Abdullah b. Muğaffel (radıyallahü anh)’den aktarıldığına göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Biriniz yıkandığı yere idrarını yapmasın şüphe ve vesvesenin birçoğu bundandır.” (Nesâî, Tahara: 32; İbn Mâce, Tahara:12) konuda; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bir sahabesinden de rivâyet vardır. Bu hadis gariptir. Merfu olarak sadece, A’ma Eş’as denilen Eş’as b. Abdullah’ın rivâyetinden biliyoruz. sahiplerinden birçoğu yıkanma yerine idrar yapmayı hoş görmemişlerdir. Temizlikle alakalı pek çok vesvese ve şüphenin bu işten kaynaklandığını söylemişlerdir. Bir kısım ilim sahibi ise buna izin vermiştir. İbn Sirîn bunlardan biridir. Kendisine; vesvesenin ve şüphenin birçoğu yıkanma yerine idrar yapmaktan ileri gelirmiş dendiğinde: Bu işin garipliğini kabul edercesine: “Rabbim Allah’tır, O’nun ortağı yoktur” dedi. Mübarek der ki: Yıkanma yerinde su akıp gidiyorsa idrar yapılabilir. İbn Mübarek'in bu sözünü Ahmed b. Abde el Âmulî’den, İbn Hıbban ve Ahmed b. Hanbel rivâyet etmiştir
Tirmizi: Bu hadis Zeyd b. Halid, Ebu Seleme, Muhammed b. İbrahim, Muhammed b. İshak yoluyla rivayet edilmiştir. Ebu Seleme’nin, Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid, ikilisinden rivayeti yanımda daha sahihtir. Bu hadis başka yollarla da Ebu Hureyre'den rivayet edilmiştir. Pek çok yönden rivayeti bu hadisi sahih hale getirmiştir. İmam-ı Buhari ise; Ebu Seleme’nin, Zeyd b. Halid’den rivayetini daha sahih kabul eder. Tirmizi: Bu konuda Ebu Bekir, Ali, Aişe, İbn Abbas, Huzeyfe, Zeyd b. Halid, Enes, Abdullah b. Amr, İbn Ömer, Ümmü Habibe, Ebu Ümame, Ebu Eyyub, Temam, İbn Abbas, Abdullah b. Hanzale, Ümmü Seleme, Vasile ve Ebu Musa’dan da rivayet edilmiştir
Zeyd b. Hâlid el Cühenî (radıyallahü anh)’den aktarıldığına göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim dedi: “Ümmetime zorluk vereceğinden korkmasaydım her namaza başlamadan misvâk kullanmalarını emreder, yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirirdim.” (Ebû Dâvûd, Tahara: 25) Râvîsi Ebû Seleme dedi ki: Zeyd b. Hâlid misvâkı katiplerin kulaklarına kalem koydukları gibi koyarak, namaza katılırdı. Namaza başlamadan misvâkını kullanır sonra misvâkı yerine kor ve namazına başlardı. Bu hadis hasen sahihtir der
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Biriniz gece uykusundan uyandığında elini iki yada üç sefer yıkamadan su kabının içine sokmasın çünkü elinin nerede gecelediğini bilemez.” (Nesâî, Gusul: 29; Ebû Dâvûd, Tahara: 49) konuda İbn Ömer, Câbir ve Âişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Bu hadis hasen sahihtir der. Her uykudan kalkan kimsenin elini yıkamadan abdest kabına daldırmamasını severim. Yıkamadan elini daldıran kimseyi hoş görmem. Elinde necaset olmaz ise su bozulmaz. b. Hanbel: Gece uykusundan uyandığında elini yıkamadan önce abdest kabına daldırırsa o suyun dökülmesi hoşuma gider. Gece veya gündüz uykusundan uyanan kişi elini yıkamadan abdest kabına elini daldırmasın
Ebû Sûfyân b. Huveytib (radıyallahü anh), ninesinden o da babasından bize bildirdiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim buyurdular ki: “Abdest’e başlarken besmele çekmeyen kimsenin abdesti yoktur.” (İbn Mâce, Tahara: 29; Nesâî, Tahara: 41) konuda Âişe, Ebû Saîd, Ebû Hüreyre, Sehl b. Sa’d ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. ve Ahmed b. Hanbel: Bu konuda isnadı daha sahih bir hadis bilmiyoruz diyorlar. Abdest alan besmeleyi bilerek terk ederse abdestini yeniler unutarak ve te’vile giderek terk ederse abdesti caizdir diyor. b. İsmail: Rebah b. Abdurrahman’ın hadisi bu konudaki hadislerin en iyisidir. Rebah b. Abdurrahman, büyükannesinin babasının adı Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’dir. Ebû Sifal el Mürrî’nin adı ise, Sümâme b. Husayn’dır. Rabah b. Abdurrahman, Ebû Bekir b. Huveytıb’dır. Bazıları dedesine nispet ederek, Ebû Bekir b. Huveytıb diyerek rivâyet ettiler
Hasan b. Ali el-Hulvani'den Yezid b. Harun'dan Yezid b. Iyad'dan Ebu Sifal el-Murri'den, Rabah b. Abdurrahman b. Ebi Süfyan b. Huveytib'den Büyük annesi Said b. Zeyd'in kızından, Babasından, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet edilmiştir: “Abdest’e başlarken besmele çekmeyen kimsenin abdesti yoktur.” Diğer tahric eden: İbn Mace, Tahara
Seleme b. Kays (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Abdest alırken burnuna su verdiğinde burnunu temizle. Abdest bozduktan sonra su bulamadığında taşla temizleneceksen taş sayısını tek yap.” (Buhârî, Vudu: 26; Nesâî, Tahara: 72) konuda Osman, Lakît b. Sabire, İbn Abbâs, Mıkdam b. Ma’dıkerib, Vâil b. Hucr ve Ebû Hüreyre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Seleme b. Kays’ın hadisi hasen sahihtir. İlim ehli, ağıza ve buruna su verme konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı ağız ve buruna su vermeyi terk eden, namazını iade eder, derler. Abdest ve guslü de iade eder demişlerdir. İbn ebi Leylâ, Abdullah b. Mübarek, Ahmed ve İshâk bu görüştedirler. b. Hanbel der ki: Abdest için buruna su verip sümkürmek ağıza su vermekten daha gereklidir. İlim sahibi bir gurup, abdestte iade etmez; gusülde terk edilirse guslün yenilenmesi gerekir derler. Sûfyân es Sevrî ve Küfelilerin görüşü böyledir. bir gurup ise: Ağız ve buruna su vermeyi unutan ne abdestte nede gusülde iade gerekmez çünkü ağıza ve buruna su vermek işi Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünnetidir. Mâlik ve Şâfii’nin sonraki görüşü de böyledir
Abdullah b. Zeyd (radıyallahü anh)’den rivâyet edilmiştir, dedi ki: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir avucuyla ağzına ve burnuna su verdiğini gördüm. Bunu üç defa yaptı.” (Buhârî, Vudu: 25; Nesâî, Tahara: 94) Bu konuda Abdullah b. Abbâs’ın hadisi de vardır. Abdullah b. Zeyd’in bu hadisi hasen garibtir. Mâlik, İbn Uyeyne ve başka bir kimse bu hadisi Amr b. Yahya’dan rivâyet ettiler ve: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir avuçtan ağzına ve burnuna su verdi” bölümünü zikretmediler. Bu bölümü sadece Hâlid b. Abdullah zikretmiştir. Hadisçiler yanında bu kimse sika ve hafızdır. ilim sahibi kimselerde: “Bir avuçla hem ağza hem de buruna su vermek yeterlidir.” Derken bir kısmı da: “Bu işin ayrı ayrı yapılması bize daha hoş gelir” demektedirler. Ağıza ve buruna su vermek tek avuçla olursa caizdir; fakat ayrı ayrı yapılırsa bu daha hoştur diyor
Hassan bin Bilal (r.a.), şöyle anlatmıştır: Ammar bin Yasir’i gördüm abdest aldı sakal aralarına su geçirdi. Bunun üzerine o'na soruldu -veya ben o'na sordum dedi: “Sakalının aralarına su mu geçiriyorsun?” dedim. Ammar: “Ne mani var ? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sakalının arasına su geçirdiğini gözlerimle gördüm.'' dedi. Diğer tahric eden: İbn Mace, Tahara
Hassân b. Bilâl (radıyallahü anh), Ammâr’dan aynı hadisi rivâyet etmiştir. (İbn Mâce, Tahara: 50) Bu konuda Osman, Âişe, Ümmü Seleme, Enes, İbn ebi Evfâ ve Ebû Eyyûb’tan da rivâyet vardır. İshâk b. Mansûr’dan işittim şöyle diyordu: Ahmed b. Hanbel ve İbn Uyeyne şöyle demişlerdir. “Abdulkerim, sakal aralarına su geçirme hadisini Hassân b. Bilâl’dan işitmemiştir.” b. İsmail: Bu konuda rivâyet edilen en sahih hadis Âmir b. Şakîk’ın, Ebû Vâil ve Osman’dan rivâyet ettiği hadistir. Sahabe ve tabiin alimlerinin çoğunluğu sakal aralarına su geçirilmesi kanaatindedirler. Şâfii de aynı görüştedir. b. Hanbel: Sakal arasına su geçirmeyi unutanın abdesti caizdir. Unutarak ve tevil ederek terk ederse abdesti caizdir, bile bile terk ederse abdesti iade eder