-Bari'de bu hadisin hadis hafızları yanında zayıf olduğunu söylemiş, Darekutni ve başkalarının da aynı şeyi söylediklerini nakletmiştir. Hadisin sahih olduğunu teslim etsek bile, bizim birkaç cevabımız vardır. Bunlardan birisi şudur: Bu hadis Fatiha'nın okunmayacağına kesin delil değildir, Buna muhtemel olduğu gibi, sure kıraatına da muhtemeldir. Öte yandan imama uyanın Fatiha okumasının vacibliğine veya müstahsen olduğuna açıkça delalet eden Ubade (r.a.)'in ve başkalarının sahih rivayetleri ortadadır, Şu halde bu rivayetleri t.akdim etmek gerekir.' ALİMLERİN, İMAMA UYANIN FATİHA OKUYUP OKUMAMASI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ : EI-Menhel 'yazarının bu konuda verdigi malumat özetle şöyledir: 1- Ebu Hanife, Sevri, İbn-i Uyeyne ve Malikiler'den İbn-i Veheb ile alimlerden bir cemaat: Cehri ve gizli hiç bi'" namazda me'mum (imama uyan kişi) bir şey okumaz. Yani ne Fatiha ne ele sure. Delilleri ise: a) Darekutni'nin AbduIIah bin Şeddad'dan, mürsel olarak, rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: ''Namaz kılan bir kimsenin imam'ı bulunursa. imam'ın kıraatı onun için kıraattir..'' İbnü'l-Humam: İlim ehlinin çoğunluğu yanında mürsel hadis, hüccet sayılır, Bunun hüccet olduğu kabul edilmese, Ebu Hanife sahih bir senedle rivayet ettiğine göre AbduIIah bin Şeddad, Cabir (r.a.) aracılığıyla merfu' olarak rivayet etmiştir. b) El-Hakim'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettiğine göre, bir adam Nebi (s.a.v.)'in arkasında namaz kılarken kıraat etmiş, Ashab'dan birisi de namazda kıraat etmemesini kendisine işaret etmiş, adam namazdan çıkınca kendisini uyaran zat'a: Sen, beni Resulullah (s.a.v.)'in arkasında kıraattan men mi ediyorsun? demiş ve nida etmiş, nihayet konuyu Nebi (s.a.v.)'e intikal ettirmişler. Nebi (s.a.v.) de: ''Kim imam arkasında namaz kılarsa. şüphesiz ki imam'ın kıraatı onun için kıraattır.'' buyurmuştur. c) Tahavi'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: "imam'ın kıraatı için sus. Çünkü namazda bir "meşguliyet vardır. imam'ın kıraatı sana kafidir. Keşke imam'ın arkasında okuyanın ağzı toprakla dolsaydı...'' d) Tahavi'nin rivayet ettiğine göre İbn-i Ömer (r.a.)'e: imam'ın arkasında bulunan kimse kıraat eder mi? diye sorulduğu zaman İbn-i Ömer (r.a.): 'Biriniz imam'ın arkasında namaz kıldığı zaman imam'ın kıraatı ona kafidir' demiştir. 2- İmam'a uyan kişi, gizli ve açık bütün namazların her rek'atinde Fatiha okumak mecburiyetindedir. Malik, Şafii , Ahmed ve ishak böyle demişlerdir. Evzai, Mekhul ve Ebu Sevr'in kavli de budur. Tirmizi: SahabileI'in ve tabiilerin alimlerinin ekserisinin kavli, imam'ın arkasındayken kıraat etmektir, demiştir. Bu görüşteki alimlerin delilleri 837 ile 843 nolu hadisler ve benzeri hadislerdir. Bunlar: Bu hadisler umumidir. imam'a uyan kişiyi bu hükümden müstesna kılacak açık bir delil yoktur. Bu sebeple. imama uyan kimse de hükme tabidir, demişlerdir. 3- Malik. İbnü'l-Mübarek. İshak ve Zühri'ye göre imam'a uyan kişi, gizli namazlarrla kıraat eder, cehri namazlarda etmez. Bunlar : ''Kur'an okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz.'' ayetini delil göstermişlerdir. İbn-i Abdi'l-Berr: Ayetin bu mamida indiği hususunda ihtiIaf yoktur. Bilindiği gibi bu durum, cehri namazda olur, Çünkü gizIi namazda imam'ın kıraatını dinlemek mümkün değildir. Bu nedenle ayet cehri namazlar hakkındadır. Nerede Kur'an okunursa, orada dinleyip susmanın kasdedilmediği hususunda alimler ittifak etmişlerdir. Ayette kasdedilen yer namazdır. Nebi (s.a.v.)'in imam hakkında; ..... hadisi, ayetin böyle yorumlanmasına şahadet eder, demiştir. Ayetin namaz hakkında varid olduğunu, Beyhaki'nin Mezahib'den rivayet ettiği şu mealdeki hadis de te'yid eder: 'Ensardan bir adam, Nebi (s.a.v.)'in arkasında namaz kılarken kıraat etmiş, bunun üzerine"nezkur ayet naziI olmuştur. Bunların delillerinden birisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'in (847 nolu) hadisi ve Ebu Hureyre (r.a.)'in (848 nolu) hadisidir. 4- Hanbeliler'e göre imam'a uyan kişi, gizli namazlarda ve imam'ın kıraatını işitmediği açık namazıarda kıraat eder, imam'ın kıraatını işittiği açık namazlarda kıraat etmez. Yukarıda anlatılan görüşler gerek gizli ve gerekse açık namazlarda imam'ın arkasındakilerin Fatiha okumasının vacibliğine hükmeder. AIimlerin görüşü, delil bakımından açık olan görüştür. Çünkü Fatiha okumasına ait hadisler umumidir. Bunun, imam'a ve tek başına namaz kılana mahsus olduğunu söyleyenlerin elinde kuvvetli bir delil yoktur. ''Kim imam'ın arkasında namaz kılarsa. imam'ın kıraati onun için. de kıraattır.'' mealindeki hadis umumidir. fatiha'yı ve sureyi kapsar. Fatiha'nın gerekIiliğine delalet eder. Hadislerle hususileştirilmiş olur. Yani imam'ın Fatiha'dan başka kıraatı, kendisine uyanın kıraatı yerine geçer. Yukarıdaki ayet de umumidir. Fatiha'yı diger sure ve ayetlerini kapsar. O da Fatiha ve Kur'an'ı okumanın gerekliliği hakkındaki hadislerle hususileştirilir. İmama uyan kişi, imam'ın okuduğu sureyi dinler. Ayrıca sure okuması gerekmez. Kaldı ki cehri namazda imam Fatiha okurken, me'mum (uyan kişi) onu dinler. İmam Fatiha'dan sonraki sekteyi yapınca, me'mum, bu arada Fatiha okur. Şu da vardır ki: Alimlerin bir kısmı ayeti hutbe hakkında yorumlamıştır. Hutbede Kur'an okunduğu için, ona Kur'an adı verilmiştir. Bu yoruma göre, ayetin, namazdaki kıraatla ilgisi yoktur. Bir kısım alimler de ayeti, namazda iken konuşmanın terkedilmesi manasına yorumlamışleırdır. Beyhaki'nin Ebu Hureyre ve Muaviye (r.a.)'den rivayet ettiğine göre ilk zamanlarda halk, namaz içinde konuşurlardı. Bunun üzerine mezkur ayet inmiştir. Bu hadis; ayetin, namaz esnasında konuşmanın yasaklığı hakkında olduğuna delalet eder. İmama uyan kimsenin Fatiha okumasının vacib olduğunu söyleyenler, Fatiha'nın okunacağı yer hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: İmam, ayetler arasında sekte ederken; diğer bir kısım alimler de: İmam,.fatiha'dan sonra sekte ederken me'mum (uyan kişi) Fatiha okur demişlerdir. En-NeyI yazarı: Hadislerin zahirine göre imam kıraat ettiği zaman me'mum da Fatiha okur. Mümkün olursa, imam sükut ederken me'mum Fatiha okumalıdır. Böyle yapması, daha ihtiyatlıdır. Ve bu takdirde icmaı tutmuş olur. Yani bütün alimlerin görüşlerine uygun hareket etmiş olur, demiştir.'' DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞLERİ Yukarıda muhtelif mezhebIere mensub alimlerin görüşlerini ve görüşlerine mesned olan delilleri el-Menhel'den kısaca naklettik. Şimdi ise dört mezhebin görüşlerini çok kısa olarak el-Fıkıh Aletl-Mezahibi'l-Erbaa'dan naklen bilginize sunalım: 1- Hanefi mezhebine göre imam'ın arkasında namaz kılan kimsenin gizli ve açık namazlarda kıraat etmesi, tahrimen mekruhtur. Büyük sahabilerden 80 zattan me'mumun kıraat'tan men edilmesi nakledilmiştir . 2- Şafii mezhebine göre imam'a uyan kimsenin,bütün namazların her rek'atinde Fatiha okuması farzdır. Ancak mesbuk yani bir Fatiha okunacak zamandan daha az bir zaman kaldıktan sonra imam'a uyan ve taharrüm tekbirinden sonra Fatiha okumaya fırsat bulmadan, imam rüku'ya varınca mesbuk Fatiha'yı bitirmeden veya Fatiha'dan hiç bir şey okuyamadan imamla rüku'a varır ve o rekat'ın Fatihasından muaf tutulur. 3- Malikiler'e göre imama uyan kişinin gizli namazlarda kıraat etmesi mendubtur, cehri namazlarda mekruhtur. Ancak cehri namazlarda da okunmasını gerekli gören alimlere muhalefet etmekten sakınmak maksadıyla bu namazlarda da okumak mendubtur. Hanbeli mezhebine göre imama uyan kişinin gizli namazlarda kıraat etmesi müstehabtır. Cehri namazlarda, imam'ın sektelerinde okumak, yine müstehabtır ve cehri namazlarda imam kıraat ederken me'munun (imam'a tabi olan'ın) okuması mekruhtur. Dört ve üç rek'atlı farz namazların ilk iki rek'atında ve sabah namazının her iki rekatında Fatiha'dan sonra Kur'an'dan bir parça okumak, dört mezhebin ittifakıyla matlubtur. Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhebIerine göre bunun hükmü sünnettir. Hanefi aliinleri muhalefet etmişlerdir. Onlara göre bir sure veya üç kısa ayet yahut uzunca bir ayet okumak vacibtir. Bu hüküm, İmam ve .münferid olarak namaz kılana aittir. Me'mum Fatiha okumadığı gibi sure de okumaz. Şafii mezhebine göre imam; münferid ve me'mumun, mezkur rek'atlerde en kısa bir ayet bile olsun Kur'an-ı Kerim'den bir şey Okumaları sünnettir. Bu konu, geniş izahat ister. Ayrıntılı bilgi isteyenlerin Fıkıh Kitablarına müracaat etmeleri gerekir
Hadis 851 — Sunan Ibn Majah 5:49
SahihSahihSahihSahih Bukhari
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Okuyucu 'amin' demek istediği zaman siz de amin deyiniz. Çünkü melekler: amin derler. Her kim ki, onun 'amin' demesi, meleklerin amin demesine denk gelir, onun geçmiş günahı bağışlanmış olur.»
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Okuyucu, amin demek istediği zaman siz de amin deyiniz. Çünkü her kim ki amin demesi meleklerin amin demesine denk gelirse, onun geçmiş günahı bağışlanmış olur.»